AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Yayın Yönetmeninden
 
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ - Şubat 2019

 

SANAL ÇEVRE

            Ertuğrul Özüaydın
 

Günlük yaşantımızda toplumu kuşatan ekran bağımlılığı düşündürücü boyutlara ulaştı. Televizyon, telefon, tablet, internet benzeri gibi yükselen değerlerin etkisi gittikçe hastalık derecesinde yayıldı. Örneğin en başta adını andığım televizyonun toplumsal konumumuzu nasıl belirlediğine bir bakalım. Dünya ölçeğinde yapılan karşılaştırmalarda RTÜK’ün açıkladığı verilere göre Türkiye’nin en çok televizyon izleyen ülkeler sıralamasında uzak ara birinciliği elde tuttuğunu öğreniyoruz. Diziler, magazin haberleri ve futbol maçları en çok izlenen program sıralamasında öne geçme yarışı içindeler. Her gün ortalama 330 dakika televizyon başındayız. Hangi ara kitap okuyacağız?

Eskiden beri alışkanlığımız olan televizyon, yarattığı etkiler konusunda tek değildir. İçinde bulunduğumuz şu dönemde teknolojik koşullar ister istemez ilişkilerimizin yönünü belirleyen en önemli güç durumuna gelmiştir. Gelişmiş cep telefonları yaygın kullanımıyla çok daha etkili bir alan yaratmıştır. Ekran bağımlılığı yalnızca genç kuşağı değil her yaştan her kesimden sınıfsal kökeni ne olursa olsun toplumun bütün üyelerini etkisi altına almıştır. Böylesi bağımlılık insanımızın dünyayı algılayış ve yansıtış biçiminin doğrudan düzenleyicisi durumuna gelmiş görünüyor.

Cep telefonlarının bir konuşma aracı olarak iletişimde kullanıldığı yıllar çoktan geride kalmıştır. Telefonun yeni işlevi daha da genişleyerek söylediğimiz konuda yeniden biçimlenmiştir. Başka bir deyişle her önümüze açılan ekran dünyaya başka gözle bakmamızın yeni olanağını sunmuştur. Hepimizin dünyaya kolay ulaşılabilirliği nedeniyle ekranlara yakınlığı giderek artmıştır. Bu yakınlık öyle bir noktaya varmıştır ki kişinin yaşamını yansıtan bir ayna göreviyle başka bir özellik gösterir. Başka bir anlam yüklenmiştir.

Teknoloji kullanımı toplumda bir o kadar yaygınlaşırken beraberinde çelişkileri, sorunları ve yozlaşmışlıkları da getirmektedir. Bunu ne teknolojiyi küçümsemek ne de kötülemek için söylüyorum. Büyük çoğunluğun ilgisini çeken durumun toplum içindeki yerini ve önemini belirtmek gereksiz. Sanal ortam çağımızın en büyük yeniliği olarak yerini aldı. Öyle ki dünya buradan bilim, sanat ve düşün alanında ürünler vermeye başladı. Artık bu gerçeklikle yaşamayı bilmeliyiz.

Araştırmalara göre cep telefonuyla haşır neşir bir toplum olduğumuz açıktır. Cep telefonu kullanıcıları günde ortalama yetmiş sekiz kez telefonuna bakarken bu ortalama Avrupa ‘da kırk sekiz kezdir. Cep telefonu bağımlılığı toplum düzenimizi etkilemiş bununla birlikte ilişkilerin belirleyici gücü konumuna yerleşmiştir. Akıllı telefon kullanımının aldığı boyut büyük ölçüde toplumun yeniden biçimlenmesiyle doğrudan etkilidir. İsteseniz de istemeseniz de bir kalıcılık kazanmıştır.

Artık ekranların görsel gerçekliği, şöleni dünyayı sarmıştır. Teknolojinin birikimi çağın önünü açmıştır. Sanal işleyişin gelişmesiyle birlikte insansal ilişkilerin gelişmesinde ve düzenlenmesinde yeni bir yön ortaya çıkmıştır. Toplumsal ilişkiler ayrım gözetmeksizin başka bir düzlemde başka bir hava yaratmıştır. Yalnızca izleyicisi kalamayız.

Kişisel, toplumsal davranışların sanal ortamda yeniden biçimlendiğini açıkça görebiliriz. Yüz yüze birbirini tanımayan, görmeyen insanlar ekranlardan birbirleriyle yazışıp tanışarak yeni beraberlikler yaratmıştır. Ben bu birlikteliklerin kendi içlerinde yarattığı oluşuma sanal çevre diyorum. Üyesi durumuna geldiği sanal çevrenin içinde bulunmaktan, sanal yakınlığından memnunluk duymaktadır. Toplumsal yapımızı oluşturan bu türden binlerce küçük alt gruplar kurulmuştur.

Kişisel eğilimlerini, düşüncelerini, beğenilerini bilmediği insanlarla kuracağı arkadaşlıkların ne kadar yüz yüze arkadaşlığa benzeyeceği bir başka tartışmadır. Ne kadar gerçeklikten uzak ne kadar yapmacık görünse de ortak bir alanda uzlaşma içinde sürmektedir. Ekranda kısa yoldan kurulan benzer arkadaşlıkların bir takım olaylar karşısında dağılması da kısa yoldan olacaktır. Oluşturulan topluluğu daha öteye taşıyabilecek katkıyı vermek her zaman kolay değildir. Candan bir arkadaşlık bağları kurulmadığından varlığı sürdürmek gereğini duymazlar. Her şey söylenenler ve yazılanlarda kalır.

Sanal çevrenin içinde kendine yer açan kişiler olaydan olaya, zamandan zamana göre değişen birçok şey söyleyebilir, ortaya attığı düşünceler doğruluktan uzak kendi dünya görüşüne dayanan varsayımlar içerebilir ya da duymaya alıştığımız genel bilgilerdir. Aralarında geliştirdikleri bir dil vardır. Yaygınlaşmış bu dil o kadar sıradan, özensiz ve aynı zamanda yavandır ki Türkçeyi bozan bir etki yaratır.

Belirli gruplar altında toplanmış ekrandan ekrana koşan bu insanların olağanüstü bir güç yarattıklarını söylemek yanlıştır. Genel çizgiler içinde özlemleri, düşleri ve yiyip içtiklerini paylaştıkları bu ekranlar toplumsal yarar sağlamamaktadır. Bununla birlikte kişiler zamanlarının çoğunu burada geçirmekteler. Orada yazıp söylenenleri okuyup, aklına o anda gelenlerle karşılık vermekteler. Güncel üzerinden söze söz yakıştırması gibidir. Karşılıklı atışmalar, takılmalar, türlü laf ebelikleriyle eğlenirler. Kalıcılığı olmayan yüz milyonlarca iletinin çöpe atılışıdır. Belki de böyle olması gerekmektedir. En kısa sürede doğup, beslenip, gelişip ve yok olması en doğrusudur.

Kimi eskimiş değerlere karşı çıkan sanal çevrelerin gelişen ortak düşünceleri, çağın birikimini ileriye taşıyabilir inancındayım. Bir iletişim aracı olmanın ötesinde toplumsal yapının kurulmasına katkı veren yönleriyle tarihte iz bırakabilir. Bu kaygı ile ekranlarımıza yeniden bakmak bir başka yaklaşım olsa gerek.


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter