AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
28 Mart 2010
"ANAYASA PAKETİ"NİN DİLİ
      Dil Derneği, Türkçenin her alanda yenileşerek gelişmesi için uğraş veren; Bakanlar Kurulunun 24.7.2002 günlü, 2002/4812 sayılı kararıyla kamu yararına çalışan bir dernektir. Bu kimliğimizle, değiştirilmesi öngörülen Anayasa maddelerinin diliyle ilgili düşüncelerimizi kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz:
      1) 1982 Anayasasının Atatürk’ün vasiyetnamesini çiğneyen 134. maddesi ile üniversitelerimizde alanımızla ilgili (toplumbilimleri kapsayan fakültelerde) bilimsel, sanatsal etkinlik ve ürünleri azaltan YÖK’le ilgili 130 ve 131’nci maddeler Anayasadan çıkarılmalıdır.
      2) Anayasa, ortak (resmi) dilimiz Türkçenin olanaklarını yansıtacak, tek bir anlatım ve yazım yanlışı taşımayacak metin olmalı; bu metni hangi düşünceden olursa olsun, belli eğitim aşamalarından geçen her yurttaş “büyük ölçüde” anlamalı; maddelerin yorumunda bütün hukukçular “büyük ölçüde” anlaşabilmelidir.
      3) TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı bir TV’de, 1982 Anayasasının dilinin çok kötü olduğunu, kötü dil kullanımında “birincilik” alabileceğini belirtmiştir; bu saptama doğrudur. Ne ki bizlere sunulan “taslak”ta kullanılan dil, 1982 Anayasasından daha doğru, daha anlaşılır, daha Türkçe değildir. Bulanık anlatımlar ve yazım yanlışları hemen göze çarpmaktadır.
      1982 Anayasası içeriği ile değil, diliyle de cumhuriyet Türkiyesine yakışmayan bir metindir. Metnin bütününde anlatım bulanık olduğu için 30 yıldır yorumlar da birbirini tutmamaktadır. Türkçesi olan sözcüklerin Osmanlıcası yeğlenmiş, yaygın yazım biçimlerine uyulmamıştır.
      Bu duygu ve düşüncelerin ışığında, özenle hazırlandığı söylenen “anayasa paketi”nde kullanılan dile yönelik saptamalarımızı şöyle sıralayabiliriz:
      * Anayasa, Dil Devrimiyle kazandığımız bileşik bir sözcüktür; adı “anayasa” olan bir metinde sıklıkla “kanun” sözcüğünü kullanmak, dili siyasaya araç yapan yanlış “bir duruş”tur. “Anayasa, anayasal” denebiliyorsa, “yasa, yasal” da denilmelidir.
      * Örneğin 10’uncu ve 148. maddelere yapılan ekleri açıklamak için kullanılan “…teselsül, muvafakat” gibi mezardan çıkarılan sözcüklerin yanı sıra “fiil-eylem, denetçi-müfettiş, hürriyet-özgürlük…” benzeri sözcükler ikili biçimde yer almıştır. Sözcük seçimindeki tutarsızlık, eski sözcüklere tutunmak, dil kendini sürekli yenilediği için zamanla “değişik yorumlar”a yol açabilir.
      * Kimi maddelerde anlatım açık değildir, tıpkı 82 Anayasasında olduğu gibi yasa koyucu, gereksiz sözcük ve zorlama tamlamalarla özden uzaklaşmaktadır. Örneğin, değiştirilen madde 145’in ikinci tümcesi şöyledir: “Bu mahkemeler; asker kişilerin, sadece askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri askerî suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.” Buradaki, “asker kişiler” ve “askerî suçlar” tamlamaları dil mantığını zorlamaktadır. Asker kişi; mesleği asker olan ya da askerlik yapan mıdır? “…sadece askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri askerî suçlara ait davalara” anlatımında,  “sadece” denildiği için “askerî suçlar” yerine “suçlara” sözü yeterlidir. Çünkü suçun “sadece askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili” olduğu açıkça belirtilmiştir.
      Yine aynı maddedeki, “Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür” tümcesinde “karşı” ve “her halde” yanlış kullanılmıştır. Dahası maddenin bütünü, kötü yapılmış bir çeviri gibidir. Aynı biçemsizlik başka maddelerde de söz konusudur.
      * 82 Anayasasındaki “Özel hayatın gizliliği”ne ilişkin, 20.maddeye yapılan ek, “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar” tümceleriyle başlamaktadır.
      İlk tümce, “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir” yerine, “Herkes, kendisiyle ilgili verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir” ya da “Herkes, kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkına sahiptir” biçiminde olmalıdır. Maddenin öteki tümcesinde de “Kendisiyle ilgili” dedikten sonra “kişisel”; “kişisel” denildiğinde de “kendisiyle ilgili” demek gereksizdir. “Kişisel” zaten “kişiyle ilgili, kişiye ilişkin” demektir.
      * Kimi bileşik sözcüklerin “yükseköğretim-yüksek öğretim” gibi bir yerde ayrı, başka yerde bileşik olması; “yurt dışı, toplu sözleşme…” gibi sözcüklerin ayrı yazılması; “hürriyet-özgürlük; fiil-eylem; siyasî- siyasal; müfettiş-denetçi” gibi sözcüklerin birlikte yer alması; “ilan-ilân, şikâyet-şikayet” gibi yazım özensizlikleri söz konusudur. Taslaktaki “10 uncu, 20 inci…” gibi kullanımlar yanlıştır; “10’uncu, 20’nci…” olmalıdır. Aralarına başka sayıların girmesi olanaksız olan “ondokuz, onbeş, kırkbeş…” gibi bileşik yazımlar da yanlıştır. Büyük harflerin, noktalama imlerinin kullanımı da sorunludur.
      * Dil Devrimiyle kazandığımız pek çok yeni sözcüğün yanı sıra, kimi sözcüklerin Türkçesi varken ve bu sözcükler yaygın olarak kullanılırken gereksiz yere eski sözcükler yeğlenmiştir.
      Özetle:
      Hukukçu değiliz; ama hukukun üstünlüğünün sağlam bir dille pekişip korunacağına inanıyoruz. Anayasayı yurttaşın doğru anlaması; her hukukçu ya da her politikacının “bana göre” diye değil, “Anayasaya göre” diye davranması gerekir. Bir metinde bir virgülün, bir bağlacın anlamı değiştirmesi dilbilimsel gerçektir; bu nedenle anayasanın taslağında bile bir virgüllük yanlış olmamalıdır. Öyleyse yasa koyucu dil kullanımındaki eksiğini ya kendi çabalarıyla gidermeli ya da dilcilerin desteğini almalıdır.
      Taslağa dilci gözüyle baktığımızda, dil yanlışı ve anlatım bulanıklığı içindeki 82 Anayasasının, başka dil yanlışlarıyla yamalı bohçaya döneceğini düşünüyoruz. Taslağı hazırlayanlar, 27 yıldır ölçünlü dil ve yazım birliğini bozan resmi Türk Dil Kurumu’nun etkisi altında kalmıştır. Yasa koyucunun kullandığı dilin karma oluşu, anlatım ve yazım yanlışları Anayasanın yenileneceğine ilişkin umutlarımızı köreltmiştir!
      Saygılarımızla.
                                                                                                                                  Dil Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
                                                                                                                                                    Sevgi Özel
 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter