AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
24 Haziran 2008
"ATATÜRK DEVRİMLERİ = AYDINLANMA"DIR!

Kimi politikacıların açıklamalarını, kesinlikle “yanlış anlaşılma, sözlerin çarpıtılması” olarak görmüyor, toplumu akılcılıktan, bilimsel bilgiden uzak girişimlerle kendi düş dünyalarının karanlıklarına çekmek isteyenleri, hâlâ şaşırarak izliyor ve bu “vur kaç” yöntemini kınıyoruz!

“Saltanatın yıkılması, cumhuriyetin kurulması bir devrimdir. Arap harflerinin kaldırılıp Latin alfabesinin kabulü bir devrimdir. Medrese eğitiminin kaldırılıp milli eğitimin tek bir yerde toplanması bir devrimdir.” Bunlar doğrudur; ancak “Yeni bir Cumhuriyet kurulmuştur ve bu cumhuriyet toplumun o güne kadarki birçok değer yargılarını ve kurumları ortadan kaldırmıştır” yargısı gibi, “…bir gece önce eski Türkçe yazı TBMM'de lağvedilerek Latin alfabesi getirilmiştir. Bu devrimdir. Toplumda okuma-yazma oranı sıfıra düşmüştür. Latin alfabesi, bilmeyenler için öyledir. Bu bir sosyal, tarihsel tespittir” demek, söyleyen kişinin ne denli önyargılı olduğunun “tespiti”dir. Politik bir “manevra” olmaktan öte gitmeyen bu yanlışların, “Harf Devrimi”ni hedef alan bölümünü düzelttim:

            * Cumhuriyetten önce halkın büyük bölümü okuryazar değildi; okuma yazma oranı özellikle kadınlarda sıfırdı. Zaten okuryazar olmayan, eski yazıya dinsel anlam yükleyenlerin eline düşen bir halkın, bir gecede okuma yazma oranının düştüğünü söylemek, bile bile toplumu yanıltmaktır. Onlarca kaynağı, bilimciyi yalanlayan bu sözler, yakın tarihi bilinçli olarak çarpıtmaktır.

            * Türk Devriminin hiçbir parçası “bir gecede” tasarlanmış ve yaşama geçirilmiş değildir. Kimi politikacıların ağzından okullara akan bu yanlış saptamaların tek bir yararı vardır; artık “takıye” denilen maske, hiçbir yüzü saklamamaktadır.

            * Türk Devriminin her aşaması, yaklaşık 90 yıldır kimileri için gerçekten “travma”dır; hâlâ yüreklerinde saltanat ve hilafet sancağı taşıyanlar; laik cumhuriyeti, tesettürün kalkmasını, yazının değişmesini sindiremezler. Çünkü yüzyıllarca “din”le kurulan dayatmalar ve “eski yazının büyüsü” ortadan kalktığında tutunacak dalları kalmayacaktır. Laik cumhuriyet, halk egemenliğini getirmiş; tesettürden çıkıp okullu olan kadın erkeğin arkasından yanına gelmiş; yeni yazı halka çağdaş dünyayla yarışma, ulusal ve evrensel değerleri bilgiyle, sanatla harmanlanma yolunu açmıştır. Bu eylemlerin adı, tek sözcükle aydınlanmadır.

* Belli ki Latin kökenli Yeni Türk Abecesi, kimi politikacıları yalnızca okuryazar yapmıştır; oysa Türk Devriminin amacı bu değildir; yeni yazı, arkasından gelen Dil Devrimi ve bütün yenilikler, akıl ve bilimden başka doğrutanımayan kuşaklar yetiştirmek için yapılmıştır. Türk Devrimini doğru anlayan ve uygulayan politikacılar yetiştiğinde de akıl ve bilimden başka doğru tanımayan kuşaklar, bilgi eksikliği içindeki, önyargılı politikacılara inancını kullanma izni vermeyecektir. Elbette doğru bilgiyle yetişecek kadınlarımız, saçını değil aklını sakınması gerektiğini ve Kurtuluş Savaşını doğru öğrenecek, Humeyni’yi Atatürk’ün önüne geçiren “travma”lardan sıyrılacaklardır.

Atatürk devrimlerine “travma” demek “sosyolojik, tarihsel tespit” değil, artık saklanamayan bir “hesaplaşma”dır. Asıl “travma”yı, Mustafa Kemal’in “manevi mirası” olan akıl ve bilimden pay alamayanlar yaşamaktadır. Aklı ve bilimi öncü aldıklarında, bu “travma”yla kendi beyin ve yüreklerinde açtıkları yaraları, yine kendilerinin iyileştireceğine inanıyoruz. Çünkü Türk Devrimi, politik çıkar odaklı her türlü hesaplaşmayı tersine çevirecek kadar güçlüdür. Her devrim kendi içinde karşıtlarını yaratır, onlara türlü “travma”lar yaşatır; önemli olan erken tanıdır.

En içten saygılarla duyururuz!

                                 Dil Derneği Yönetim Kurulu Başkanı 
                                                                  Sevgi Özel
 

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter