AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
CUMHURİYET KIZI ÖZDEN TOKER BABASI İSMET İNÖNÜ’YÜ ANLATTI.
 

Mayıs ayında Dil-Ekin söyleşimizin konuğu Ulusal Kurtuluş Savaşının yapıcılarından İsmet İnönü'nün kızı Özden Toker’di. 30 Mayısta gerçekleşen söyleşide bir çocuğun yakın tanıklığıyla cumhuriyetin kuruluş günlerini dinledik.

Özden Toker konuşmasına “Babam Türkçeye çok önem verirdi,” sözleriyle başladı. İsmet İnönü’nün 1916’da evlendikten 20 gün sonra cepheye gittiğini, oradan annesi Mevhibe İnönü’ye sürekli mektup yazdığını ve savaş ortamında mektuplarının kaybolma olasılığına karşı onları numaraladığını söyleyen Toker kendisinin ve ağabeylerinin cumhuriyetin ilk on yılının çocukları olduğunu ve 3 erkekten sonra onun kız olmasına babasının çok sevindiğini anlattı.  

Özden Toker konuşmasını özetle şöyle sürdürdü:

“Babam evlendikten sonra, İstanbul’dan Anadolu’ya geçip çeşitli yerlerde görev yaptı, sonra İzmir’de yaşadılar bir süre, Lozan görüşmelerine İzmir’den gidip gelirmiş. 1925’de Ankara’ya gelirler, şimdi Pembe Köşk olarak bilinen bağ evine yerleşirler. Ben orada doğmuşum. Çocukluğumda çevremde annem, babam, ağabeylerim ve Atatürk var. Ama ben sonradan Atatürk’ün önemini anlıyorum elbette. Ben doğunca isim arayışına başlamışlar ve Atatürk ‘Özden’ adını bulmuş.

Atatürk bir şey yapacağı zaman hep başkalarına sorar, fikirlerini alır, sonra kendi fikrini söylerdi. Örneğin bir fabrika kurulacaksa nerede işsizlik var, nerede bunun hammadesi var diye sorgulardı.

Masada yabancı birisi varsa onunla özel olarak ilgilenirdi. Atatürk konuşanın sözünü kesmez, dikkatle dinler ve yanıtını verirdi. Bize ‘Çocuklar hep merak edeceksiniz, soru soracaksınız ki öğrenebilesiniz. Siz sormazsanız biz size hiçbir şey öğretemeyiz,’ derdi. Ben öğretmen olmak isterdim, Ülkü ise balerin.

1917-1932 yılları arasında Atatürk şimdiki bağevinde oturdu. 1932’den 1938’e değin oturduğu ev şu anda yok. Sütunları çok güzel bir evdi. Ne oldu bilmiyorum.

1937- 38’de, babamla dargın olduğu söylenen dönemde Atatürk ile babamın arasındaki bağ hiç kopmadı. Bu bağı Celal Bayar ve Sabiha Gökçen kurardı. Atatürk’ün babama mektuplarında, babamın Ankara’dan ayrılmasını hiç istemediği, İstanbul’a gitmemesi ve Ankara’daki kontrolü bırakmaması gerektiğini hissettirirdi.

Yemek masası bizim evde de çok önemliydi. 24 saatte bir kez bile olsa aile üyelerinin bir arada olup konuşması gerekir diye düşünürdü babam da, Atatürk de.

Ankara’ya barış Lozan’la geldi. Babam barışı korumak için 2. Dünya Savaşında savaşa girmedi. Bu savaşta 72 milyon insan öldü ve 72 hafta sürdü. Biz çok sıkıntı çektik ama o dönemde kendi kendisine yeten yedi ülkeden biriydik. Babam elbette savaşa girmeme kararını tek başına değil ilgili bakanlarla aldı.

Cumhuriyet devrimleri elbette çok önemliydi. Atatürk ‘Fransız-Fransızca, İngiliz-İngilizce ise neden Türk-Türkçe olmasın,’ dedi.

Yeni harf kararı Dolmabahçe’de alınır, annemle babam o tarihte İstanbul’da halamda kalıyorlar. Gece babam eve geliyor, annemi uyandırıp ‘Hanımefendi, bundan sonra ismini böyle yazacaksın,’ deyip Mevhibe’yi yazdırıyor.

Babam hep küçük defterlere notlar alırdı. Mustafa Bilgehan babamın arkadaşlarıyla küçük röportajlar yapıp kitap haline getirdi. Ömer Asım Aksoy’la da bir bölüm var. Babam 2. Dünya Savaşı sırasında Ömer Asım Aksoy’un yazısını bir dergide görmüş, eve davet etmiş, dergide çıkan yazı ve kelimelerin kökeni üzerine tartışıp konuşmuşlar. Bundan sonra da bu çalışmayı yapmalıyız demişler. Türk Dili ve özleşmesi babam için çok önemliydi.”

Anı ve duygu dolu bu güzel söyleşi için sayın Özden Toker’e çok teşekkür ediyoruz.

 

 

  • Özden Toker 2
  • Sevgi Özel ve Özden Toker 2
  • Özden Toker
  • Sevgi Özel ve Özden Toker

 

 


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter