AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
88. DİL BAYRAMI KUTLU OLSUN!

Bu yıl, dünyada ve ülkemizde canlar alan salgın nedeniyle TBMM’nin 100. yılını coşkuyla kutlayamadık. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını; 30 Ağustos Zafer Bayramını; Dil Derneği’nin 33. yaşını gönlümüzce kutlayamadık. Salgın sürüyor; genç yaşlı herkesi tedirgin eden salgın nedeniyle 26 Eylül 2020’deki 88. Dil Bayramını salonlarda, alanlarda kutlayamayacağız.

Atatürk, devrimleri halka anlatarak birer birer yaşama geçirdi. Yüzyıllarca varlığı yokluğu önemsenmeyen erkeklerle kadınlar kimlik kazandı; “ümmi ümmet kul”lar tarihe emanet edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu yurttaşları doğdu. Çağdaş okulların, bütün özel ve resmi kurumların kapısı inanç ve köken farkı olmadan herkese açıldı. Yüzyıllarca olanakları, sözcükleri unutulan ortak dilimiz Türkçe, Harf ve Dil Devrimleriyle özgürleşti. Bu iki devrim üzerinden Atatürk’ü eleştirenlere sormak isteriz;“anlayış, bakan, basın yayın, barış, başarı, başkan, bilgi, bilim, birim, çoğunluk, dayanışma, değerli, deneme, dönem, duygu, düzenlemek, egemenlik, eğitim, emekli, etki, genel, gelir, gelişme, gerekli, görev, işçi, katkı, kazanım, kesim, kişisel, kural, kurum, kuruluş, okul, öğretmen, öğretim, ödül, önemli, örnek, özel, özgüven, salgın, savcı, sayın, seçim, sevinç, sonuç, soru, sorun, sorumlu, süreç, üretim, üretken, tepki, tüketim, tüketici, yarışma, yaygın, yönetici, yönetmek…” gibi devrimin kazanımları olmadan konuşabilir misiniz?

Sanal dünyada (sosyal medyada), TV’lerde Türkçenin tarihsel akışını, kaynakları çarpıtan sözde aydınlar ve onların kandırdığı gençler, “Harf ve Dil Devrimlerini yaptığı için kutsal kitabı okuyamıyoruz” diyerek Atatürk’e kin kusuyorlar. Osmanlıca Arap abecesiyle yazılan yapay bir dildir; içinde pek çok Arapça (ve Farsça) sözcük olmasına, Arap abecesiyle yazılmasına karşın sözdizimi, büyük ölçüde Türkçenin tümce yapısını yansıtır. Osmanlıca başka bir dildir; ses/biçim/anlam açısından Türkçeye hiç benzemeyen Arapça bambaşka bir dildir. Son yıllarda sık sık gündeme getirilen, Osmanlıca öğrenenin kutsal kitabı da okuyabileceği savı, kuyruklu yalandır. Osmanlıcayla okuyan yazan Osmanlı aydınları da kutsal kitabı okuyamıyordu.

“Harf ve Dil Devrimleri, geçmişle bağları kopardı” savı da doğru değildir; bu iki devrimle geçmişimizi önyargısız, doğru öğrenme olanağı bulduk. Kimi padişahlar ders kitaplarının Türkçe yazılmasını buyurmuş, eğitimde yenilik yapmak istemişler, önlerine dil sorunu çıkmış; örneğin ilk tıp fakültesinde hangi dilde eğitim yapılacağını kestirememişlerdir. Bu arada kapitülasyonları kullanan yayılmacılar (emperyalistler) birçok kentte kendi din ve dilleriyle 500’e yakın okul açmıştır. 1876’da I.Meşrutiyet’in ilanında resmi dilin ne olacağı bile belli değildi. Şimdilerde kimilerinin “hayran” olduğu Padişah II. Abdülhamit istemiş ama Arapçayı resmi dil yapamamıştı. Hepsi güncellenen binlerce kaynak, binlerce belge olmasına karşın Atatürk’le, cumhuriyetle bilgisizce hesaplaşmanın anlamı olsa olsa aymazlıktır. Kim ne derse desin, 92’nci yılındaki Harf Devrimiyle 88’inci yılına gelen Dil Devrimi başarılı olmuştur. Atatürkçü düşünceden, devrimlerden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.

Bu duygularla ulusumuzun 88. Dil Bayramını kutluyoruz.

Dil Derneği Yönetim Kurulu


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter