AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Yayın Yönetmeninden
 
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ - Haziran 2020 
       

BÜTÜNLÜĞÜN BİRLİĞİ

           Ertuğrul Özüaydın
 

Bir bütünden söz edebilmek, onu tanımlayabilmek için hem biçimsel hem de içeriksel olarak görünenin daha ötesini bilmemizi gerektirir. Çevremizdeki nesnelere şöyle bir baktığımızda nelerin nelerle bir araya gelerek bir başka şeye bürünmüşlüğünü görebiliriz. Nesnenin ulaştığı bu boyut yansıttığı son durumudur. Sözgelimi bir evi görmek usumuzda ev tasarımı uyandırır. Onu tamlığa erdiren parçalarıysa birer ayrıntısıdır.

Bütünlüğün bütününü görmek kadar parçaların neliğini de görebiliriz. Her bir parça bütünden ayrılığını vurgulayan yanını ortaya koyar. Daha dikkatli baktığımızda nesneye nitelik kazandıran eklerin ve eklentilerin kapladığı yer açıkça görülür. Evin biçimini tanımlamak ve onu açımlamadan olduğu biçimiyle kabul etmek, yerli yerinde bir düşünce olsa da onu çözümleyip ötesine geçmek de bir başka aşamadır.

Çevremizde olup biten olayların belirgin biçimde ortaya çıkışıyla kendini göstermesi de böylesi bir yaklaşımla açıklanabilir. Ortaya çıkan olayın görüntüsü üzerine genel bir ad verebiliriz. Bugünlerde yaşanan şu “salgın” belası belirgin niteliğiyle covid-19 olarak adlandırılmıştı; Şu söyleyeceklerimizin güzel bir örneğidir. Söz konusu salgın gerçeği insanoğlunun yaşam ve yaşantısının içinden kaynaklanmıştır. Günlük yaşam koşullarının, alışkanlıklarının ve bununla birlikte doğal dengelerin bozulması gibi çok boyutlu nedenleri olabilir. Salgın üzerinde temellenen birçok nedeni ve etkiyi sıralamak olanaklıdır.

Burada kısaca nesnelerin ve olayların bütünleşme öyküsünde parçaların önemine değindikten sonra konuyu söze ve sözcüğe getirmek istiyorum. “Her sözcükte önce harf dediğimiz bir dilin seslerini yazıya geçiren imler vardır”. (1) Ses birliğini sağlayan sözcükler, bu parçacıklarla yani harflerin ve hecelerin yan yana gelmesiyle biçimine kavuşur. Türkçede her sesi bir harfin karşılıyor olması sözcüklerin kurulumunu olumlu etkilediğini biliyoruz. Uzmanı olmadığım dilbilgisinde daha ileri gitme aymazlığına düşmek istemem. Burada söylemek istediğim dilimize yerleşmiş herhangi bir sözcüğün dilin ses birimi sayılan harflerle anlatım olanağına kavuşmuş olmasıdır.

Sözcük, bir sözdiziminin içinde olması nedeniyle hem bir parça hem de harflerin anlamlı bir aradalığıdır. Sözcük bir yanda söz diziminde tamlayan olduğu gibi harflerin dizemsel bir araya gelişinde tamamlanan durumundadır. Yani bir şeyin içindeki yerinin ne olduğu konusu ancak ekleri ve etkileriyle birlikte değerlendirilirse anlaşılır. “Sözcük adını verdiğimiz işaret, bir kavram, bir de ses yönü olan, her dilin kaynaşmış bir düşünce-ses bileşimidir; dildeki başka öğelerle ilişkili bir anlama ve anlatma birimidir.”(2) Söylemek istediklerimizin daha kolay anlaşılması için işte bu sözcüklerle kavramlar, deyimler, deyişler ve atasözleri oluşturmuşuzdur.

Bir nesneyi, düşünceyi, doğadaki herhangi bir olayı aktarmak için sözcüklerin gösteren yanından yararlanırız. Sanatçı da yaratısında anlamsal bütünlüğe ulaşmak için sözcüklerin anlatımsal değerlerinden yararlanacaktır. Böyle olunca anlam boyutu belirli her sözcük bir parçadır. Tümcelerde biçimselliği sağlayan ve bütünsel anlama soluk verecek olan tek tek parçalardır.

Bizi birbirini izleyen başka başka parçalara götürecek olan sonraki aşamaya kurgu diyebilir miyiz? Denebilir de... Kurguyu burada yazınsal metinler noktasında ele alabiliriz. Kurgu, metinin genel akışı içinde kendini tamamlayacak başka olayların, etkilerin birbiriyle olan ilişkilerinde bir üst aşamadır. Tümcül olma durumu doğrudan doğruya parçalar düzenidir diyebiliriz. Bütünü bir parça parçayı da bir bütün gerçeğinden ayrı düşünemeyiz. Birçok şeyi bir araya toplamak, düzenlemek, tasarlamak ve aktarmak ustalığı metini kurgulayan ustanın işidir. İşte bir öykü, şiir, roman böylesi örgensel bütünlük içinde kurgulanmıştır. Bununla birlikte metinin yarısı kurguda kendini gösterirken kalan yarısını görünmeyen üzerinden biz okurlar anlamlandırırız.

İnce duyarlılıkların dili olan şiirde de söz ve sözcük etkileşmesi öyle değil midir? Bir şiir tasarımında sözcükler bütün öteki öğelerin dışında önemlilik taşır. Şair, sözcükleri bile isteye önceler, teknik olarak da sözcükler arasında sıkı bağın kurulmasını sağlar. İlkin söz birimleri sonra söz dizimiyle birleşerek anlamlı söz değerine ulaşır. Ayrıca belirtmek isterim ki şiirde kimi harflerin sıklıkla yinelenmesiyle yakalanan ses uyumu da sessel bütünlüğün bir başka parçası denebilir. Şiirde dilin işlenmiş, gelişmiş bu duyarlılığı yine bir kurgudur. Bununla birlikte “Şiir öyle bir bütündür ki, bütünlüğünün farkında bile olunmaz.”(3)

Kurgusal bütünlük için bir örnek de kendimden vermek isterim. Kendim için tuttuğum birçok not var; yazı çizi dosyalarımın arasında buluşacağı başka başka notları, yazıları bekliyor. Anlam ve içerik yönüyle pek bir işe yaramayan bu notlar ne zaman ki doğru yerine kavuşur, o zaman bir anlam kazanacaktır. Sözü edilen parçaların (notların) öteki parçalarla arasında gerekli ilişkinin kurulması ancak ve ancak bir tamamlanmışlıkla sağlanır. Sağda solda sayfalara sıkışıp kalmış bu küçük notlar belli bir amaçla yan yana gelerek kendi sınırlarını aşan kurguya dönüşecektir. Yani bana o notları aldıran gerekçe her ne idiyse bir bütünlüğe erişmeden ortadan kalkmayacaktı ya da gün gelecek yırtıp atacağım.

Doğan Aksan bu bağlamda metin için “Bir iletişim sırasında gerçekleşen birbirleriyle ve dil dışı etkenlerle bağlantılı bir sözceler bütünü”(4) diyor. Sözcüklerin seçimi, yaratılan söz dizimi, dilin ustalığı gibi özelliklerin yanı sıra dışsal etkenler varlığını sürdürecektir. Adı geçen söz öğelerini bir araya toplayarak yazınsal ürünleri bütünleyen kurgu ağırlığını yansıtacaktır. Bu zincirleme ilişki içinde son aşama sayılacak kurgu da aslında bir başka parça değil midir?

 

(1)   Sevgi Özel, Türkiye Türkçesi Temel Dilbilgisi, s.108, Dil Derneği Yayınları, Ağustos 2018, Ankara.

(2)   Doğan Aksan, Her Yönüyle Dil, TDK Yayınları, I. Cilt, s. 51, Ankara 2015.

(3)   Orhan Veli, Bütün Şiirleri, s. 37, Bilgi Yayınevi, Kasım 1975, Ankara.

(4)   Doğan Aksan, Şiir Dili ve Türk Şiir Dili, s.257, Şafak Matbaası, Ankara.

 

 
BAŞYAZI
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ
Haziran 2020 - 388. Sayı
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter