AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
27 YILDIR DİRENİYORUZ!
27 YILDIR DİRENİYORUZ! DİRENMEKTEN ASLA CAYMAYACAĞIZ!
Öncelikle laik cumhuriyetimizin kurucusu, Türk Devriminin yapıcısı Mustafa Kemal’i ve cumhuriyetimize emek veren bütün devrimcileri saygıyla anıyoruz!
Dil Derneği 27 yıldır, tüm olumsuzluklara direnerek devrim bayrağını taşıyor! Bunca yıldır üyelerimizin ve yurtseverlerin desteğiyle direndiğimiz, yayın ve türlü etkinlikler yaptığımız, 26 yıldır okurun yaşattığı bir dergi çıkardığımız, gönüllü birliktelikle derneği yaşattığımız için mutluyuz. Kuşkusuz, bu mutluluğu gölgeleyen pek çok us, bilim ve hukuk dışı olay ve oluşumu göz ardı edemeyiz. Bireysel sevincimizi, ulusumuzun üstüne çöreklenen karabasan gölgeliyor.
23 Nisanda Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını da buruk bir coşkuyla kutladık; çünkü cumhuriyetle, devrimlerle hesaplaşan karşıdevrimin yeşili gittikçe kararan bayrağı halkımızın gözünü perdeliyor. Bizler ödün vermeden Atatürkçü düşünce ve Türk Devrimi için direniyoruz; devrimler için direnmenin, laik cumhuriyetimiz için direnmek olduğunu biliyoruz! Direnmekten asla caymayacağız!
Bilindiği gibi 12 Eylülcüler Atatürk’ün “vasiyetnamesi”ni çiğneyerek Türk Tarih ve Dil Kurumlarını kapattılar. Bu hukuksuzluğa sessiz kalmadık; kapatılan Türk Dil Kurumu’nun 34 üyesi bir araya geldik. Bağımsızlık bilinciyle dil arasındaki görkemli köprüyü düşünerek, bağımsızlığımızın simgesi TBMM’nin kurulduğu 23 Nisanı göz önüne alarak, 22 Nisan 1987’de Dil Derneği’ni kurduk.
Haldun Özen, Ali Püsküllüoğlu, Mustafa Ekmekçi, Beşir Göğüş, Attila Göktürk, Bahriye Üçok, Orhan Asena, Tahsin Saraç, Salim Şengil, İskender Özturanlı gibi birçok (19) kurucu üyemizi yitirdik; ama hiçbirinin devrimci ülküsünü yitirmedik; hepsini özlem ve saygıyla anıyoruz.
Sevgili Yurtseverler, Değerli Üyelerimiz,
Dil Derneği’nin doğuşu, 12 Eylül hukuksuzluğuna Atatürkçülerin ilk başkaldırısı, ilk tepkisidir. Bu nedenle derneğimiz yasaklanmak, kurucuları yargılanmak istendi. Birçok engeli yargı yoluyla aştık. Yine yargıda hak arayarak kamu yararına dernek olmayı başardık.
12 Eylülün zorba önderi ve yedeğindeki dört general, dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek bir ilkellikle laik cumhuriyetin kurucusu Atamızın kalıtını çöpe attılar. 31 yılda birçok hükümet geldi geçti; Atatürk’ün kalıtı üstündeki hukuk lekesi silinemedi; AKP döneminde bu leke daha da büyüdü.
Generallerin, Atatürk’ün kalıtına, kurumlarının adına, malvarlıklarına yasa zoruyla el koyarak oluşturduğu Başbakanlığa bağlı Türk Dil Kurumu, Dil Devrimini yok sayarak 31 yıldır Atamızın parasını, eski kurumun birikimini harcıyor. Türkiye Türkçesini çağdaş yöntemlerle işlemek, yabancı adlandırma ve yabancı dille öğretimi engellemek şöyle dursun, ölçünlü dili ve yazım birliğini bozarak halkın dil bilincini yaralıyor; hiç kimsenin saygı duymadığı bir yandaş kayırma “cemiyeti” olarak iktidar ağzına bakıyor; Atamızın parasıyla “cemaat” etkinliklerine destek veriyor. Atamızın T. İş Bankasındaki parasının başka bankalara aktarılmasına, başka kurum ve yandaşlar için harcanmasına tepki veremiyor. Çünkü bugünkü TDK, Atatürk’ün kurumu değildir; önceleri Kenan Evren’in, sonra başka iktidarların, son on iki yıldır da AKP’nin güdümündeki işlevsiz bir kurum olmuştur.
Atatürk, ulusun dil ve tarih bilinci siyasaya araç yapılmasın diye kurumları dernek yapısıyla kurmuş, sonsuza dek özgür ve özerk yaşamaları için kalıtından pay ayırmıştır. Bugün politikacıların kullandığı dile bakarak din ve ırk öğelerinin nasıl siyasallaştığını görüyoruz.
Atatürk’e ve hepimize yurttaşlık kimliği ve bilinci kazandıran Türk Devrimine yönelik sinsi saldırılar; bugün açıkça yapılmaktadır. Sözde aydınlar olay ve oluşumlara yurttaşlık bilinciyle bakamamakta, toplum inanç ve ırk tartışmalarıyla birbirine yabancılaştırılmaktadır. Tepeden tırnağa iletişim kopukluğu yaşanmakta; halkın eğitim ve gelir düzeyinin düşmesiyle ulusal istenç (milli irade) yaşamın hiçbir alanına yansımamaktadır.
Devleti temsil edenlerin kullandığı dil, kaygı vericidir. Hukukun üstünlüğünün, bilimsel ve sanatsal doğruların yok edildiği; ortak dilimiz Türkçenin iyice kirletildiği; tüm eğitim kurumlarının, dinselleştirildiği; üniversitelerin susturulduğu; Atatürk’e, İsmet İnönü’ye, bütün devrimcilere ahlakdışı bir dille saldırıların arttığı kapkara bir dönemdeyiz. Gün gün yoğunlaşan demokrasi dışı uygulamalar, Atatürk’ün Gençliğe Seslenişindeki uyarılarında ne denli haklı olduğunu kanıtlamıştır; bütün cumhuriyet kurumları ve halk tehdit altındadır.
Bizler, 91 yıl önce toprakları işgal edilen, ordusu dağıtılan, bir imparatorluğun küllerinden Türkiye Cumhuriyeti’ni yaratan Kuvayımilliyecilerin ardıllarıyız; Gezi Direnişinin gençleri gibi karamsarlığı soyunacağız!
Mustafa Kemal ve arkadaşları yüzyıllarca yoksulluk içinde “ümmi ümmet kul” olarak unutulan, yalnız vergisini almak ve sonu gelmez savaşlarda ölüme göndermek için aranan bir halkı şahlandırdı. Mustafa Kemal inanç ve ırk ayrımı gözetmeksizin bağımsızlık ve yurt savunması için halkı bütünleştirdi. Mustafa Kemaller yalnız yayılmacıyla değil, yobazla da savaşarak laik cumhuriyeti kurdu; Türk Devrimiyle taçlandırdı; çağdaş dünya ile yarışacağımız aydınlanma yolunu açtı!
Bugün laik cumhuriyete ve devrimlere sahip çıkmak, Atatürk’e ve çocuklarımıza karşı namus borcumuzdur! Bu nedenle Dil Derneği’nin 27. yaşını kutlarken bütün aydınları hukukun üstünlüğü, çağdaş demokratik değerler doğrultusunda güçbirliği yapmaya, yapıcı dille anayasal ve evrensel haklarımızı kullanarak halkı aydınlatmaya çağırıyoruz!
Ulusumuza ve gerçek aydınlara en içten saygılarımızı sunuyoruz!
Dil Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
Sevgi Özel
 
  
** Başkanın, 26 Nisan 2014’te Cumhuriyet Kültür Merkezinde, 27. kuruluş yıldönümümüz için yaptığı konuşma.

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter