AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Yayın Yönetmeninden

 

ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ - Aralık 2017
 

KAFE KİTAP, KİTAP KAFE                    

Ertuğrul Özüaydın

 

Hava soğuk sayılmaz ama biraz serince. Gökyüzü kapalı. Yağmur yağacak gibi görünmüyor. Dergi, dernek, kitapçılar arasında koşuşturmaktan yorulmuşum. Şu kafede  oturup biraz dinlenmek en iyisi. Camlı kapıdan içeriye dalıyorum. Bahçede, sigara içen iki üç kişiden başka oturan yok. Geniş camın önündeki sarı koltuğu gözüme kestirdim. Günün bu saatinde çok kalabalık değil. Günlük gazetemi okur, dergileri karıştırırım. Burada daha önce oturmuşluğum, kahvelenmişliğim var. Temiz, sıcak bir ortam, sokağı görüyor.

Tam karşıda üç hanım oturuyor. İkisi büyükçe kalın bir kitabı karıştırıyor. Renkli bir fotoğrafı gösterip aralarında gevrek gevrek gülüşüyorlar. Önlerindeki sehpanın üstünde üst üste konmuş başka kitaplar da var. Sarışın olanı elindeki cep telefonuna öylesine kaptırmış ki çevresinde olup bitenin farkında değil. Telefonu iki eliyle tuşlarına uygun kavramış incecik parmaklarıyla tık tık bir şeyler yazıyor, yazmıyor da bir yerlere bir şeyler yetiştiriyor.

Kafenin içine şöyle bir göz gezdirdim. Karşılıklı iki uzun duvarın birinde eskiden görmediğim küçük bir kitaplık duruyordu. Buraya ne zaman yerleştirilmiş bilmiyorum.  Raflarda boy boy, renk renk kitaplar bir araya gelmişti. Ciltlisi ciltsizi, yenisi eskisi, sarısı kırmızısı bir başka hava katmış dükkâna. Buraya gelenlerin çoğunlukla öğrenciler, gençler ve aydınlar olduğunu düşünürseniz duvarlarında kitapların bulunması o kadar tuhaf karşılanmaz. Öyle ki oturanların arasında söz dönüp dolaşıp bir biçimde sanata, kültüre ve kitaba, okula gelirdi. Çay ve kahveyle birlikte her türden kitap ve gazete olanağı sunmak güzeldi. Acaba gördüğüm bu kitap ve dergilerin satışını da yapıyorlar mıydı?

Çay ocağının arkasında duran iki kişinin bakışları arasında, kalkıp kitaplığa doğru yöneldim. Okumasına okumayacağım, okumak istersem neler vardı görmek istedim.  Doğrusu şu karşıdaki hanımların sehpasında duran kitapları da merak ettim. Aldıkları kitapları şöyle bir karıştırıp ya da birkaç satır okuyup bırakacaklardır. Hafife almak için söylemiyorum, içinde ne var ne yok öğrenmek istemiş olabilirler. Belki onlardan biri şiir kitabıdır. Birbirlerine birer şiir okumak için alınmıştır kitaplar. Şiirin duygu yüklü hüzünlü sesini seviyor olabilirler.

Raflarda Türk edebiyatının eski ve ünlü adları hemen göze çarpıyordu. Kitaplığı oluşturan arkadaş Türk edebiyatını seviyor olmalı ya da Türk edebiyatı üzerine geniş bilgi sahibidir. Belki de “müslüman mahallesinde salyangoz satmak” istemeyen birisidir. Tek tek saymayacağım, sayamayacağım, sizin de hemen aklınıza gelen adlardı. Hiç ters karşılamıyorum seçimini, ayrıca bu adları ben de severek okudum. Bunlarla yetinmemiş dünya edebiyatının ünlenmiş kitaplarının çevirilerini de eklemişti. Rafları şiir, roman, öykü, deneme doluydu. Yazarlarımızı dükkanlarını süslemek için buraya taşıdılarsa üzülürüm. Kitaplar arasında hayli eşelendim. Şu ''İnce Memed'' i bitirebilmek için sanırım iyi bir okur buraya üç beş gün gelmeliydi.

Yanında küçük cevizli lokumu ve bir bardak suyla kahvem geldi. Bu ne güzel sunum, bu ne güzel incelik. Ağır ağır kahvemi yudumlarken duvarlardaki aynalara, resimlere ve duvar süslerine bakıyorum. İçeriye girerken yüzüme çarpan çay ve kahve kokusuna karışan şu çok sevdiğim kitap kokusunu nasıl da algılayamadım. Yoğun kahve kokusu ve benim kahve isteğim bastırmış olmalıydı.

Son yıllarda kafelerde dergi, kitap, gazete bulundurmak gibi bir uygulamadan söz edebiliriz. Geldiğim şu kafede karşılaştığım kahve ocağı, kitaplık bütünlüğü bu yüzden beni şaşırtmadı diyebilirim. Şehrin çoğu kafesinde aynı görüntüyle karşılaşabilirsiniz. Birçok kitapçıda da tersine bir durum doğmuştur. Artık kitapçılarımızın içinde iki üç masa da olsa oturacak bir yer ve arkasında bir çay ocağını görür olduk.

Kahvelerde, kafelerde gazete, kitap, dergi bulundurulmasına diyeceğim yok. Kitapçılarda çay-kahve sunulabilir. Okuma alışkanlığı edinmemiş insanımızda kafe-kitap, kitap-kafe ikilisi umarım olumlu katkı verir. O güzelim ahşap kitaplıklar, camlı dolapları, seramik kulplarıyla ve içindeki görkemli kitaplarla birlikte bir dekor olarak kalmazlar. Müşterilerin üstünde böyle bir hava yaratsın istemem. Bir fincan kahveyle birlikte okunacak şiir kitabının tadını alacağınız yerleri seçmenizi öneririm. Yüksek sesli müziğin yayıldığı, tavla şakırtıları arasında okuduğunuz kitabın derinliğini anlamaya çalışmaksa boşunadır. Kuru gürültü anlamı boğacaktır. Fokurdata fokurdata nargilesini çeken gediklilerine bırakınız bu yerleri.

Geçenlerde Cumhuriyet Gazetesi'nde okuduğum “Kütüphanesi Olmayana Ruhsat Yok” haberi aynı  konuyu işliyordu. Büyükçekmece Belediyesi yeni açılacak kafelere kitap okuma köşesi zorunluluğu getiriyormuş. Eskiden de kahvelerimizin ''okuma köşeleri'' yok muydu? Umarım insanların daha çok kitapla buluşmasını sağlayacak uygulama amacına ulaşır. Eş-dost buluşmalarında kitap okunur, tartışılır. Aynı zamanda kitapların ele geçirdiği kafelerimiz, yazarla okurun buluşup dertleştiği toplantılara ev sahipliği yapar niteliğe dönüşür.

Kahvemi içtim, ayrılmak için ayağa kalktığımda o sarışın hanıma takıldı gözüm. Ekran dünyasına dalıp gitmişti. Tık tık tıklıyordu.


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter