AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
2016 Yılı Ödülü Bekir Dadır'ın

Dil Derneği Gürhan Uçkan Şiir Ödülünün 2016 yılı kazananı, üniversite öğrencisi Bekir Dadır’a sunulduğu ve Gazeteci-Yazar-Fotoğraf Sanatçısı olan Gürhan Uçkan’ın kişiliği, sanatı üzerine, giderek İsveç’te basının durumu üzerine konuşmalar yapıldığı etkinlikte, ayrıca “Günümüz Türkiye Basını” başlıklı bir açıkoturum yapıldı.

İlginç düşüncelerin dillendirildiği açıkoturumda Rahmi Yıldırım, Işık Kansu, Coşkun Kartal konuştu; etkinliği Günay Güner yönetti.

Rahmi Yıldırım 30 yıllık gazetecilik yaşamında gerçek bir özgürlük ortamında çalıştığını anımsamadığını, batıda burjuvazi tarafından başlatılan gazeteciliğin, Türkiye’de devlet tarafından, devlet gazeteciliği olarak başladığını belirterek başladığı konuşmasında şunları söyledi:

“Basın için ‘dördüncü güç’ denir ya Türkiye’de ‘yardımcı güç’ denmeye başlandı. Basın için bir de ‘bekçi köpeği’ metaforu vardır ki doğrudur; basın halkın doğru haber alma hakkının, gerçeği öğrenme hakkının bekçisidir. Ne var ki günümüzde basın yalnızca iktidarın değil yabancı sermayenin, emperyalist güçlerin, NATO’nun, işgalci savaş güçlerinin ağzıyla yayın yapmaktadır.

Gürhan Uçkan’la içtenlikli bir iletişimimiz vardı. İlişkimiz daha çok, 1976’da yayıma başlamış olan “Merhaba Radyosu” dolayısıyla başlamış ve sürmüştü. “Merhaba Radyosu” anadilinde yayın hakkı kapsamında kurulmuştu. İstenen programları Türkiye’den yaparak ulaştırıyordum. Güncel, etkili yayımlar yaptık. Ancak onyıllar içinde çeşitli baskılar sonucunda, ekonomik (tutumluluk) gerekçeler, diğer göçmen topluluklarına kaynak aktarımı siyasaları ileri sürülerek bu radyolar kapatıldı; İsveç’teki “Merhaba Radyosu” da 2005’te kapatıldı. Sözkonusu süreçte PKK’ye yakın insanların kaynakların salt kendilerine ayrılmasını sağlamak amaçlı, asılsız, dayanaksız yakınmalarının da payı vardır.”

Işık Kansu günümüz sözde gazetecilerini “alaycı”, “taşlamacı” bir bakışla sınıflandırarak (“bavul gazetecisi”, “hıyar” , “arabulucu”, “uydurmacı”, “mektupçu”), adlarını andıklarını (Ahmet Altan, Balçiçek Pamir, Hasan Cemal, Ayça Şen, İsmet Berkan, Murat Yetkin, Ergun Babahan, Fatih Altaylı, Fehmi Koru, Mehmet Baransu) gazete kesiklerinden, onların yazılarından belgeler ortaya koyarak yoğun biçimde eleştirdi. Işık Kansu şunları söyledi: “Ahmet Altan'ın iftirasını biliyorsunuz. Osmanlı, 4,3 milyon kilometrekarelik toprağı Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş belgesi olan Lozan ile yitirmiş...  Okuma yazması olan herkes biliyor ki, Osmanlı'nın büyük toprak kaybı Osmanlının paylaştırıldığı Sevr Antlaşması ile gerçekleşmiştir. Suriye, Irak, Filistin, Hicaz, Mısır, Sudan ve Kıbrıs'ın, Fas ile Tunus'un, Libya ve Ege adalarının eski yapılmış antlaşma ve sözleşmelere göndermeler de yaparak Osmanlıdan tümüyle ayrılmasının Lozan'da değil, Sevr Antlaşması'nda yer aldığını görür.

Gazeteci İsmet Berkan, 2013 Haziran Direnişi döneminde, bir türbanlı kadının hayalinden ürettiği ‘Kabataş iskelesinde üstü çıplak erkekler bana saldırdılar, üstüme idrarlarını yaptılar’ yönündeki fantezisinin doğru olduğunu yazmıştı. Şimdi diyor ki: ‘Hata yaptığımın farkına vardım. Hıyarlık ettim.’ İsmet Berkan, yıllar önce kendisiyle yapılan bir söyleşide, hedefinin, 1 milyon dolar kazandıktan sonra gazeteciliği bırakıp ABD’de felsefe okumak olduğunu açıklamıştı. Bakar mısınız, iyi gazeteci olmak gibi bir amaç yok, milyon dolarla dillendirilen kazanç amacı var.

Bir diğer ‘yazar’ kişi ‘kitap yapmak’tan söz ediyor: Ayça Şen! Kitap nasıl yapılıyorsa…

İclal Aydın, Yazar Tuna Kiremitçi'yle ilişkisini 'İkimizin de gamzeleri var, ne güzel değil mi?' sözleriyle açıklamıştı.

‘Abdal’ sözcüğünün anlamını bilmeyen, ‘abdal’ ile ‘aptal’ sözcüklerini karıştıran köşeyazarları var.

Murat Yetkin’in, Hüsamettin Özkan’ın adlarının geçtiği barıştırma girişimleri var.

Eski Cumhurbaşkanının mektubunu Pensilvanya’ya götüren, ‘mektupçu’ gazeteci Fehmi Koru’ydu.

Ergun Babahan Sabah gazetesinde birçok işçinin işine son verdi.

Daha sıralanabilecek birçok örnek sözkonusu. Bu nasıl gazeteciliktir!...”

Coşkun Kartal ise büyük emeği bulunan TV yayımcılığı, TRT yılları deneyimleri üzerine gözlemlerini, düşüncelerini belirtti. Coşkun Kartal şunları söyledi:

“TRT’nin geçmişteki döneminde, seçim konuşmalarında sözcük sayısı bile gözetilirdi. Yine o yıllarda gazeteler az çok sendika hakkı ile TRT ise iş güvencesiyle bilinirdi. Düşüncede böyle bir özdeşlik sözkonusuydu. Zamanla her ikisi de değişti, güvencesizlik yaygınlaştı.

Özel TV kanallarının başlayışı ‘hile’ sonucuydu. İlk TV kanalını Turgut özal’ın oğlu Ahmet Özal, yasa engelini aşmak için yurtdışından yayıma soktu. Star TV’yi Show TV izledi.

TRT’de 101’ler olayı diye de bilinen, 101 kişinin işinden edilmesi, başka kurumlara, ilgisiz yerlere atanması olayı önemlidir. Bu saldırıya uğrayan çalışanlar uzun süren hukuk savaşımı sonucunda görevlerine dönebildiler.

Ayrıca Fethullah Gülen cemaatinin özellikle hedef seçerek kadrolaştığı kurumların başında TRT gelmektedir.”

Etkinliğin bir bölümünde de İsveç Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı ve İsveç Postası Bilgisunar Gazetesi Yayın Yönetmeni Mustafa Sönmez İsveç basını üzerine gözlemlerini anlattı. Mustafa Sönmez “İsveç basınında yönetimce uygulanan bir baskı olmamasına karşın bunca eleştirel görünen İsveç basınının, genel devlet siyasasını, bu tür olayları hedefleyen, eleştiren yayım yapmadığı da gerçektir. PKK İsveç devleti gibi PKK’ye destek sayılabilecek bir dille, söylemle yayın yapar. İsveç’in silah sanayi kararlarını, çalışmalarını kesinlikle konu etmez. İçlerindeki azınlık sorunlarına da hoşgörüyle bakmazlar. Örneğin Banu Avar’ın izin alarak yaptığı, Samerler konulu belgeselin TRT’de yayımlanması İsveç devletince engellenmiştir. İsveç’in Suudi Arabistan’da silah fabrikası kurduğu haberinin yayılması önlenmiştir. Bu gerçeklerin yanı sıra görece önemli bir özgürlük alanından da söz etmek olanaklıdır.”

Nermin Küçükceylan ise denemeleri, Pazar Yazıları üzerinden Gürhan Uçkan’ın gazetecilik yanını, Cumhuriyet gazetesine tutkuyla bağlılığını, Cumhuriyet Gazetesi İsveç Temsilcisi sanının Uçkan’ın kimliğindeki eşsiz önemini anlattı; bu bağlamda birçok ilginç bilgi, ayrıntı aktardı. Örneğin, Gürhan Uçkan’ın, İsveç’li çocukların fazla şeker yemesini önlemek, salt cumartesileri şeker yemelerine izin vermek üzere, neredeyse gelenekselleştirilmiş, “Cumartesi Şekeri” uygulamasını konu ettiği yazısı böylesi bir denemeydi. Ayrıca Nermin Küçükceylan Gürhan Uçkan’dan şiirler de sundu. 


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter