AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Yayın Yönetmeninden
 
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ - Eylül 2021 
       

YANGIN YAZI

                       Ertuğrul Özüaydın
 

Geçmişten günümüze sanatla doğa arasında kurulmuş sıkı etkileşimi birbirinden ayrılmayan bir bütünün parçası olarak görebiliriz. Dünyayı tanıma bilinciyle çevresinde olup biteni izleyen, gözlemleyen sanatçının sanatsal üretimleri bu yönde bir başka değer taşır. Romanlara, öykülere, şiirlere konu olan canlı cansız ne varsa doğanın görünür ya da görünmeyen pırıltılarını yansıtır. Sık sık benzetmelerimize canlılık katan türlü türlü ağaçları, çiçekleri, kuşları düşünün bir… Yeri gelmiş bir simge olmuş, yeri gelmiş bir imgeye dönüşmüş yazarın, çizerin elinde. Canlıların yaşam birliği, dirliği, kardeşliği kaçınılmaz gerçekliğiyle yazınımız içinde önemli bir yer tutar. Nazım'ın “Davet” şiirinde yazdığı gibi,

“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / ve bir orman gibi kardeşçesine / bu hasret bizim...”

Bir resmin çizgilerinde, bir ezginin tınısal derinliğinde insan, doğa ilişkisinin daha ötesinde gerçekliğinin içeriğini duyumsarız. Çünkü sanatsal üretimler insanoğlunun tutkularını, özlemlerini, sevdalarını, acılarını değişik anlatım biçimleriyle ortaya koyar. Bunu yaparken doğayla insanın ortak değerlerine başvurur. İşte bu yüzden doğa sanatsal yaratımların kişiliğine işlemiştir. Sanatın özündeki doğaya yönelişi, bu anlamda kendini tamamlayan bir parçasıdır.

Bugünlerde de ansızın başlayan yangınların ortasında buluverdik kendimizi. Ne yapacağımızı bilemez durumdayız. Birçok noktada eş zamanda başlayan orman yangınlarına çevreye duyarlı insanımız kazma, kürekle, kovalarla koştu. Acımasız yangın koşullarında bir görünüp bir yiten görüntüleri, belleğimizden uzun yıllar silinmeyecek. Televizyon, ormanların yanıp kül edilmişliğini bir yangın filminden kesitler sunar gibi evlere taşırken herkesin canı acıyordu. Orman köylüsünün ekip biçtiği yerlerin yanmasına karşı elinden bir şey gelmemesi, hayvanlarını kurtarmaya çalışırken bocalaması yürekler acısıydı. Baksan bakılmıyordu, insanın içini yakıyordu. Toprağını, yuvasını, işini, ekmeğini, her şeyini yitirmenin çaresizliği içindeki insanların direnişi, birbirlerine destek oluşları, izleyen herkesi derinden etkiliyor. İnsan, içinden içinden yanıyor….

Doğa kökenli insanoğlu aynı zamanda doğanın en önemli parçası. Ne var ki yeryüzüne bir başka nitelik kazandırmak çabaları doğrultusunda attığı kimi adımlar beraberinde büyük zararlara yol açıyor. Egemenliği altında bulunan çevresine, yaşam alanlarına en büyük zararı verenin kendisi olduğuysa bilinen gerçek. Zaman içerisinde görünmeyen yanlışların sonradan sonraya kendi hatalarından kaynaklandığının bilincine varsa da bu ona pahalıya patlıyor. İnsanın ezici gücünü doğal koşullar üzerinde bir denge içerisinde, çevreyle uyumlu kullanması istenen yaklaşım.

Doğa insan gerçeği karşısında şairlerin doğaya karşı duyarlılığı şiirle bir başka anlam kazanır. Cahit Külebi “Yangın” şiiriyle canını acıtan böylesi bir orman yangını içinden seslenir okuruna,

“Önce gelincikleri yolduk, / Nar ağaçlarını tuttuk kurşuna, / Ardından andızları devirdik / Aptallık, bilinçsizlik, bir hiç uğruna // Sonra sıra ormanlara geldi, / Yüz binlerce dönüm ateş yaktık, / Sivas'a kadar gidip bulduk, / Dikili tek ağaç bırakmadık.”

Doğa ve doğallık, içinden bakmaya bağlıdır. Bu duygu hiç değişmez. Fazıl Hüsnü Dağlarca “Kara Orman Ağıdı” şiirinde,

“Bir gün gelecek / Boşalacak dağ ova / Ağaç nerde diyecekler”.

Ülkemizin dört bir yanında süren orman yangınları karşısında bugünün sanatçısı da duyarlıdır. Acı duyan sanatçının insana, doğaya bakışı, çevre duyarlılığı değişmez. Bu yaz yangınları nasıl unutulur?

Sarıçam, ardıç, sedir, andız, menengiç, kızılçam, hayıt, yanıyor… Alevler kıvrıla kıvrıla göğe yükselirken dökülen, kuruyan yapraklar, kozalaklar, çalı çırpı poyrazın etkisiyle ateşi gittikçe yayıyor, büyütüyor… Ortalık cehennem alanına dönüşmüş, her yerden alev püskürüyor, hayvanlar çığlık çığlığa sağa sola kaçışıyor… Her şey korkunç, yürekler acısı. Alevlerin arasında sıkışıp kalmış kaplumbağanın, ot böceğinin, yılanın, karıncanın çıkış ararken duyduğu korku... Ormandan çıkış yolu… Onlar için başka bir dünya mı var?

Uzaklardan kopup gelen ve gözlerimizi yaşartan duman yurdu bir uçtan bir uca sarıyor. Söndürme çalışmaları sonucunda bu yangın da sönecek. Peki içimizdeki yangını nasıl söndüreceğiz? Nasıl bakacağız yanmış, küle dönmüş ağaçların bıraktığı izlere, o yanık toprağa nasıl bakacağız insan olarak. Ataol Behramoğlu'nun Sivas Yangını için yazdığı “Yangın Yeri” şiirinde dediği gibi,

“Yaşamak bu yangın yerinde, / Hergün yeniden ölerek.”

Söz yanıyor, şiir yanıyor… Dere boylarında salkım söğütler, telli kavaklar evin önündeki ayva, kiraz, nar köyün elması, zeytini ağlıyor. Sıcağın içinden daha bir sıcak vuruyor insanın yüzüne yüzüne. Ağaçların kuşları, çiçeklerin arısı, dağların keçisi ağlıyor. Gündüzü gecesi, aydınlığı karanlığı… Köylüsü, şehirlisi, kadınlı erkekli koca koca insanlar, çocuklar ağlıyor… Binlerce ses, binlerce çığlık yükselen. Necip Fazıl'ın “Ateş” şiirinde dediği gibi,

“İçimde bir fırın var, ateşi yakan ateş.”

Bundan sonra ormanın denize yürüdüğü dağlardan ağaçlar olmadan nasıl ineceğiz kıyılara? Çam kokuları yerine yanık kokusu savuruyorken rüzgâr, nasıl bakacağız çorak, çıplak kalmış dağların yüzüne?

İnanıyorum ki doğa kendi gücüyle değişimini, dönüşümünü yeniden başlatacak, güzelliğini yeniden yaratacak. Ağaçtan, çiçekten, böcekten yana umutluyum. Kendi küllerinden yeniden filizlenecek. “Bayılırım şu düzenli dünyaya” diyen Oktay Rıfat, sonrasında,

“Ağaçların kökü içerde / Bütün ağaçların kökü içerde / Dağların başı yukarda” diyor ya “Düzenli Dünya” şiirinde. Ben de inanıyorum. Köklerinden kök salacak orman. Kimse elini uzatmasa da o ağaçlar, o hayvanlar bütün bunların üstesinden gelebilir. Bu umudum boşa çıkmayacak…

Ağaçları, ormanı şiirimize benzetirim; sürekli bir devinim, arayış içindeki şiirimizi de ormanlara… Yansa da yakılsa da yeniden yeşerir yeşertirler. Bizi umutlandıran, sevindiren de bu geleceğe bağlılık.

 

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter