BAKIŞ
Doğan HIZLAN
 

Hürriyet, 27 Eylül 2007

Dün 23 Yaşındaydım

27 MAYIS 1960 ihtilalinden sonra ben ve benim kuşağımdan birçok kişi Türk Dil Kurumu'na üye olarak alınmıştı.

Ben Bülent Tanör'ü saygıyla anarak, bir türlü 27 Mayıs 1960 hareketine "darbe" diyememiş birisiyim, çünkü içimden gelmiyor.

İlk katıldığımız kurultay, bugün Dil Derneği'nin kutlama programının yapıldığı Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nin salonuydu. Böylece dün bu salonda bütün anılarımı bir bir gözden geçirdim.

Türk Dil Kurumu üyeliğimin ne kadar sürdüğünü soranlara çok kısa bir yanıt veriyorum:

Ben ve arkadaşlarım bir ihtilalle derneğe üye olduk, bir ihtilalle de üyeliğimiz bitti.

Çünkü 12 Eylül 1980 askeri darbesi Türk Dil Kurumu'nu kapattırdı ve bizim üyeliklerimizi de iptal etti.

* * *

İLK kurultaya geldiğimde Ankara'yı biraz olsun tanıyabilmiştim.

Gerçi ilk kez arkadaşlarımla üniversitedeyken 1956 yılında Ankara'ya gelmiş ama Ankara'yı özellikleriyle, insanıyla, tarihiyle tanıyamamıştım. Daha sonraki ziyaretlerimle bilhassa dil kurultayları dolayısıyla tanışıklığımız ilerledi.

Bazen bir mekán, bir salon insanın bütün dostlar galerisini hatırına getiriyor. Ölenlerin kalanlardan çok olduğu bir dostlar galerisinden söz ediyorum.

Dil Derneği'nin dünkü toplantısını, etkinliklerini 114 üniversitenin rektörü desteklemiş. İki ödül dağıtıldı, biri Ömer Asım Aksoy adına, diğeri de Kerim Afşar adına verildi. Ömer Asım Aksoy, 95 yaşına kadar Türk dili için çalıştı, emek verdi.

Bugün hâlâ dil sorunlarına çözüm aradığımızda başvurduğumuz kitaplar kaleme aldı.

Kerim Afşar da gerçekten Türkçe'yi çok iyi kullanan bir tiyatro sanatçısıydı.

Ödüller hiç kuşkusuz, yalnızca insanların anılmasını sağlamıyor, onların unutulmazlıklarını, yapıtlarını bir kez daha okumamız gerektiği konusunda bizleri uyarıyor.

Dil kurultaylarının, Türk dili toplantılarının anılarına ne yazık ki kan da bulaşmıştır.

Bedrettin Cömert, bir dil kurultayında öldürülmüştü. Bedrettin Cömert'in cenazesine o zaman Kültür Bakanı olan Ahmet Taner Kışlalı ile birlikte gitmiştim.

Ne hazindir ki yıllar sonra Ahmet Taner Kışlalı da bir suikasta kurban gitti.

O günlerden anılarımda kalan şairleri, yazarları, romancıları saygıyla anıyorum.

Her Ankara'ya gelişte, özellikle her dil toplantısında kare kare benim belleğimdeki yerlerini yeniliyorlar.

* * *

Dil Devrimini, dile ilgiyi, Türkçe'ye sevgiyi yaşatanlara hepimizin saygı duyması gerekir

- - - - -