DÜNYADA BUGÜN
Ali SİRMEN
 

Cumhuriyet, 30 Eylül 2007

Dil Derneği, Bayramı ve 10,5 Metrekare Bir Oda

Sevgili,

26 Eylül Çarşamba'dan başlayarak iki gün süren etkinliklerle Dil Bayramı'nın 75. yılı Ankara'da kutlandı.

Çarşamba günü çağrılı olduğum bu etkinlikte hazır bulunmak isterdim. Ama İstanbul'da tarihi değiştirilemez bir çekimim olduğu için aylar öncesinden hazırlandığım halde gidemedim. Üzüntüsü içimden hiç çıkmayacak.

O gün, Türk Dil Kurumu'nun son Başkanı Prof. Şerafettin Turan, Fazıl Hüsnü Dağlarca, İlhan Selçuk, Oktay Akbal, Tahsin Yücel, Füruzan, Ali Püsküllüoğlu, Doğan Hızlan, Melih Aşık, Emin Özdemir, Bülent Ünal, Turgut Özakman Prof. Dr. Muzaffer Eryılmaz, Yalçın Bayer ile birlikte, bana da 75. yıl onur ödülü vermeyi kararlaştırmışlar. Gidemedim, Oktay Akbal ile benim ödülümü, böyle bir onuru benden daha fazla hak ettiğine içtenlikle inandığım, dostum Işık Kansu 'nun bizim adımıza alması en büyük tesellim oldu.

Bu arada gazetemiz Cumhuriyet'in de kurum olarak onur ödülüne layık görüldüğünü kıvançla söylemek isterim.

Aralarında Türk dili deyince hemen akla gelen büyük isimlerin de bulunduğu bu ödül, evimin apayrı bir köşesinde, yaşadığım sürece, hayatımın en büyük onur vesilelerinden biri olarak duracak.

Benim Dil Devrimi konusunda uyanmam geç oldu. Lise sıralarında, hatta üniversitenin ilk yıllarında, yapılan atılımın anlamını tam olarak kavrayamadığımı, bu konuda bilincimin sonradan geliştiğini itiraf etmem gerek.

Bu bakımdan böyle bir onuru hak edip etmediğim konusunda kuşkularım var.

***

Dil Derneği 20 yıl önce kuruldu. İlk yıllarını Tuna Caddesi üzerinde 5 numaralı yapıda hepsi hepsi 10 metrekarelik bir odada geçirdi. Şimdilerde Konur Sokak'ta yine ondan fazla büyük olmayan bir yerdeler. Bu 10 metrekarelik odada çalışmaya başlayanlar, Atatürk 'ün Dil Devrimi'ne ve onun yaşatılıp geliştirilmesine candan inanmış kimselerdi.

Bilindiği gibi, Atatürk'ün kurduğu ve kalıtının bir bölümünü bağışladığı, Türk Dil Kurumu, 12 Eylülcüler tarafından Medeni Kanun ve hukukun temel ilkeleri çiğnenerek Türk Dil ve Tarih Yüksek Kurulu'na dönüştürüldü ve Türk-İslam sentezinin resmi kuruluşu haline geldi. Tabii ki, bunun Atatürk ulusçuluğu ile bağdaşmadığını söylemeye bile gerek yok.

Bu gelişmeler üzerine, Dil Devrimi'nin kazanımlarını korumak, sürdürmek ve geliştirmek üzere, Atatürk'ün öngördüğü biçimde devlete bağlı değil, ondan bağımsız, bilim adamlarından, yazarlardan, sanatçılardan oluşan dil severler, Dil Derneği'ni kurdular.

Dil Derneği, çok kıt olanaklarla Dil Devrimi doğrultusunda çalışmalarını özenle sürdürdü, dergisini çıkardı, Türkçe Sözlük ve Yazın Kılavuzu yayımladı.

Dil Derneği, canlılığını korudu, gençlere açıldı. Çarşamba günkü törende ve perşembe günkü oturumlarda, gençler konuşmalarıyla, bildirileriyle etkinliklere katkıda bulundular.

***

Cumhuriyet Devrimi'nin özü, bir ümmet toplumundan laik cumhuriyetçi, ırkçı temele dayanmayan ulusalcılığı benimsemiş, amacı çağdaş uygarlık düzeyini yakalamak olan bir ulus yaratmaktır.

Ümmetin antitezi olan bu ulusun, ümmet toplumunun melez diliyle konuşup düşünmesi olanaksızdı.

Çağdaş uygarlığı özgürlük ortamında yakalamayı amaçlayan bu ulus topluma yeni bir tarih ve dil bilinci gerekliydi. Atatürk bu amaçla iktidarın ve devletin güdümünde değil, ülkenin aydınlarının, bilim adamlarının, sanatçılarının önderliğindeki TDK'yi kurmuştu.

Dil Devrimi ile TDK'nin özü işte budur.

Ama, ırkçı temele dayanmayan ulus toplumu, ırkçı nasyonalizm ile ümmetçiliği harmanlayan bir ucubeye çevirmek isteyenler buna daha fazla tahammül edemezlerdi, nitekim etmediler de...

TDK'yi yozlaştıranlara karşı çıkan Dil Derneği, yukarıda da belirttiğim gibi, kıt olanaklarına karşın, gençlere açılarak Cumhuriyet Devrimi'nin getirdiği dinamizmi koruyarak kazanımları koruma işlevini yüklendi.

Zaten bir toplumun en değerli varlıklarından biri olan dilini koruması da ancak bu şekilde mümkün olabilirdi.

Dil Bayramı'nın 75. yıldönümünde, Dil Devrimi'nin kazanımlarını koruyup geliştirme işlevini yüklenmiş olan, başta Sevgi Özel olmak üzere Dil Derneği yöneticilerine, üyelerine ve bu kuruluşa üye olsun olmasın, dilimize katkıda bulunan bütün dil severlere candan teşekkür borcumuz var.

Öyle değil mi Sevgili?

- - - - -