DÜNYADA BUGÜN
Ali SİRMEN
 

Cumhuriyet, 24 Nisan 1988

10,5 m2'lik Bir Oda

Tuna Caddesi üzerinde 5 numaralı yapıda, hepsi hepsi, 10,5 m2’lik bir oda… Küçücük balkonumsu bir uzantıya açılan kapısından derinliğine Sakarya Çarşısı görünüyor. İkinci küçücük masa, iki küçük demir dolap, altı sandalye. Her birini birileri vermiş. Bir de ödünç daktilo, üye defteri, kâğıtlar, dosyalar. Unutmayalım, bir de telefon var onurla gösteriyor genel yazman.

- Bakın telefonumuz da var, diyor.


Burası kuruluşunun birinci yılını 22 Nisan günü kutlamış olan Dil Derneği’nin merkezi. Zaten tüzük gereği başka dalı da yok derneğin. Öylesine zorunlu bir sadelik içindeler ki dilsever örgüt yöneticileri, insan duygulanıyor.


Bu 10,5 m2’lik odada Atatürk’ün Dil Devrimine inanmış ve onu yaşatıp sürdürmek amacında olanların derneklerinin yönetim kurulu toplantıları yapılıyor 11 kişiyle ve herkes “ormancılar”dan alınan sandalyelerde diz dize oturuyor.
 

Bilindiği gibi, Atatürk’ün kurduğu ve kalıtını(miras) bağışlayarak yaşamını sürdürmesini sağladığı TDK, Medeni Kanun ve dolayısıyla hukukun temel ilkeleri çiğnenerek ortadan kaldırılmış, 11 Ağustos 1983 tarihli ve 2876 sayılı yasayla Atatürk’ün öngördüğü ile hiç bağdaşmayan, onun istencine(iradesine) uymayan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulu oluşturulmuştu. 12 Eylül yönetiminin 1982 Anayasası’na da temel görüşünü koyduğu bu kurum Atatürkçü ulusçuluğa karşı, Türk-İslam sentezini benimsemiştir 20 Haziran 1986 tarihli oturumunda. Sayın Evren’in başkanlık ettiği bu oturumda kabul edilen Türk İslam sentezi görüşünün, bir ümmetin bağrından çıkarılan ve ümmet kavramının tam karşıtını oluşturan Türk ulusu görüşüyle bağdaşmadığını yine vurgulamak gereksiz. Ama bir noktayı yine de anımsatmak zorunlu. Atatürk’ün önderliğindeki “Cumhuriyet Devrimi’nin özü, bir ümmetten, kendi yazgısına egemen olma istenci içinde bir ulusun doğmuş olmasıdır. Ümmetten bir ulus çıkarmak gerçek bir devrimdir. Ve ırkçı temele dayanmayan, çağdaş, ilerici ulus kavramını kendine temel alan bu ulusun yepyeni bir tarih ve dil bilincine, kırma olmayan bir dile gereksinmesi olacaktı. İşte Dil Devrimi, bu yüzden Cumhuriyet Devrimi’nin “onsuz olmaz”ıydı. Ulus, ümmet dilini sürdüremezdi. Onun çağdaş gelişmelere de ayak uyduracak bir dili olmalıydı.

Dil Devriminin özü budur.
 

Ne var ki, Atatürk’ün adını kullanarak girişimlerde bulunanlar, bir yandan ulusa onunla bağdaşmasına olanak bulunmayan ümmet düşüncesini katarlarken, öte yandan ulusun tarih bilincini sınırlayıp, dilini ümmet düşüncesine uygun yeni bir yola doğru yönlendirmeye çalışıyorlardı. Türk Dil Kurumu bu geniş tasarımın bir parçası olarak ortadan kaldırılmış ve Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu da bu amaca uygun olarak kurulmuştur.


Bugün Türkiye’de ulusa ümmet katarak, sonunda ülkemizi, belki de ayırdında olmayarak, bir ümmet diyarı haline dönüştürmek isteyenler, Dil Devriminin temel düşüncesine doğallıkla karşıdırlar.


Nitekim, Dil Devrimini sürdürmek amacıyla girişimde bulunan dilseverler de başlangıçta sert tepkiler ve hatta kovuşturma ile karşılaşmışlardı.

Bütün engeller aşıldıktan sonra, geçen yılın 22 nisanında başvuru işlemlerini tamamlayan Dil Derneği, birinci yıldönümünü geçen cuma kutladı. Yıldönümünden birkaç gün önce Dil Derneği’nin tüzüğü de onaylandı.


Dil Derneği, 500 üyesinin ödentileri(aidat) ve Çağdaş Türk Dili Dergisi’nin sürdürümcüleri(aboneleri) nin katkılarıyla ayakta duruyor. Dernek, dergi çıkarıyor, yakında dil ile ilgili yayınlar(kılavuz ve sözlük) ile bilimsel kurultay toplama çalışmalarını da sürdürüyor. Dil Derneği’nin çıkardığı Çağdaş Türk Dili Dergisi’nin 500 dolayında sürdürümcüsü var. Kuşkusuz bu sayının çok artması gerek. Dil Devrimine inanmış olanlar, 4 numaralı posta çeki ile 30 51 11 No’lu hesaba 6480 lira gönderdiklerinde, Çağdaş Türk Dili’nin yıllık sürdürümcüsü olabiliyorlar.


Eğer Dil Devriminin yararına ve zorunluluğuna inanıyorsanız, eğer Cumhuriyet Devrimi’nin temellerinin sarsılmasına karşı iseniz, Çağdaş Türk Dili’ne sürdürümcü olarak katkıda bulunun.


Sanırım böylesine küçük bir destek, çok büyük amaca varmada olumlu bir katkı olacak, 10 m2’lik küçücük bir odada canını dişine takanların savaşım güçlerini arttıracak, saflarını pekiştirecektir.

- - - - -