AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
22 Nisan 2011
DİL DERNEĞİ'NİN 24. YILINDA UMUT TAZELİYORUZ!
      Dilsever, Yurtsever Dostlarımız,
      Dil Derneği’nin 24. kuruluş yıldönümünde bir aradayız. Ne güzel!
      Sevinçliyiz; ama bu sevinci gölgeleyen us, bilim, hukuk dışı oluşumlar, olaylar da sürüp duruyor. Atatürk kurumlarını yok eden hukuk lekesi yaklaşık 30 yıldır silinemedi. Ülkemizi yabancı adlandırma sardı. Yabancı dille öğretim anaokullarına dek indi. Bu yetmedi; şimdi anadili İngilizce olan 40 bin yabancı öğretmen getirmek için karanlık tasarılar yapılıyor. İnsan hakları, özgürlük gibi evrensel kavramlar kullanılarak; ussal, bilimsel ve toplumsal gerçekler göz ardı edilerek iki dilde eğitim tartışılıyor. Türkçenin, ortak eğitim dili olmaktan çıkarılması için birtakım oyunlar oynanıyor. Dünya’nın hiçbir yerinde, bir ülkenin resmi ya da ortak dili, bu denli siyasallaştırılmamış; günlük, çıkarcı siyasalara araç yapılmamıştır.
      Oysa biz, birbirimizin inancını ve kökenini sorgulamadan bağımsızlık savaşı vermiş; her alanda bağımsızlığını Türk Devrimini yaparak dünyaya onaylatmış bir ülkeyiz. Dünya’da bir örneği görülmeyen Harf Devrimiyle Arap abecesini bıraktık; Osmanlıca dediğimiz yapay dilden kurtulduk. Türk Devriminin yapıcısı Atatürk, ulusal değerlerimizi evrensel bilgiyle harmanlayacağımız; bütün inanç ve kökenlere saygı göstererek ortak çıkarlara ortak akılla sahip çıkacağımız bir ülke bıraktı bize. Ne ki 90 yıllık cumhuriyet kazanımlarını yadsıyan kör siyasa, ulusun dil ve tarih bilincinin parça parça edilmesine çanak tutuyor. Türk Devrimiyle saldırganca hesaplaşanlar, ülkeyi inanç ve köken sömürüsüyle karanlıklara sürüklüyor.
      Atatürkümüz, iğrenç sözlerle, yalanlarla saygısızca karalanıyor. Yayılmacılarla içerdeki işbirlikçileri tezgâhı dün kurmuştu; bugün açık açık karşıdevrim satışı yapıyorlar!
      Onun kurduğu Türk Tarih ve Dil Kurumlarının niçin kapatıldığını, bugün daha iyi anlıyoruz. Sözde milliyetçi iktidarlar, onlara koltuk değneği olmaktan utanmayan sözde aydınlar, Atatürk’ün Türk Dil Kurumu’nu yok etmek için çok uğraştılar. Atatürk ileri görüşlü bir önderdi, eliyle kurduğu Türk Tarih ve Dil Kurumlarının güven içinde, özgürce çalışmaları için kalıtından pay ayırmıştı. Çünkü çevresindekileri iyi tanıyordu; onun ölümünden sonra eyleme geçeceklerini düşünmüştü. Düşündüğü gibi oldu; sözde Atatürkçüler iktidar destekli karşıdevrim cephesini kurmakta gecikmediler. Dil Devrimine uydurmacılık dediler; 1950-80 arasında kitaplar dolusu yalan kustular. Sonra 12 Eylül darbecilerine sığındılar. 1983’te, yasa zoruyla Atatürk kurumlarının kapatılmasını sağladılar. Sözde milliyetçilerin yıllar yılı sinsice tasarladığı Türk İslam sentezini, 12 Eylülcüler çekmeceden çıkardı; inanç ve köken sömürücüleriyle birlikte, eğitim başta olmak üzere, ülkenin tüm kurumlarına yerleştirdi.
      Karşıdevrimi besleyen Türk İslam sentezinin özü şudur: Atatürk’ü karalayıp halkın gözünden düşürmek; Türk Devrimini, cumhuriyetin tüm kazanımlarını bir bir yok etmek!
      İç ve dış destekli karşıdevrimin önündeki en büyük engel, Atatürk’ün kurduğu Türk Tarih ve Dil Kurumlarıydı. Bu kurumlar yaşarsa, ulusun tarih ve dil bilinci pekişecek, halk özgürce düşünme, sorgulama bilincine erişecekti. Kısacası kimse halkı, anlamadığı bir dille kandıramayacaktı.
      Türk İslam sentezcileri, “milliyetçi”ydi; bu kavramı halkın inanç ve köken farkını sömürmek için kullandılar. Milliyetçiliğin Türkçesi olan “ulusalcılık” kavramını ve ulusalcı olanları karalamaya başladılar; ulusal çıkarları koruyan herkese savaş açtılar. Bunlar aynı zamanda “muhafazakâr”dı; yani tutucuydu. Bugüne dek bir kez bile “muhafazakâr” olduklarını Türkçe söyleyemediler; açıkça “Biz tutucuyuz” diyemediler.
      Atatürkçü düşünceyi de işlerine geldiği gibi kullanıyor, “muasır medeniyet yolunda” ilerliyoruz diyorlar. Isınmayan, damı akan, bin kişilik bakımsız okullara üç beş bilgisayar koyarak, yalan yanlış yazılmış kitapları bedava dağıtarak halk çocuklarına çağ değil, boşa geçen zaman atlatıyorlar. Yabancı adlandırmayı körükleyerek, yabancı dille öğretimi yaygınlaştırarak “milliyetçilik” satışı yapıyorlar.
      Mustafa Kemallerin emaneti güzel yurdumuz, kendi dilini öğretemeyen, kendi öğretmenini yetiştiremeyen, kendi ürününü adlandıramayan, inanç ve köken farkını içselleştirme kültürü edinemeyen, üretmek yerine tüketime zorlanan; kuşkular, korkularla kuşatılan bir coğrafya oldu. Bu mudur milliyetçilik?
      Yeter artık! Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının ortak dili olan Türkçeyi savunmaktan, “Türk Devrimi”, “Türk” demekten korkar olduk! “Milliyetçi muhafazakâr”lar niçin Türkçeye değil de İngilizceye sahip çıkıyor? Niçin eski yazı ve dile özlem körükleniyor?
      Atatürk, her açıdan bağımsız bir Türkiye kurdu; eğitime ve dile hem önem hem emek verdi. Türkçe, Dil Devrimiyle bilim ve sanat dili olarak gelişecek, halk özgürce düşünecek, yaratıcı olacak; ürettiği her şeyi, her düşünceyi, her ürünü kendisi adlandıracak, tüketmekten çok üretecek, korkmadan sorup sorgulayacaktı. Türk Devriminin amacı budur; Dil Devriminden amaç buydu. 12 Eylül darbesini yapanlar, Atatürk’ün eliyle yazdığı vasiyetnamesini çiğnedi. Atatürk kurumlarının yerine, 1983’ten bu yana siyasal iktidarların güdümünde olan Kenan Evren kurumları oluşturuldu.
      Bu hukuksuzluğu içine sindiremeyen aydınlar, 22 Nisan 1987’de Dil Derneği’ni kurdu. Bu derneği 24 yıldır gönüllü birliktelikle yaşatıyoruz.
      Bizler, Dil Derneği’nin üyesi olmanın yanı sıra, Atatürk’ün başlattığı Dil Devriminin ve bir bütün olan Türk Devriminin savunucusu olmanın da onurunu taşıyoruz.
      Koşullar ne olursa olsun, hiçbir zaman Türk Devriminden ödün vermeyeceğiz! Çünkü biz, Mustafa Kemallerin ardılıyız; devrimciyiz! Ulusal sınırlar içinde inancı ve kökeni farklı olan komşu ve akrabalarımızla yüzyıllardır olduğu gibi ortak dille birbirimizi doğru anlamak, ortak çıkarlarda ortak akıl üretmek, sağlıklı iletişim kurmak için her türlü engeli aşacak, bu yurdun tüm varsıllıklarını paylaşacağız!
      Derneğimizin 24. yılını puslu bir havada kutluyoruz; ama hiçbir karanlık sonsuza dek sürmez! Atatürkçü düşünceden aldığımız güçle ussal, bilimsel ve sanatsal olana dayanacak, hoşgörü ve sevgiyle türkülerimizi sonsuza dek birlikte söyleyeceğiz! 
      Unutmayalım, türküleri yakanlar, yasaları yapanlardan daha güçlüdür!
      Bu duygularla ülkemize ve dilimize emek veren herkesi, hepinize saygılarımızı sunuyoruz.
      Derneğimizin 24. yaşı kutlu olsun!
                                                                                                                    DİL DERNEĞİ YÖNETİM KURULU
 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter