AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMINI ATATÜRK’E BAĞLILIKLA KUTLAYACAĞIZ!

Mustafa Kemal Atatürk,“Ben size manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır” demiş; yaptığı devrimlerle dogmalardan, siyasallaşacak inançtan uzak durmamız gerektiğini göstermiştir. 20.yüzyıla dünyada eşi az görülen büyük devrimlerle damgasını vuran Mustafa Kemal Atatürk, padişahın “ümmi ümmet kul”u olan erkeklere, “besleme, odalık, cariye” bilinen kimliksiz kadınlara; geleceğin umudu çocuklara özgür düşüncenin, halk egemenliğinin, her inanç ve kökenden bireyin güvencesi olan laik eğitimle yurttaş kimliği kazandırmıştır. Türkiye Cumhuriyeti ülkesinde ve dünyada onurlu, saygın bireyler olarak yaşayan; kendi buğdayından ekmeğini yapan, yerli malıyla borçsuz yaşayan, yeni yazı ve dille Halk Mekteplerinde okuryazar olan halka, çağdaş dünya ile yarışma yollarını açmıştır. Kurtuluş Savaşından önce çoğu aydının “meçhul ülke” bildiği, yüzyıllarca unutulan, eğitimsiz ve yoksul bırakılan Anadolu’yu şahlandıran, görkemli bir utkuya ulaştıran; bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk, her zaman halka inanmış; her zaman doğruları söylemiştir. Onu padişahlar, hilafet yanlıları, yayılmacılar; hiçbir güç kandıramamıştır..

Mustafa Kemal Atatürk, "Ulusun oyuna ve istencine dayanan her işin sonunun, ulus için iyilik ve mutluluk olacağı kesindir” demiştir. Son yıllarda ulusun "oy"unun, ulus istenciyle örtüşmediğini gösteren akılla, laiklikle, bilimle, adaletle, sanatla, demokrasiyle çelişen olayları, uygulamaları kaygıyla izliyoruz. Cumhuriyet öncesinde okuryazar oranı yüzde 60-70’ti yalanına sarılan; eğitimin dinselleştirilmesine, üniversitenin susturulmasına; yargının ve basının siyasallaşmasına çanak tutanlara Atatürk’ün sözlerini anımsatalım:

“Adalet dilenmekle ve başkalarını kendine acındırmakla ulus işleri, devlet işleri görülemez; ulusun ve devletin onuru ve bağımsızlığı güven altına alınamaz. Adalet dilenmek ve acındırmak gibi bir ilke yoktur. Türk ulusu, Türkiye’nin yarınki çocukları, bunu bir an us­larından çıkarmamalıdırlar. Tam bağımsızlık demek, kuşkusuz siyaset, maliye, ikti­sat, adalet, askerlik, kültür... gibi her alanda tam bağımsızlık ve tam özgürlük demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, ulusun ve ülkenin gerçek anlamıy­la bütün bağımsızlığından yoksunluğu demektir.”

30 Ağustos, yakın tarihimizin dönüm noktalarından biridir. Başkomutan Mustafa Kemal'in önderliğinde utkuyla sonuçlanan Büyük Taarruzun 95. yıldönümünü içerde ve dışarda “tam bağımsızlık ve tam özgürlük”lüklerin tehlikelerle kuşatıldığı bir ortamda kutluyoruz. Atatürk'le, laiklikle, devrimlerle hesaplaşan, inancı ve köken ayrımını siyasaya araç yapanlar Çanakkale’den Lozan’a ulaşan utkuları, ulusal ve evrensel değerleri, bayramları yok sayma aymazlığı içindedir. Laik cumhuriyeti temsil edenlerin dinsel kavramlarla örülü dil kullanımı, her sözü ve eylemi dinsel/partisel etkinliklere dönüştürmesi, dinsel kurallarla baskılanan eğitim, üniversitenin sus(turul)ması, gerçekleri perdeleyen basın; adalet arayışında düş kırıklığı yaşatan yargı bayram coşkumuzu engelleyemeyecektir.  

30 Ağustos Zafer Bayramında her zaman olduğu gibi Atatürk'le buluşacağız; Atatürkçü düşüncede birleşeceğiz. Bu duygularla ulusumuzun 30 Ağustos Zafer Bayramını kutluyoruz!

                                               Dil Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, Yazar

                                                                      Sevgi Özel


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter