AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Yayın Yönetmeninden

 

ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ - Ekim 2017
 

SÖZ AYRI BİR GÜZELLİK

                     Ertuğrul Özüaydın

 

Aklımızda yeşeren bir düşünceyi ya da olayı dilin sözdizimi kurallarına uygun olarak karşımızdakine aktarmak hepimizin yapması gereken ve elinden geldiği kadarıyla edindiği bir alışkanlığa dönüşmüştür. Anlatımın başarıya ulaşması konuştuğumuz dili bilmek kadar biraz da dilbilgisi kurallarını öğrenmeyi gerektirir. Anlamlı bir şeyler söyleyebilmek bakımından sözcükler de bize yardım eder. Burada duygu ve düşüncelerini, görüp bildiklerini aktaran bir kişi gönderen konumundadır. Dinleyen kişi ve kişilerse alıcıdır. Söyleyen söylediğini duru, açık ve kesin biçimde aktarmalıdır ki anlaşılabilsin. Sözcüklerden söze akarız, anlama gideriz. Okuyucu ya da dinleyici sözcükler arasında kurduğu bağıntıyla anlatılmak isteneni doğru algılayabilsin diye. Dağınık ve gereksiz konuşmalarsa etki ve sonuçları bakımından bir anlatım sorunu yaratır. Ancak yalın ve özlüce anlatımla sözü anlaşılır kılabiliriz. Anlattığımızı bir daha anlatmak zorunda kalmayız. Dilini iyi bilmek, dilini nitelikli kullanmaktan geçer ve biz bunu daha erken yaşlarda öğrenebiliriz.

Başlangıçta dilimiz toplumun en küçük kurumu sayılan ailenin kendi içindeki tutum ve ilişkileriyle biçimlenip, gelişir. Elbette yaşadıkları toplumun, kültür ve geleneklerinin kişinin diline doğrudan etkisi de kaçınılmazdır. Bireylerin sesleniş biçimleri, söyleyiş tonları, hece vurguları önceleri ailesinden, sonrasında yakın çevresinden diline yerleşir. Aile sorumluluğu üstlenen anne babanın duyarlıklı, sevecen ve anlayışlı bir dil kullanmalarıyla, şiddet ve öfke dolu bir söylem geliştirmeleri arasında çok açık fark vardır. İşte böyle bir farkın yetişmekte olan bireyin diline ve davranışlarına yansıması bizi şaşırtmayacaktır. Katı ve kaba söylemin baskıladığı yaklaşımla, incelikli dil tavrı, dilin gelişim sürecinde üzerinde durulması gereken noktalardan biridir diyebiliriz. Anlamadığım bir şeyi yeniden yeniden söyleyip açıklamak sabrını gösteren anne ve babanın çocuklarına özel ilgilerini bu nedenle her zaman değerli bulmuşumdur. Bu yönüyle dil aramızdaki sevgi bağlarını güçlü kıldığı kadar iyi bir konuşma ve anlatma yetisi kazandıracaktır.

Anadilimizin yerine oturmasında ve daha üstün kullanılmasını öğrenme yolunda en uygun yerler eğitim kurumlarıdır. Okulları yalnızca bilgi veren kurumlar olarak göremeyiz. Ayrıca dilini iyi konuşan öğrenciler yetiştirmek konusunda katkıda bulunmaları eğitim çalışmaları arasındadır. Kendi dilimizin kendine özgü yapısal özelliklerini ve uyduğumuz tüm kuralları biz okullarda öğreniriz. Bunun sonucunda güzel konuşabiliriz.

Sözcükleri yerli yerinde söyleyen ve dilini ustaca kullanan öğretmenlerin derslerini daha kolay ve etkili anlattıklarını hepimiz okul yıllarımızdan anımsarız. Açıklıkla ve anlaşılırlıkla anlattıkları konulara ilgimizi çekmeyi başarırlardı.Karmaşık öğeler arasında kolay bağlantı kurmamızı sağlayacak sözcüklerle konuşurlardı. Örneğin uzun tümceleri olmazdı. Bilgi kazandırmanın ötesinde sevgi ve saygıyla örülmüş dilleri bize daha içten gelirdi. İçtenlikli dilleriyle gönlümüzde taht kurmuş öğretmenlerimizin dersi bir başka dersti, ders dışında yerleri başka bir yerdi.

Öğretmenlik gücünü esip savuran seslenişlerle ya da küçük düşürücü sözlerle değersizleştiren öğretmenlerin öğrenci karnesi zayıftı. Ortaokulda Türkçe dersini yalın anlatım gücüyle üstün tutan Ayşe Öğretmenim aslında bizlere Türkçe aşılıyordu. Lise yıllarımda ders dışı çabasıyla bizi okumamız gereken klasik kitaplara yönlendiren Meral Öğretmenimi unutmadım. Dil, insanlar arasındaki anlaşmayı sağlayan bir araçtır demekle tanımı eksik bırakmış oluruz. Dilin anlatım gücü sevgi ve içtenlikle işlendiğinde arzulanan iletişim amacına ulaşmıştır.

Yazılı anlatımda bilgi ve görgünün yanı sıra yazmak eyleminin zorunluluklarını yerine getirmek gerekir. Tasarlanan bir konu üzerinde kişisel gözlem ve düşünceleri yazılı söylemek başka iştir. Yazılı anlatım sanatı ustalık ister, beceri ister. Yazın çalışmalarında, yazım kurallarının gözetilmesi etkin anlatım ve yaratım için düzenlenmiştir. Bir konu üstündeki görüş ve değerlendirmenizi bir başkasına yazılı aktarmak istiyorsanız dilbilgisi kurallarını bilmelisiniz. Ayrıca metin oluşturmanın temel ilkeleri, gözlem, araştırma gibi konularda donanımlı olmanız gerekir. Yazılı anlatımın kalıcılığı nedeniyle üstlendiği sorumluluk sözlü anlatımlardan çok daha ayrı yere konmalıdır.

Bir duygu ve düşüncenin dile getirilmesinde, bir konu açıklamada ya da bilgi verilmesinde söyleyiş ve anlatım biçimi böylesine önemlidir. Evde, okulda, sokakta bireyler arasında yaratılan duyarlı ve güzel bir dilin konuşulması ortak çabamızdır. Ağzı içinde sözü evirip çeviren, yuta yuvarlaya konuşan birisini anlamanın zorluğunu hepimiz iyi biliriz. Güzel anlatan birisi için dilimize yerleşmiş “su gibi”, “şiir gibi” konuşuyor deyişleri ne de güzeldir.

Kim olursa olsun, herkes genel anlamda Türkçeyi güzel ve anlaşılır konuşmak amacı taşımalıdır. Bu aynı zamanda topluca anlaşmak ve birbirimizi anlama yolunda atılacak önemli bir adımdır. Bütün yaşamını Türkçeyi geliştirmeye adamış, onlarca sözcük ve terim üretmiş, yüzlerce öğrenci yetiştirmiş, Türkçe sevdalısı Öğretmenimiz Emin Özdemir'i yitirdik. Türkçeyi duru su gibi konuşurdu. Bugün burada onu ve onunla birlikte diline sevgiyle bağlı kalmış, dilini incelikli kullanan, kullanmış herkesi saygıyla anıyorum.


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter