AYNA
Adnan BİNYAZAR
 

Cumhuriyet, 25 Eylül 2007

Dil Bayramı

Yemenin içmenin, yılda bir gönül okşamanın, giyinip kuşanmanın bayramı değil 26 Eylül.

Dilimiz Türkçenin bayramıdır.

Bu bayramı herkes kutlamaz. Onun bayram olduğunu bile bilmez.

Dil yıkıcılarının göstermelik törenler düzenleyip böyle bir bayramı kutlamaya yüzü olmamalıdır.

Dilimize ulusal bağımsızlığını kazandıranların, onu dünya dilleri arasında yüceltenlerin bayramıdır bu; sokaklarını, işyerlerini virüs gibi saran yabancı sözcükler karşısında duyarsız kalanların değil.

****

Dil, düşüncenin anahtarı; aklın kılavuzudur.

Beynin, algılama-duyumsama-yansıtma düzeneğinin harman yeridir.

Bu etkileşim düzeneğini kişiliğinde kuramamış olanlar, ne dediğini bilemez, denileni de algılayamaz. Bu olmayınca, toplumda ne düşünce üretilebilir, ne de düşünsel iletişim sağlanabilir.

Oyuncu kim, oynayan kim; seyircinin bunu ayırt edemeyişinin nedeni bu. Sözü özde, özü sözde aramayışının da...

Böyle ortamlarda kişi anlayış-kavrayış dilsizidir.

Dili var görünse de, onunki talana uğramış, düşünselliğini yitirmiş bir dildir.

****

Ülkemizde aydınlanma belirtileri görülünceye dek, insanımıza hep bir dilsizler oyunu seyrettirilmiştir.

Kurtuluş Savaşı öncesini anlatan bir şair, "Kendi vatanımızda vatansızlar gibiydik" der.

"Gibi" si fazla; düpedüz, "vatansız" dık, duyuştan-düşünüşten yoksunduk.

Dilimizi yabancı diller boyunduruğundan kurtarmayı, ülke bağımsızlığıyla bir tutan Mustafa Kemal , aydınlanmanın ışığını yakıncaya dek...

Mustafa Kemal, topraklarımızın bize yurt oluşunun tarihidir.

****

Aydınlanma, bir ulusun, dilini, düşüncesini, toplumsal değerlerini geliştirip kendini kültürel bir varlık olarak tarih önüne çıkarış sürecidir.

Aydınlanma dışarıda değil, toplumların ruhunda aranmalıdır. Türkçenin yabancı diller boyunduruğuna girdiğini sezip ona başkaldıran ilk aydınlanmacı Kaşgarlı Mahmut 'tur. "Divanü Lügat-it-Türk" adlı yapıtını, Türkçenin en az Arapça kadar gelişmiş bir dil olduğunu kanıtlamak için yazmıştır.

17. yy.'ın başlarında İncili Latinceden Almancaya çeviren Martin Luther 'in yaptığı da budur. Kaşgarlı'nın, oba oba dolaşıp Arapça sözcüklere Türkçe karşılıklar aradığı gibi, Luther de, Latince sözcüklere Almanca karşılıklar bulmak için, Leibniz 'in deyimiyle, kasapların, sebzecilerin ağzına bakmıştır.

****

Atatürk aydınlanmacılığı, özünde, yalnızca ülkeyi değil, ulusal kültürü de bağımsız kılma eylemidir. O, bunun ancak kültürel kurumlaşmayla gerçekleşeceğine inanmıştır.

Cumhuriyet'in 10. yılı yaklaşırken kurduğu özerk Türk Dil ve Tarih Kurumları Atatürk 'ün aydınlanma devriminin kültür anıtıdır.

Aydınlanma, başlangıçta bunca sağlam bir temele oturmasına karşın, son altmış yıldır, hükümetlerin yanlış politikalarıyla, amacından saptırılmış eğitimin uygulamalarıyla, kültürel bağımsızlığımız gericilik virüsünün salgınına uğramıştır.

Öyle ki, dil devriminin ürünü olan sözcüklerin bile devlet kurumlarınca yasaklandığı olmuştur. Bu iki kuruma el koyan da devlettir.

Attığımız her adımda kirlenmiş dil ürünleriyle, ırkçı yorumlarla karşılaşmamızın nedeni budur.

Bu bağlamda 26 Eylül biçimsel törenlerle kutlanmamalı, bugün, dilimizi kirlilikten kurtarmanın yolları aranmalıdır.

- - - - -