|
Sadece Dinimizi Değil,
Dilimizi De Sömürüyorlar!
("Ya oruç halkın da
başına vurursa!" başlıklı köşe yazısından)
Dil Derneği’nin Karaelmas Üniversitesi’yle
birlikte düzenlediği “Dil Bayramı” etkinliklerine katılmak için iki gündür
Zonguldak’taydım.
Türkiye’nin saçma sapan gündemi çok fazla izin vermese de güzel insanlarla
birlikte olmanın, sadece “19 Mayıs”larda anımsadığımız gençlerle
dertleşebilmenin tadına vardım.
Yabancı sözcük hayranlığıyla, argoyla yozlaştırdığımız Türkçe için çırpınan
çok sayıda yürekli insan tanıdım.
Ve bir gerçeğin ayırdına vardım:
Dini ticarete ve siyasete alet edenlere karşı gösterdiğimiz tepkiyi, ne
yazık ki “dilimizi” sömüren yobazlara göstermiyoruz...
Türkçenin yıllardır Arapçayla İngilizce arasında harcanıp tüketilmesine
seyirci kalıyoruz...
Benim katıldığım oturum “Basın-Yayın ve Türkçe” başlığını taşıyordu.
Yani dil ustalarının ve coşkulu gençlerin önünde gazetelerdeki ve
televizyonlardaki Türkçe soykırımının hesabını vermek bana, Fikret Bila’ya
ve Turhan Günay’a düştü..
Ama gençler öyle ilginç örneklerle çıktı ki karşımıza, teslim olmaktan başka
yol bulamadık ve biz de işin kolayına kaçıp kendi meslektaşlarımızı
eleştirdik.
***
Bir “dil emekçisi” olarak, iki günlüğüne de olsa dilimiz hakkında yeniden
düşünmemi sağlayan Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel ve Karaelmas Üniversitesi
Rektörü Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz başta olmak üzere tüm dostlara teşekkür
ederim... |