94. Dil Bayramımız Kutlu Olsun

Millî duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin ulusal ve varsıl olması, ulusal duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, bilinçle işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” Mustafa Kemal Atatürk

Dil, bir ulusun ortak sesidir; ulus kimliğinin belirlenmesinde önemli bir yapıtaşıdır, tarihsel sürekliliğin geçmişten geleceğe taşınmasında yaşamsal önemdedir. Dil bozulduğunda her şey bozulur… Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde aydınlar, yazın ve düşün insanları dilde bir çözüm arayışı içindedir; şu ana noktalarda birleşirler: “Çoğunluğu Arapça-Farsça-Türkçeden oluşan yazının okunmasında yazılmasında sorunlar vardır. Arapça harflerden kaynaklı bir sözcüğün birden çok biçimde seslendirilebilmesi anlam karışıklığı yaratmaktadır. Batıdan gelen sözcükler, yazının Arapça temelli olması nedeniyle çoğu kez Arapça köklerden türetilmektedir. Tüm bu nedenlerle yazı dili her geçen gün halkın konuştuğu dilden uzaklaşmaktadır…”

Arapça ile Türkçenin uyumsuzluğu yapısaldır. Türkçenin sekiz ünlüsü varken Osmanlı yazısında kullanılan abece içinde yalnızca üç ünlü harf vardır; bunlar “a, i, u”dur. Osmanlı yazısına Arap abecesinden 28 harf alınırken Farsçadan da 3 harf (p, ç, j) alınmıştır. Türkçedeki “g” ünsüzü için kef harfine bir çizgi, genizsi “n” için de üç nokta eklenmiştir.

Sorunların ayırdında olan Osmanlı aydınları harfler konusunda değişiklik önerilerini zaman zaman dile getiririler; ancak bu konuda bir ilerleme sağlanamaz. Arapça harflerin dinin gereği olduğunu düşünenler bu değişikliğe karşı çıkarlar. Eski yazıyla yazılmış yapıtların varlığı nedeniyle harf değişikliğine karşı çıkanlar da vardır.

Cumhuriyetle birlikte 1 Kasım 1928’de Harf Devrimi yasalaşır. 23 harfli Latin abecesinde olmayan Ç, Ğ, I, J, Ö, Ş, U, Ü eklenerek 29 harfli Türk abecesi oluşturulur. Ç, Ch’nin, Ş, Sh’nin karşılığı olarak belirlenir. Q ve X Türk abecesine alınmaz; Q yerine K, X yerine “Ks” kullanılır…

Harf Devrimi dört yıl sonra yapılan Dil Devriminin ön hazırlık süreci niteliğindedir; abece değişikliği Dil Devrimi sürecinde yabancı sözcüklerin Türkçeleştirilmesini, dilin özleştirilmesini kolaylaştırır. Türkçeye sahip çıkılması, ulus dili olarak işlenmesi ve geliştirilmesi sürecinde 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulur; bu tarih Türkçemiz için bir dönüm noktasıdır. Amaç, Türk dilinin öz güzelliğini ve varsıllığını ortaya çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmektir.

26 Eylül 1932’de Dolmabahçe sarayında düzenlenen Türkçenin tarihçesi, özleştirilmesi, varsıllaştırılması, geleceği gibi konuların tartışıldığı Birinci Türk Dil Kurultayına toplumun her kesiminden yurttaşlar çağrılır, katkılarından yararlanılır.

Birinci Türk Dili Kurultayında, Türkçenin yabancı diller boyunduruğundan kurtarılması için bilimsel sanatsal çalışmalarının programı belirlenir. Kurultayın başladığı tarih olan 26 Eylülün, her yıl Dil Bayramı olarak kutlanması kararlaştırılır. 

Dil Devrimi, düşün ve yazın insanlarını kökleri ve aralarındaki bağlantıları bilinmeyen sözcük ve tamlamaları kullanmaktan kurtarmıştır; dille düşünce yenileşmiş, özgürleşmiştir. Bu; bilimde, sanatta, teknolojide uzun bir yürüyüştür… Bir ulus ancak onurlu tarihine sahip çıkarak ulusal ve evrensel değerleri bilgiyle harmanlayabilir, bilim ve sanatta yükselerek çağdaş dünyadaki yerini alabilir.

Bize bu yolu açan büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’e, Dil Devrimine omuz veren tüm aydınlarımıza saygıyla…

94. Dil Bayramımız kutlu olsun!

Ahmet Pekel
Dil Derneği Genel Yazmanı