AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
3 MART DEVRİM YASALARINI UNUTMAYALIM!
 

Yayılmacılara karşı verdiğimiz Kurtuluş Savaşının ardından bağımsız cumhuriyetimiz kurulmuş; cumhuriyetimizin özünü oluşturan laik eğitimi, halk egemenliğini güçlendirmek için art arda devrim yasaları yapılmıştır.

3 Mart 1924’te TBMM’nin onayladığı, “Hilafetin Kaldırılması, Şer’iye ve Evkaf Vekâletinin Kaldırılması; Eğitim ve Öğretim Birliği Yasaları” aynı amaçla yapılan, anlamı ve özü aynı olan, cumhuriyet tarihimizi çağdaş dünya ile yarışa hazırlayan Türk Devriminin en büyük ve çok güçlü üç adımıdır. Üç Devrim Yasası ile laikliğin temelleri atılmıştır. Üç Devrim Yasasının amacı akılcı, bilimsel ve sanatsal laik eğitimle çağdaş bir toplum oluşturmaktır. Her inanç ve kökenden cumhuriyet yurttaşlarının tümü yurttaşlık bilinciyle aydınlanma yolunda birlikte ilerleyecekti. Çünkü cumhuriyet, her inanç ve kökenden bireye yurttaş kimliği kazandırmıştı; özgür istenciyle, özgürce düşünen yurttaşlar laik eğitimle bilimsel ve sanatsal olandan başka doğru tanımayacak, dindışı yalanlarla kandırılmayacaktı. Ne yazık ki 1950’den sonra devrim yasaları su almaya başladı; hukuksuzluk üstüne kurulan 12 Eylülle sular kaynatıldı; 12 Eylülün açtığı kapıları kullanarak devlet içinde devlet eliyle örgütlenen karşıdevrimciler günbegün güç kazandı. 2000’ler Türkiyesine gelindiğinde aklın öncülüğünü, bilimsel ve sanatsal olanı öteleyen siyasalarla yalnız Üç Devrim Yasası değil, Türk Devriminin her aşaması örselendi.

Mustafa Kemal Atatürk’le, İsmet İnönü’yle, Türk Devriminde emeği olan bütün cumhuriyetçilerle hesaplaşma, kabile devletlerinde bile görülmeyen bir değerbilmezlikle sergilenir oldu. Laik eğitim sonlandırıldı; laik eğitimle bilimsel aklın sahibi ve koruyucusu olması gereken üniversite medreseleşti. Ulusal bayramların, değerlerin coşkusu silindi; yargı bağımsızlığı, düşünce ve basın özgürlüğü yaralandı. Biz dilciyiz, iç ve dış siyasa, ekonomi gibi yaşamsal alanlardaki olumsuz gelişmelere ilişkin görüşümüz de olmasına karşın, ilk kaygımız dinsel kavramlarla doldurulan, yabancı sözcük saldırısına uğrayan ortak dilimiz Türkçenin durumudur. 1924’te yaşama geçen Üç Devrim Yasası, 1928’deki Harf ve 1932’deki Dil Devrimlerinin de öncüsü olmuş; dil ile din ilişkisinin bilimsel veriler ve yasalarla kurulması gerektiğini göstermiştir.

Üç Devrim Yasası, laik cumhuriyetin ve özellikle kadınlarımızın güvencesidir; çünkü gericiliğin ilk hedefi cumhuriyetin bütün kurumları ve kadınlardır. Kadınlar, cumhuriyet devrimleriyle elde ettikleri kazanımları korumak ve geliştirmekte kararlı olmalıdır. Ülkemizin yeniden Atatürkçü düşünceyle ayağa kalkması için her aydın, akıl ve hukuk dışı olanı kabul etmemekte kararlı olmalıdır. Her yurttaş Anayasanın, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir” ilkesinden ödün vermemekte kararlı olmalıdır.

Bu duygularla ulusun, 95. yılında Üç Devrim Yasasını unutmamasını diliyoruz.

DİL DERNEĞİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI

SEVGİ ÖZEL


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter