30 Ağustos, yakın tarihimizin dönüm noktalarından biridir. 26 Ağustos 1922 Cumartesi sabahı, saat 4.30'da Türk topçularının ateşiyle başlayan Büyük Taarruz, Başkomutan Mustafa Kemal'in önderliğinde 30 Ağustos 1922'de utkuyla sonuçlanmış, bütün yayılmacıların desteğiyle Anadolu'da ilerleyen Yunan ordusu geldiği gibi gitmek zorunda kalmıştır. Mustafa Kemal, 1 Eylülde ulusa şöyle seslenir:
"Büyük ve Soylu Türk Ulusu,
(...) Ulusumuzun benliğindeki güçlülük ve ülküyü, üç buçuk yıl önce çalışma arkadaşlarımla birlikte dile getirmeye başlayarak dayanılmaz zorluklar içinde sürdürülen savaşımlarımızın sonuçları artık ortadadır. Ulusun oyuna ve istencine dayanan her işin sonunun, ulus için iyilik ve mutluluk olduğu kesinleşmiştir. Ulusumuzun geleceği güvenilir durumdadır. Söz verdiğimiz başarıları, ordularımızın sağlayacağı kesindir."
Mustafa Kemal Atatürk'ün söylediği gibi "Ulusun oyuna ve istencine dayanan her işin sonunun, ulus için iyilik ve mutluluk" olacağı kesindir. Son yıllarda ulusun "oy"unun, ulus istenciyle örtüşmediğini gösteren akılla, bilimle, sanatla, laiklikle, demokrasiyle çelişen olaylar, uygulamalar birbirini izliyor. Bu nedenle 30 Ağustos Zafer Bayramını üzüntü içinde kutlayacağız; ama karamsar değiliz; "bir gün mutlaka" bu karanlık sonlanacak; ulusumuz, Atatürkçü düşünceyle aydınlık günlere ulaşacaktır.
Çok uzun zamandır Atatürk'le, laikle, devrimlerle hesaplaşan, inancı ve köken ayrımını siyasaya araç yapan iktidarlar yakın tarihi yok saymaktadır. Oysa ulus Temmuz 2016'da, tıpkı Kurtuluş Savaşını utkuya taşıyan "ulusal savaşım" döneminde olduğu gibi inanç ve köken ayrımı gözetmeden dinci "darbe"ye direnmiş; bu "darbe" girişimi de ülkemizin laiklikten, cumhuriyetin devrimci ruhundan ne denli uzaklaştığını kanıtlamıştır. 15 Temmuzdaki gerici "darbe" girişimi dini çıkar için kullanan, güç için siyasaya araç yapan yanlış siyasaların sonucudur; ulusun ya da Tanrının bağışına sığınmak laiklikle, adalet duygumuzla bağdaşmamaktadır. Devleti temsil edenlerin katıldığı törenlerin dinsel/partisel etkinliklere dönüşmesi, dinsel kavramlarla örülü dil kullanımı, GATA'ya "Abdülhamid" adı verilmesi gibi örnekler, bu "darbe" girişiminden laikliğin önemini, cumhuriyetin değerlerini anlama ve algılama konusunda yeterince ders çıkarılmadığını gösteriyor. Gerici "darbe" girişimini bir kez daha kınıyor; iktidara, 30 Ağustos utkusunun 94. yılında yakın tarihi örnek almasını, cumhuriyetin temel değerlerine dönmesini öneriyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramını, Atatürk döneminden bu yana kutluyoruz; son yıllarda terör acısı öne sürülerek ulusal bayramları kutlanması engellenmektedir. Ulusal bayramlar ulusun, yurttaşlık bilinciyle yakınlaşacağı, sevinci tasayı paylaşacağı ortak anlarda ve alanlarda buluşma günleridir. Böylesi buluşmaların engeli, yasağı olmaz; öfkemizi dirence dönüştürmek, acıyı ve sevinci paylaşmak için 30 Ağustos 2016'da Atatürk'te buluşacağız.
Bu duygularla ulusumuzun 30 Ağustos Zafer Bayramını kutluyoruz!