AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Yayın Yönetmeninden
 
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ - Mart 2020 
       

POSTER HEDİYELİ EDEBİYAT

                      Ertuğrul Özüaydın
 

İki binli yıllarda yayın yaşantısına katılan çok resimli, çok renkli dergiler yazın dünyamıza bir başka görüntü getirmiştir. Edebiyat dergisi deseniz ileri sürdüğünüz görüşe katılmazlar; ama ünlü şair ve yazarlarımızın boy boy göz kamaştırıcı fotoğraflarıyla sayfalarını süslemeyi severler. Dahası da onların eskimeyen sözlerini, dizelerini her fırsatta kullanmayı pek bilirler. İçeriğine baktığınızda Edebiyattan karikatüre, müzikten gazeteciliğe, bulmacadan gülmeceye her şey üzerine örneklerin bulunduğu düzenlemeyle karşı karşıya kalırsınız. Pek çoğumuzun yazın dergisi olarak görmediği bu dergilerin aslında bir tür ''boyalı yazın'' a dönüştüğünün sorgulanır ve tartışılır olması kaçınılmazdır. Çünkü küçük küçük metinler boyalı sayfalar üzerinde çok büyük alanlara yayılmıştır. Çoğu alıntı olan yazıların büyük bölümü şimdi aramızda olmayan şair ve yazarların çok bilinen bir deyişi ya da birkaç dizesidir ki bu küçük metinler sanki bir resim yazısının vuruculuğunu üstlenmiş gibidir. Duruma bu açıdan bakıldığında bir edebiyat ve sanat dergisinin yalın, açık niteliğinden uzaktır, diyebiliriz.

Dikkat edilirse yaratıların daha çok fotoğraf, desen, karikatür, resim içinde yer alması gibi bir düzen kurulmuştur. Oysa yazınsal bir yapıt, yaratı dilsel üründür. Konunun işlenişi doğrudan doğruya düşünsel ve dilsel öğelerle anlamlandırılır. Edebiyat görüntü değildir. Yazının en başat aracı dille kurgulanması, ortaya çıkması ve dilsel anlamıyla güçlenmesi yapıtın bütünlüğünü sağlamıştır. Sayfanın sayfaların tamamı içinde yazınsal ürünün arka planda kalması kabul edilemezdir. İlgili ilgisiz, benzeşen benzeşmeyen görsel ürünlerin altında eriyip giden metinlerin değerini o resimler artırmayacaktır. Ayrıca orada öyle göz alıcı yanlarıyla kendini görünür kılan görsel ürünümüz aslında kendi için hiçte fena olmayan bir yer kapmıştır. ''Maksat yeşillik olsun'' diyen Ot dergisinin yazıya oranla görselliği önemsemesini başka nasıl yorumlayalım? Nasıl adlandırabiliriz?

Günümüze değin edebiyat dergilerine baktığımızda yazıya, yazınsala özgü bir biçimi koruduğunu, sürdürdüğünü biliyoruz. Elbette bu dergileri hazırlayanlar şiir ve düzyazıların arasına metini destekleyen görsel ürünler yerleştirmiştir. Bu türden görseller yazıyı anlamlandırmış ayrıca yazıyı güçlü kılmıştır. Aynı sayfaya getirdiği devinim ayrı bir ilişkiyi belirlemiştir. Sayfayı böyle bir düzene sokmayı yazı ve görsel üstünden birlikte sürdürdüğümüzde okura anlamı anıştıran, çağrıştıran yeni kapılar açıyorsunuzdur. Yaptığımız işe biçimcilik diyemeyiz. Görsel ürün yazının önüne geçmemiştir. Rahatsız edici boyutlardaki resimler sayfayı sayfaları kaplamaz. Yoksa süslenmişlik içinde yazınsal öğelerin işlevi ve değeri yönünden bir düşüş başlayacaktır. Kendi başına sanatsal varlığını öne çıkaran desen ve çizginin gerçekliğini söylediklerimin dışında tutuyorum.

Sözünü ettiğim bu dergilerin içeriksel ve biçimsel değerlendirmesindeki çabamın tamamen olumsuz yönde olduğu düşünülmesin isterim. Birinin okurunu ötekinin okurundan ayırmak gibi bir amacım da yok. Yapılanı tanımak, eğilimi görmek, aranılanı bilmek istiyorum. Örneklerden yola çıkarak karşılıklı ilişkiler kurmaya çalışıyorum. Bu türden dergilerin kazanım olduğunu belirten görüşlerin yanı sıra elinin tersiyle bir kenara itenler de var.

Baksanız birileri bir kapı aralamış ve oradan sıra sıra birçok dergi yürümeye başlamış. Kafa, Ot, Kafka okur, Bavul vb. Birbirini izleyen bu ''poster hediyeli'' dergiler düşün ve yazına ilişkin geleneksel yapıyı bozmuştur.

Adlarını iyi bildiğimiz yazar ve çizerlerin o sayfalarda boy göstermesi acaba nasıl bir boşluğu doldurmak nedeniyledir? Çok okura ulaşmak, çok okunmak gerçekliği üzerinden bir açıklama getirilebilir mi? Doğrusu onların bunu açıklamak gibi zorunlulukları olduğunu sanmıyorum. Bana göre gerek de yok. Kim isteyebilir ki bu dergilerde yazıp yazmamalarını. Gelişimin doğal süreci bizi bu noktaya getirmiştir. Aynı düzlemde somut iki gerçeği birbirinden uzak tutamazsınız. Ayrıca karşılıklı değerlendirdiğimizde iki ayrı çizgide yürüyen dergilerin birbirinden öğreneceği şeyler de olabilir. Ben arka pencereden bakmayı sürdürüyorum. Yapılan işi tehlikeli görmediğimiz sürece yeni olanaklar yaratabiliriz. İster kabul edin ister etmeyin söz konusu dergiler edebiyatımızın birer parçasıdır. Kendini göstermenin ötesinde kendini okuttuğunu bilmeliyiz. Öyle ki kitapçı raflarında, süpermarketlerde gelip yerleştikleri yerde öyle sağlam oturmaktadırlar. Çünkü çok okuyanı vardır. Öyle olmasaydı dergi raflarında bir bavul dolusu ''Bavul'' dergisi ne demeye olurdu.

Tam bu noktada şu soruyu sormadan geçemezdim. ''Sürekli değişim ve gelişim çizgisinde yayıncılığını sürdüren edebiyat dergilerinin varması gereken nokta burası mıydı?'' Böyle olduğunu söylemek zor, ama varlıklarını zamanın koşullarına uyarak sürdüren bu dergilerin sürekliliğini yine zaman gösterecektir.

Günümüzde genç okurun ilgisinin daha çok kısa metinler üzerinde toplanması bu tür dergilerin önünü açmıştır dersek, sanırım yanlış olmaz. Çok uzun metinlerde sıkı sıkıya konuya bağlı kalmak, metni anlamaya, yorumlamaya çaba göstermek istemeyenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Daha kısa yazılar okumak isteyen okur mu yaratılmak isteniyor yoksa böyle bir okur var mıydı? Bilemedim... Bununla birlikte Kafa dergisinin kapaktan verdiği ''Kafa bi dünya'' söylemiyle hangi yazınsal gerçekliğin dile getirilmek istendiğini de anlamış değilim. Gelinen noktayı yeni bir aşama olarak gören bu dergilerin satış kaygısı duymadığını biliyoruz. Belki yaptıkları yazınsal gerçekliğin karşılığı gibi durmamaktadır; ama zamanın nabzını yakaladıkları da ortadadır. Edebiyat dergisi gerçeğiyle bağdaşmayan, yazınsal derinliği arka plana bırakan, güncelin ardındaki bu yönelimlerin yazın dünyamızla bütünleşemediğini de söylemeliyiz.

 

 
BAŞYAZI
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ
Haziran 2020 - 388. Sayı
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter