Mustafa MUTLU
 

Vatan, 25 Eylül 2008

Sadece Dinimizi Değil, Dilimizi De Sömürüyorlar!
("Ya oruç halkın da başına vurursa!" başlıklı köşe yazısından)

Dil Derneği’nin Karaelmas Üniversitesi’yle birlikte düzenlediği “Dil Bayramı” etkinliklerine katılmak için iki gündür Zonguldak’taydım.

Türkiye’nin saçma sapan gündemi çok fazla izin vermese de güzel insanlarla birlikte olmanın, sadece “19 Mayıs”larda anımsadığımız gençlerle dertleşebilmenin tadına vardım.

Yabancı sözcük hayranlığıyla, argoyla yozlaştırdığımız Türkçe için çırpınan çok sayıda yürekli insan tanıdım.

Ve bir gerçeğin ayırdına vardım:

Dini ticarete ve siyasete alet edenlere karşı gösterdiğimiz tepkiyi, ne yazık ki “dilimizi” sömüren yobazlara göstermiyoruz...

Türkçenin yıllardır Arapçayla İngilizce arasında harcanıp tüketilmesine seyirci kalıyoruz...

Benim katıldığım oturum “Basın-Yayın ve Türkçe” başlığını taşıyordu.

Yani dil ustalarının ve coşkulu gençlerin önünde gazetelerdeki ve televizyonlardaki Türkçe soykırımının hesabını vermek bana, Fikret Bila’ya ve Turhan Günay’a düştü..

Ama gençler öyle ilginç örneklerle çıktı ki karşımıza, teslim olmaktan başka yol bulamadık ve biz de işin kolayına kaçıp kendi meslektaşlarımızı eleştirdik.

***


Bir “dil emekçisi” olarak, iki günlüğüne de olsa dilimiz hakkında yeniden düşünmemi sağlayan Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel ve Karaelmas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz başta olmak üzere tüm dostlara teşekkür ederim...