AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Yayın Yönetmeninden
 
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ - Şubat 2020 
       

ŞİİRİ GÖRSEL KILMAK

                      Ertuğrul Özüaydın
 

Görsel şiir kavramı yakın geçmişte yazın dünyamıza kazandırılmış olsa da antik çağdan günümüze değin uzun bir yolculuğu vardır. Süslü harflerle geliştirilen yazı teknikleriyle birlikte canlı cansız nesnelerin resimlenerek yazılışı bir tür şiirsel hava içerir, Yüksel Pazarkaya‘nın belirttiği gibi ‘’Osmanlı bezemeciliği, el yazmacılığı ve güzel sanatlar ile yazının kaynaşması bu şiirin önekleri sayılabilir.’’ Ayrıca Divan Edebiyatında görselliği öne çıkaran şiirlerin yazıldığını biliyoruz.

Divan şairlerinden Sadıkı ‘’Kaside-i Sadıkı’’ şiirini bir servi ağacına benzetmiştir. O dönemde ağaç, gül, kuş, cami, kandil gibi nesneler çokça şiirlerde yer almıştır. Sadıkı, şiirsel duyarlılığını görselliğini öne çıkardığı servi ağacı üzerinden gösterir. Okurunu servi ağacı üzerinden düşünmeye çağırır. Şairin yarattığı özgün kompozisyon sanat yapıtını o yönde yorumlamamızı ve anlamlandırmamızı gerektirir. Şiiri bir başka açıdan değerlendiren konumuna yerleşir. Şiirin her dalı bir dizeden oluşmuştur. Geleneksel şiire yapısal bir yenilik kazandırmıştır; alt alta gelmesi beklenen dizeler bir ağaç gövdesine bağlanan dal dal dizeler biçimindedir. Gerçekten de alıştığımız dışında bir gürünümdür. Çizilebilmesi, çizerken yazılabilmesi, okunabilmesi, okurken çözülebilmesi ve anlaşılabilmesi öyle kolay değildir.

Cumhuriyet Dönemi şairlerinden Ercümend Behzad Lav’ın ‘’Korkuluk’’ başlıklı şiiri de böylesi bir görsel tasarımdır. Şiirdeki sözcükler tasarlanan metnin gelişen çizgisiyle ve öteki sözcüklerle ilişki içinde kurgulanır. Bu değişik anlatım yöntemiyle gözle görülür bir nesne ortaya koymak amaçlanmıştır. Aynı zamanda şairin görsel seçimi okurun şiiri anlamlandırmasına yardımcı olacağı düşüncesindeyim. Tasarladığı nesneyi ilk bakışta görme merkezine taşıyan şair, şiirsel niteliğin ve varlığın doğrudan bu nesne üzerinden değerlendirilmesine kapı açmıştır. Okurdan beklenen tasarımlanan nesneyle sözcükler arasındaki ilişkiler bağını çözüp şiiri kavrayabilmesidir. İlk okuyuşta bütünlüğü algılamak zor gelebilir. Aynı desen çevresinde dönmekte olan şiirin ilişkilerini görebilmek, çözebilmek ikinci üçüncü okumalarda kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Ercümend Behzad Lav kolları bacaklarıyla genel görünüşünü düzenlediği korkuluğun şapkasını da koymayı unutmamıştır. Böylesi değişik tasarlanan şiir örnekleri daha çoktur. Yazılmış ve yazılmakta olan örneklerin çokluğuna karşın görsel şiiri bir akım olarak tanımlayamayız.

Hüseyin Yurttaş’ın ‘’Hiroşimaya ellinci yılda ağıt’’ adlı şiiri görselliği öne çıkaran bir başka örnektir. Patlayan atom bombasından sonraki havaya yükselen toz ve gaz bulutunun oluşturduğu büyükçe bir mantar görüntüsünün belleğimizdeki yeri, bugün de silinmemiştir. Şiirde her sözcük, her dize bu görüntüyü elde edecek sözdizimi içinde yerini almıştır. Burada okurun önceden belirlenmiş bir düşüncenin üzerinde yoğunlaşması istenmektedir. Görsel ve imgesel tasarım eşzamanlı olarak gösteren durumdadır. Bu anlamda hem çizmek hem de yazmak gibi iç içe geçmiş iki eylemle bir konuyu tasarlamak oldukça zor bir iştir. Yazdığımız şiir kadar o konuda çizeceğiniz desen şiire bağlanmazsa boşlukta kalacaktır. Desenin yapıtın çözümlenmesine anlamlandırılmasına verdiği katkı ortadan kalkacaktır. Daha çok birbirlerini tamamladıklarını söylediğimiz ve yararlı olacağını düşündüğümüz şeyin zararı olacaktır. Temel öğesi desen olan şiirin o somut nesne çevresinde toplanması işlevseldir. Tüm bu örneklerde aynılık göze çarpar. Ahmet Telli’nin ‘’küçük yıldızın son baladı’’ adlı çalışması bir başka düzenleme olanağı sunması bakımından anılması gereken bir başka şiirdir.

Görsel şiir bildiğimiz dize yapısından uzaklaşarak görselliği öne çıkaran dizelerin bir araya geldiği şiirdir. Geleneksel şiirden farklılığı ilk bakışta göze çarpar. Bana göre günümüzde görsel şiir, bir şiirsel afiş tasarımına dek dayandırılmıştır. Somut şiir de görüntüye dayalı bir yapı geliştirmesi bakımından görsel türdedir. Ancak burada dilin harf, hece, söz öğelerinin alışılmışın dışında ve mantıklı olup olmamasına bakılmadan biçimlendirilip tasarımlanması söz konusudur. Somut şiirde amaçlanan seslerin nasıl gruplanacağı, harf ve hecelerin nasıl yerleştirileceğidir. Ses birimlerini bir araya getirerek görsel bir alan yaratırlar. Anlam kaygısı yoktur. Resimsel bir şiirdir, diyebiliriz. Oysa şairin işi şiiri resimlemek değildir, resmi şiirleştirmektir.

Somut şiirin ülkemizdeki en önemli temsilcilerinden Yüksel Pazarkaya’nın “ …yerleşik dili bütün kalıp ve kurallarıyla eytişimsel değişim sürecine sürmek… “ düşüncesi dilin kurallar dışına çekilmesinin açıklamasıdır. Burada şair, dil öğelerini kendi istediği düzende değerlendirir. Pazarkaya’nın “yarim yarim “ adlı somut şiiri böylesi bir örnektir “yarim” sözcüğünün harflere, hecelere parçalanarak ve yeniden birbirine bağlanarak bir yapı oluşturmasıdır, okuru yorumlama süresinde erotik belirsizliğe çekmesi bakımından ilginçtir. Odak noktasına kadın bedenini çağrıştıran bir görüntüyü yerleştirmesi sanırım böyle okumayı gerektirir.

Sözünü ettiğimiz örnekler dışında Nazım Hikmet, Can Yücel, Behçet Necatigil, İlhan Berk, Tarık Günersel ve başkaları görsel yapıtlar ortaya koymuştur. Görünen o ki bu tür şiirler deneysel olmaktan öteye gitmemiştir. Yeni bir bakış açısı olarak denenmiş; ama belli bir yere taşınmamıştır. Çünkü şiir sözün yanındadır. Söz sözce şiir yaratmaktır. Bir görünüm biçimlenmesi ve bu görünümün uyandırdığı çağrışımlar şiirin önüne geçemez. Yani şiir hiçbir zaman görsel tasarımın arkasında yer almaz. Bu yüzden şair için çizgi, bezeme, perspektif, afiş, desen uygulamalarından çok daha önemlisi söyleyiş kaygısıdır. Şiir yazmayı iş edinmiş herkes şiirin imgesel gücüne inanır. Şiiri sözcüklerin derinleştirmesi gerektiğini iyi bilir; çünkü okurun üstündeki etkisi sözün gücüyledir.

Şiirin genel kurallarından ayrılmak bir başka yazım teknikleriyle güzelliği incelemek işlevi bakımından yalnızca bir başka olanak olarak yorumlanabilir. Kendine özgü çizim tekniğinin estetik biçimde şiirde kendini yansıtıyor olması ancak şiirin çeşitliliğine bir örnek olarak katılabilir. Görsel şiir yüzyıllardır süregelen yaygınlaşmamış geleğene saygı gibidir. Şiirde bir yeri vardır, o kadar.

 

 
BAŞYAZI
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ
Haziran 2020 - 388. Sayı
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter