AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Eylül 2006
RESMİ TDK’NİN "SÖZLÜK TEMİZLEME" EYLEMİNİ KINIYORUZ!
Başbakanlığa bağlı bir devlet dairesine dönüştürülen Türk Dil Kurumu, “kadını aşağılayan sözcük, deyim ve atasözlerinin sözlüklerden çıkarılacağını” açıkladı.

Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu’nun adına, yapılarına, malvarlığına, el konularak yasa zoruyla Başbakanlığa bağlı bir devlet dairesine dönüştürülen Türk Dil Kurumu, “kadını aşağılayan sözcük, deyim ve atasözlerinin sözlüklerden çıkarılacağını” açıklamıştır. Açıklamanın yapıldığı tarih, 12 Temmuz 2006’dır. Atatürk’ün Türk Dil Kurumu’nun kuruluşunun 74. yıldönümünde, resmi TDK’nin böyle bir açıklama yapması, TDK’yi dernek olarak kuran ulu önderimiz Atatürk’ün ve 23 yıl önce bu derneği kapatanları uyaran aydınlanmacıların ne denli haklı olduğunu göstermiştir.

Resmi TDK’nin sözlüklerden sözcük, deyim ve atasözlerini “temizlemek” eylemi, derneğimizden, basın yayın organları ve bütün dilseverlerden tepki almıştır. Ancak bu sırada kimilerinin resmi TDK’yi, 1983 öncesindeki TDK ile karıştırdığı görülmüştür.

Dil Derneği olarak birkaç noktayı açıklığa kavuşturmak isteriz:

1) Sözcük, deyim ve atasözleri vb. olumsuz, kötü, ayıp anlamlar da taşır iyi anlamlar da; argo, sövgü, senlibenli konuşma öğeleri de dilin varsıllığıdır. Hiç kimsenin, hiçbir kurul ve kurumun sözcük, deyim, atasözü vb. silmeye, temizlemeye gücü yetmez.

2) Dil Devrimiyle kazandığımız sözcükler, belli dönemlerde tepki almış, yasaklanmış; ama hiç kimsenin gücü bu sözcükleri dilden atmaya yetmemiştir. Dünkü yasakçılar ve bugünkü ardılları, yasaklattıkları Türkçe sözcükleri kullanmaktadırlar. Sözcükler kimsenin tekelinde değildir, herkesin kullanma özgürlüğü vardır.

3) 1983 öncesindeki TDK’nin hiçbir yayınında, TDK’ye emek verenlerin hiçbir yapıt ve konuşmasında sözcük yasaklayan; insanları kullandıkları sözcüklere göre adlandıran tavır, tutum, yönlendirme yoktur. Dilin akışı içinde yeni sözcüklerle eskilerin bir zaman yan yana olacağı, zamanla birinin kullanım sıklığı kazanacağı görüşü benimsenmiştir. Nitekim uray, uran, kamutay… gibi türetme sözcükler benimsenmemiş, belediye, sanayi, meclis sözcükleri yaşamını sürdürmüştür.

4) Resmi TDK, dilden öğe atmak yerine, alt üst ettiği yazım kurallarını, Türkçe Sözlük’ündeki Türkçenin doğasını yaralayan yanlışlarını düzeltme işini öne almalıdır.

5) Yasal boşluk nedeniyle yönetici, uzman eksikliği olan ve bundan sıklıkla yakınan resmi TDK’de, “dilden sözcük, deyim atmak” gibi, birkaç kişinin kafasından ve elinden çıkan, TDK bir devlet dairesi olduğu için tartışılmadan, olgunlaştırılmadan “kesin doğru” diye tüm devlet kurumlarına, özellikle okullara ve topluma sunulan yanlışlar, yanılgılar, ulusun dil bilincini zedelemektedir.

Atatürk, 1928-32 arasında MEB’ye bağlı “Dil Encümeni”nin dil işlerini yürütemeyeceğini deneyerek görmüş, bu nedenle dil işlerini eliyle kurduğu bir derneğe vermiş, bu derneğin yaşaması için vasiyetnamesiyle gelir bırakmıştır. Tarih, ulu önderimizi bir kez daha haklı çıkarmış; Atatürk’ün vasiyetnamesini çiğneyerek Türk Dil Kurumu’nu kapatanları da bir kez daha utandırmıştır.

Saygılarımızla anımsatırız.

                                                                                                                                          Dil Derneği

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter