AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
SEVGİ ÖZEL: "İNADINA TÜRKÇE!"
Her ayın son perşembesinde düzenlenen "Dil-Ekin Söyleşileri"mizin yirmi dokuzuncusunda, 24 Aralık 2014'te derneğimizin başkanı Sevgi Özel konuşmacımız oldu. Yeni yılı karşıladığımız söyleşimiz, Dil Derneği Yayın Kolu Başkanı Günay Güner'in bağlaması eşliğinde söylediğimiz türkülerle sürdü.
Özel, son günlerde yoğunlaşan Osmanlıca tartışmalarına yer verdiği "İnadına Türkçe!" başlıklı konuşmasında özetle şunları söyledi:
"Türkçeye saldırılar yeni bir olay değil; 1950’li yıllardan bu yana sürüyor. Bu yönde de dönem dönem bazı sözde dayanaklar ortaya atılmaktadır: Mezar taşlarını okuyamıyoruz, dede ile torun birbirini anlayamıyor...
Ortada okunacak gömüt taşının kalmaması gerçeği bir yana, belirtmek gerekir ki dede ile torunun anlaşamaması öncelikle kuşaklar arası ayrılık, giderek çatışma sorunudur; doğaldır. Sözgelimi günümüz bilişim koşullarında bir gencin bilgisayar, bilgisunar, telefon kullanımındaki becerisinin bir yaşlıda da dedesinde de bulunması olanaksızdır.
Türkiye, toplumlar bileşimidir. Ortak tarihsel geçmiş, dil alanında da günümüzü belirlemektedir. Ne ki bu gerçeğin oraya çıkardığı en önemli gereksinim ortak dilimiz Türkçenin korunması ve geliştirilmesidir.
Tarihte Selçuklular Farsçadan ve Arapçadan çok etkilendiler. Yabancı hayranlığı tüm Türk tarihini kaplar. Neredeyse Çin kaynaklarına değin bu gerçeği görmek olanaklıdır.
Osmanlıca, diğer özellikleri bir yana, çok belirsiz, sözcüklerin yazı konusuna göre anlamlandığı bir yapay dildir. 'Arif olan anlar' tümcesi de buradan gelir.
Osmanlının son döneminde aydınlar, yazarlar, düşünürler, dilin özleşmesi, yalınlaşması gereğini ortaya koydular. Bu yönde çok da çalıştılar; ama başaramadılar. Çünkü Türkçeyle düşünemediler. Örneğin Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp ve başkaları 'yeni lisan' arayışı içinde Türkçeye büyük emek verenlerdendir.
Öz Türkçe, Dil Devrimi savunucularının saldırganlıkla suçlandıklarına tanık oluyoruz. Oysa suçlayanların yazı ve konuşmaları baştan sona saldırganlıkla dolu. Bilgi üzerinden giriştikleri hiçbir çabaları yok. Üstelik saldırılarını devrimin kazanımı sözcüklerle yapıyorlar. Bu da Dil Devriminin başarısını gösterir. Harf Devrimine saldırının özünde de dinsel tutuculuk yatmaktadır. Arap abecesindeki seslerin Türkçenin seslerini yansıtmadığını bilip de bilmezden geliyorlar.
Dünya nüfusunun üçte biri ikidillidir. Bu yüksek oran, olumlu bir durumu gösterir. İkidilli olmak bir varsıllıktır; ülkemizde de kimi yurttaşlar ikidillidir. Siyasetçiler bu durumu göz ardı etmektedir; çünkü amaç başkadır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TÜBİTAK Ödül Törenindeki ‘Türkçeyle felsefe yapılamaz’ yönündeki sözleri hiçbir biçimde doğru değildir. Türkçe, yeryüzünün en yetkin bilim ve felsefe dillerindendir.
Kaldı ki Recep Tayyip Erdoğan’ın 2012 yılında Türkçe ile felsefe yapılamayacağını savlayanların ırkçı anlayış içinde olduklarını söylediği de ortaya çıkmıştır.”
 
 

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter