AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Yayın Yönetmeninden
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ- Aralık 2016
 
       Yayın Yönetmeninden

                   Ertuğrul Özüaydın

 

      Yazın dergileri, yazınsal amacın en önemli deneyimidir. Her dönem, yeni heyecanlar yaratan ve sürekliliğiyle gücüne güç katan süreli yayınlardır. Ortaya çıkışlarındaki ilk havaları ve söyleyiş biçimleriyle kendilerini göstermek isterler. İçerikleri bağlamında ayrıca kendilerine biçtikleri görevle, üstlendikleri
sorumlulukları vardır. Öteki dergilerle benzer sorumluluk ve işlev üstlenmiş olsalar da anlatım, bilgi ve biçim bakımından aynı görünmek istemezler. Aynı duyarlılıkla, aynı değerleri işleyecek biçimde sürdürürler varlıklarını. Değişik tasarlanmış bir güzellik yaratma çabalarıyla donatıldıklarını görürüz. Yazına, sanata ilişkin yapıp yapamadıkları ne denli önemliyse görsel anlamdaki uygulamaları da o denli övgüyü hak eder. Yaptıkları işte gereken çabayı esirgemezler.

Nesnel özellikleri, yazınsal üretimleriyle aynı zamanda toplumsal sorumluluğun bir parçasıdır. Kültür, sanat, yazın ortamında solmayacak parlaklığı yaratmanın ardına düşmüş birçok dergimizi aynı güzellikte bulduğumu söyleyebilirim. Birbirinden ayrı görünse de ortak bilinç, ortak duyarlılıkla bütünü oluşturmayı üstlenen parçalardır. Birbirleriyle doğrudan ya da dolaylı olarak kurdukları bağlantıyla Türk edebiyatının gelişmesini sağlarlar.

Dergilerin söylediğimiz anlamda birbiriyle anlaşabilmesi, birbiriyle uyumluluk göstermesi gibi bir zorunluluğu yoktur. Hiçbiri dönemin ruhu ve toplumsal düşünüşün dışında kalamaz. Tarihsel koşullar aradaki o yakınlığı aynı düzlemde kuracaktır. Ayrı ayrı yollardan, ayrı söyleyişle, çağın gereksinimine yanıt verebilirler. Sürekli arayışın içinde yazın tarihinin topluca resmini yansıtırlar. Bilirler ki sanat ön yargıdan uzak durduğu sürece yeni beğeni ve düşünceler yaratacaktır. Tek bir düşüncenin, tek bir inancın çevresinda toplanarak aynı deyiş ve duyuşlara yönelmek eleştirel bakışı gelişteremez.

Başkasının yaptığını yapmayan, dediğini demeyen dergi başkadır. Derinleşip açılan düşüncenin önem kazanması ancak ve ancak böyle bir yaratımla ortaya konabilir. Ele aldığı konuyu varsıl kılar. Zamanla kurduğu yakınlık zamanın ruhuna canlılık katar. Eskiye bağımlı oluşuyla bilinen bir dergiyse yaşadığı süreci de eskiyle anlatacaktır. Ürünleri yeni anlamında ne söyleyebilir ki?

Esinlendiği duygu ve düşüncenin ileriye dönük izlerini bırakan kim ve kimler varsa yarına ilişkin katkılarıyla kendini duyumsatır. Koşulların sürüklediği yönde değerli ürünler vermeyi sürdürür. Dönemin barındırdığı öğelerle geleceği karşılayan daha başka olanaklar yaratmanın ardına düşmüştür. Geldiğimiz bu noktada yapılan bir değerlendirmeyi anımsamakta yarar var. Eski ve yeni deneyimleriyle koca birikime sahip dergiler yazın dünyamızın gerçek lokomotifidir. Geçmişten günümüze tuttukları ışık uzayıp, genişleyip ileriye dek varacaktır. Ürünlerin sonmazlığı kadar dergilerin bitmezliği de açtığı yolda kendini gösterir. Pas tutmaya başlayanı bırakıp işleyen, işletilen düşüncenin sahibi olmak yolunu hiç bırakamazlar. Canlı ses ve renkleri hem bugün hem yarın ilgi uyandırır.

Ortaya çıkış nedenleriyle, yayın yaşantılarını yarına ilişkin başvurulacak türden metinlerle donatan dergiler varlıklarıyla değerlidir. Toplumsal, siyasal, kültürel ürünleri geleceğe bıraktıkları en önemli kalıttır. İşte bu anlayış altında ürünlerini derleyip toparlayan dergilerin çalışmalarını bir başka yazıda işlemeyi düşünerek, sürdürüyorum.

İlk bakışta birbirini çağrıştıran dergilerin serüveni aynı değildir. Her canlının olduğu gibi onların da bir öyküsü vardır. İşlediği konuya yaklaşımı ve gelişmesine sağladığı yararla ötekilerinden ayrılabilir. Baştan sona yaratıcılığı ve katkısıyla önemli bir çabanın içindedir. İçeriği bakımından ve biçimsel yönüyle girişimlerini karşılaştırmak bir başkasıyla ölçütlenmesi demektir. Biçim ve özüyle sağladığı yarar en önemli değeridir, saygınlığıdır. Yenilikçi, çağdaş duruşuyla yarattığı yankı okuruyla etkileşerek başka bir niteliğe bürünür. Derginin yaratım sürecinde okuru da bir başka bileşenidir. İlişkileri nedeniyle birbirlerinden uzak mahallelerde oturmazlar. Dergi, okuru ve öteki dergiler bütünü oluşturan asıl parçanın birer yanıdır. Bir başka önemli yanı bulundukları dönem, dönemsel özelliklerdir. Bunların hiçbiri birbirinden ayrılamaz.

Bütün bu öğeler birleşerek, etkileşerek derginin yapısını oluşturduğu kadar yaşama süresini de belirliyor. Dergiciliği sürdürmenin zor olduğu şu dönemde bir dergiyi sürdürebilenleri ayrıca kutluyorum. Bununla birlikte ülkemizde kısa dönemde edebiyat adına çok işler yapıp, yazın yaşamını bitiren çok sıkı dergiler izledim. Kısa dönemde başlayıp biten heyecanları aslında uzun erimli serüvenlerini yaratmıştır. Olumlu sonuçlar kazandırmıştır. İşte Yaprak, işte Papirüs... Dergileri kapansa da duyuş ve düşüncelerindeki ilerleme sonlanmamıştır. Dergiyle süren işlevleri, dergisiz gerçekleşmesi onların yaşadığının göstergesidir.

Dergiler geniş halk yığınlarına ulaşmak, çok okunmak arzusunu hiç bırakamaz. Okurla, yazar, çizeri arasında yapılan gizli bir sözleşme gibidir.  Aynı zamanda bunun uzun erimli bir anlaşma olması istenir. Üretim sürecinde dergi okurun beklentisine yanıt veremiyorsa süreç ister istemez sonlanacaktır. Kurduğu ilişkide okurun ne aradığını iyi bilmek derginin işidir. Yoksa aradığını bulamayan okur sözleşmeyi tek yanlı bitirebilir. Doğrusu dergilerde bütün bunları bilerek ve isteyerek yola çıkmıştır. Giriştikleri işte ne denli başarılıdır bunu zaman belirler. Peki bütün bunların yanısıra biz dergiciler, işleyen süreçte okurun desteğini beklemiyor muyuz? Elbette okur iyi bulduğu dergileri izlemeyi bırakmamalıdır.

 

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter