AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Yayın Yönetmeninden
 
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ - Aralık 2020 
       

ORHAN VELİ KANIK

                       Ertuğrul Özüaydın
 

Geçmişten gelen birtakım özelliklerin yerine yenisini işlevsel kılmak düşüncesi her dönem şiirin vazgeçilmez işi olmuş. Şair hep bir arayış, bir sınırları aşma, alışkanlıklar dışına çıkma anlayışı gütmüş. Orhan Veli denince de ilk bu söylediklerimiz akla düşer. Garip akımının yaratıcısı o günlerde şiirin bir başka söyleme gereksinim duyduğunu ve bu nedenle bir başka anlatım çevresinde bilinen kalıplardan uzaklaşmak gereğini düşünür. Alışılmış hece, uyak gibi kalıpları şiirine almaz. Eskiyi bırakır, ölçüsüz, uyaksız şiir yazar. Söz sanatlarına değer vermez, açık ve yalın anlatımı benimser. Bu türden sınırlamaların şiirinin belirleyici özellikleri durumuna gelmesi şiirinin niteliğine bir katkı vermeyeceğini düşünür. Aynı görüşte birleşen arkadaşları Melih Cevdet ve Oktay Rifat'la yeni akımının başlıca sürdürücüsü olurlar.

Türk Edebiyatında Kurtuluş Savaşı yıllarında başlayan değişimler şiirimizde de değişikliklerin başladığı yıllardır. Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan şiir akımları bu anlayış doğrultusunda kendini göstermiştir. Cumhuriyet Devrimlerinin ulusal yapıda yarattığı köklü değişim ülkede birçok şeyin yeniden yapılanmasını sağlıyordu. 1928'de gerçekleşen Harf Devrimiyle kabul edilen yeni abecemizin de bu yönde şiirimize kazandırdığı bir ivmenin olduğunu söyleyebiliriz. 1932 yılında gerçekleşen Dil Devriminin açtığı yolda şiirimizinTürkçenin zengin söz varlığıyla yeni bir dönemece girdiği gözlemlenebilir. İşte Orhan Veli'nin yenilikçi adımları bu yolu sürdüren tutumudur. “Bugün Türk şiirinde bir dil, Türk dilinde de bir şiir varsa bu, herhalde Cumhuriyet'ten sonra olmuştur.”[1] demesi bu yöndeki geliştirdiği görüşünü açıklar sanırım. Bununla birlikte anlatım ve içerik bakımından günlük yaşamdan dilimler sunması ve değişik insan görünümleriyle şiirimize yeni bir soluk katmıştır. Bu bakımdan şiirleri sözcük düzleminde ayrı bir zenginlik taşır. Osmanlıcadan yeni kurtulmuş bir kuşağın şairi olarak Orhan Veli, dilde yenilikçi tutumuyla ve dilde özleşmeye verdiği önemle Türkçeye bağlıdır.

Bu yazıda onun, alışılmış kalıpların dışında geliştirmek istediği şiire ilişkin dilin yapısını ve zenginliğini ele almak istedim. Çünkü Orhan Veli şiirin en değerli yanı güzel Türkçesidir. Ataol Behramoğlu'nun dediği gibi “Türkçenin gelmiş geçmiş en büyük ustalarından...” dır. Şiirinin derinliklerini Türkçe anlatımla daha etkili kıldığını söyleyebiliriz. Sözel ve anlamsal derinliği karşılayan sözcüklerle yaratıcılığını en üst noktaya taşır.

Şiirdeki duyguyu, düşünceyi nasıl dile getireceğini belirlemek işi şairin en güç işidir, denebilir. Her şair yaşadığı toprakların geleneğini göreneğini, ya şayış biçimini, dilini iyi bilir ve içselleştirir. Bu anlamda kendi şiir dilini nasıl geliştirebileceği konusuna kafa yorar, yormuştur.

Orhan Veli'nin şiirinde ilginç ve çarpıcı sözcüklerin ağırlık kazandığı açıktır. O güne değin şiirde yer bulmayan sözcükleri şiirine taşıması anlatıma bir başka renk katar. Şiir dili bu özellikli yönüyle de canlılık kazanır. “Hiçbir şeyden çekmedi / Nasırından çektiği kadar;” derken şiire Süleyman Efendi'nin nasırı girer. “Cımbızlı Şiir”inde “Ne atom bombası / Ne Londra Konferansı” derken Londra Konferansını şiire alır. “Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;” derken kedileri yalnızca ciğercinin kedisini yazmış olmaz. Öte yandan sokağa duyduğu sevgiyi gösterir. Şiiri sokağa taşıyan adam şiiri sokakta bulacağını bilir. Hem takma adı: “Şiiri Sokağa Taşıyan Şair” değil midir? Sokağın güzelliğini, havasını yansıtışında  sokaklarda gezip dolaşmak kadar kimi zaman oralara sığınışı okuruz. “Bu düzenböyle mi gidecek / Pireler filleri yutacak” dizelerinde orantısız büyüklükteki pirelerle karşılaşırız.

Şiiri ciddi havasından kurtarmak bağlamında yaratılarında şu ya da bu biçimde alaysamaları öne çıkardığını yukarıdaki örneklerden görebiliriz de. Yeni sözler, yeni deyişler çarpıcı dizeler kurduğu açıktır. Hele ki çağında böylesine yazmak cesaret ister. Şiiri gürültü kopardıysa biraz da bu yüzdendir.  

Kendi dilini oluşturduğu ve kendi şiir çizgisini sürdürürken tamamen geleneklerden koptuğunu söylemek yanlışına düşmeyelim. Kalıpları değilse de en başta Türkçeyi olması gerektiği biçimde kullanmıştır. Türk şiirinin kaynağından beslenir. Eskiye bağımlı değildir, eskiye ilişkin özellikler barındırır. Sabahattin Eyüpoğlu'nun belirttiği gibi Pireli Şiiri “o güzelim masal tekerlemelerimizin” bir benzerini andırır. “Bu ne acayip bilmece! / Ne gündüz biter, ne gece. / Kime söyleriz derdimizi; / Ne hekim anlar, ne hoca.” Görülüyor ki eskiyi yıkmaya çalışsa da yer yer geleneksel şiir dilinden beslenmiştir, diyebiliriz.

Tam yetmiş yıl önce aramızdan ayrılmış olmasına karşın bugün de açtığı şiir penceresinden şiire bakmayı sürdüren şairlerin olduğunu söyleyebiliriz. Açık seçik anlatımla ortaya koyduğuyaratımlarının nasıl bir ilgiyle ve sevgiyle okunduğunu biliyoruz. Okuyanın benim de yazabileceğim dediği şiirler yazmıştır. Belki birçok şiirseveri şiir yazmaya heveslendirdi. Doğrudan yalın yazması kadar Türkçe yazıyor olmasıda şiirini yaşanır kılmıştır. Şiirleri günümüzTürkçesine çevrilmeden ya da sözlükler karıştırılmadan okunabilir.Anlaşılırlığı yadsınamaz.

Yeni şiir dilinin kurulması amacıyla başlattığı yenilik hareketi günlük konuşma diline yaslanan bir alanı şiirimize açar. Şiirin önüne çekilmiş dikenli telleri aşmak gücünü göstermiş olması bile kolayca yapılacak bir iş değildir. Baştan günümüze dek uzanan upuzun şiir çizgimizde geçilmesi gereken bir yol aralığını Garip şiiriyle geçtiğimizi bilmeliyiz. İşte geçtiğimiz o yeri tam burada büyükçe bir noktayla işaretlemeliyiz ki onun, şiirin yerine bir başka şiiri koymuşluğu görüle. Çünkü bilinen kapıların dışında açtığı şiir kapısı yeni bir olanaktır. Bunu yapmış olması nedeniyle çağdaş Türk şiirine uzanan çizgideki yol arkadaşlığı unutulamaz.



[1]Orhan Veli, Şairin İşi, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, Kasım 2003, s.278


 
BAŞYAZI
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ
Aralık 2020 - 394. Sayı
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter