AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
LAİK CUMHURİYETİMİZİN KURUCUSU MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’Ü SAYGIYLA ANIYOR, HARF DEVRİMİNİN 92. YILINI KUTLUYORUZ!

 

Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşıyla “tam bağımsızlık” kazanıldıktan, Lozan Antlaşmasıyla siyasal bağımsızlığa kavuşulduktan sonra 3 Mart 1924’te hilafetle birlikte Şer’iye ve Evkaf Vekâleti’ni kaldırmış; “Tevhid-i Tedrisat Kanunu”nu (Eğitim ve Öğretim Birliği Yasasını) kabul eden devrim yasalarını çıkarmıştı. Devrim tarihinin dönüm noktası olan bu yasalarla, halk egemenliğinin özü olan laikliğin toplumsal temelleri atılmıştı. Laik eğitimin ana öğesi ulusal bir dildi; kültürel bağımsızlık için dil de bağımsız olmalı, ulusal eğitim ulusal dille yapılmalıydı.

On yılda on beş milyon genç yaratan ulusun önderi Mustafa Kemal Atatürk, kendi pamuğundan bezini dokuyan, kendi pancarından şekerini yapan, kendi unundan ekmeğini yoğuran bir ülke yaratmıştı. Kılık kıyafetini, ölçü tartısını; takvimini yenileştiren cumhuriyet, Osmanlının yayılmacıya borcunu da ödemişti. Yaşamın her alanını yenileştiren devrimler yapay dil Osmanlıca ve Arap abecesi yüzünden toplumun bütün katlarına beklenen hızla ulaşamıyordu. Öncelikle yazı (abece) sorunu çözülmeliydi. Eski yazı, yüzünü çağdaş uygarlığa çeviren cumhuriyetin amaçladığı devrimlerin yaşama biçimi olmasını engelliyordu.

Atatürk, hiçbir devrimi bir gecede yapmamıştı. Yazı sorununu çok önce düşünmüştü, “Erzurum Kongresi ertesinde 8 Ağustos 1919’da geleceğe yönelik girişimleri için Mazhar Müfit Kansu’ya not ettirdiği değişiklikler” arasında “Latin harflerinin Kabulü” de vardı. O da Arap abecesiyle eğitim görmüştü; ne denli zor olduğunu biliyordu. Halka sunmadan önce yeni yazıyı da önce İstanbul’da tanıtmış, sonra yurt gezilerine çıkmıştı. 23 Mayıs 1928’de çoğu aynı zamanda milletvekili olan eğitimci, dilci, yazıncı üyelerle Dil Heyeti ya da Alfabe Encümeni oluşmasını sağladı. Dil Heyeti’ndeki MEB Müsteşarı Emin Erişirgil’i, Talim Terbiye Kurulu Üyesi İhsan Sungu’yu, Fazıl Ahmet Aykaç’ı, Ragıp Hulusi Özden’i, Ahmet Cevat Emre’yi, İbrahim Grandi Grantay’ı, Falih Rıfkı Atay’ı, Ruşen Eşref Ünaydın’ı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nu saygıyla anıyoruz..

Atatürk, 8 Ağustos 1928’deki Sarayburnu konuşmasında şöyle demişti: “Bizim uyumlu zengin dilimiz, yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Yüzyıllardan bu yana kafalarımızı demir çerçeve içinde bulundurarak anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak, bunu anlamak zorundasınız. Anladığınızın belirtilerine yakın gelecekte bütün dünya tanık olacaktır. Buna kesinlikle inanıyorum.”

Dil Heyeti çalışmalarını, Atatürk’ün katılımıyla elifba (abece) ve gramer (dilbilgisi) alanlarında sürdürdü; Latinceye dayalı yeni Türk abecesinin kabul eden yasayla 1 Kasım 1928’de Harf Devrimi yapıldı. Cumhuriyet kurulalı 5 yıl olmuştu; Arap abecesi kullanılıyor; ama bu abeceyle okuryazar olmanın güçlüğü sürüyordu. Arap abecesi Türkçenin seslerini yansıtmıyordu. Örneğin Türkçenin 8 ünlüsünü karşılayan özgün tek bir harf yoktu; /a, e/ için elif; /a, e, i, u, ü/ için hemze imi; /a/ ve aynı zamanda /h/ için ayın; /o, ö, u, ü/ için vav; /v/ için yine vav; /ı, i/ ve /y/ için ye sesleri kullanılıyordu. Ünsüzler de birkaç harfle karşılanıyordu; /c/ cim, /ç/ çim harflerinin benzerliği; /h/ için ha, hı, ayın; /t/ için te, tı; /s/ için se, sin, sat; /d/ için dal, dat; /z/ izin zel, ze, dat, zı (d ile z karışabiliyordu); /n/ için nef, sağır kefve nun kullanılması sorun yaratıyordu; /g, ğ/ için kullanılan gayın, kaf, kef, gef sesleri çok karıştırılıyordu. Yazılıştaki benzerlik, üstteki alttaki nokta sayıları nedeniyle /b/ ile /p/ ya da /ş/ ile /s/ gibi  /j, z, r/ sesleri, özellikle el yazısında zor ayırt ediliyordu. Yine /a, e, i, u, ü/ gibi seslerin hangi ünsüzden sonra uzatılacağı, ne zaman inceltilerek okunacağı gibi tekil-çoğul ayrımını da öğretme-öğrenme zorluğu vardı. Kısaca söylersek Osmanlıda Arap abecesiyle “mezar taşı” yazabilecek ya da okuyabilecek “kul” bulmak olanaksız gibiydi. Mustafa Kemal Atatürk’e gönül borcumuz sonsuz; devrim, 92 yaşında!

21. yüzyılda, 2000’lerin Türkiyesinde cumhuriyet devrimlerinin olanaklarını tepe tepe kullanarak orun, ün, kazanç elde eden; dille, dilbilimle hiç ilgisi olmayan; Osmanlı aydınlarının dil ve yazının yenileşmesi tartışmalarını ve yakın tarihi hiç bilmeyen, bilip de bilmezden gelen; cumhuriyetle kavgalı, bilisiz “şeyhlerin, hacı, hocaların” dolduruşuna gelen; kulaktan dolma yalanlara tutunan birileri, eski yazıyla (abeceyle) din ilişkisi kurarak Atatürk’e, Harf Devrimine saldırıyorlar. 21. yüzyılda, 2000’lerin Türkiyesinde us, bilim ve hukuk dışı yalanlara sığınanlar acınacak durumdadır.

Mustafa Kemal Atatürk’e gönül borcumuz sonsuz; saygıyla anıyoruz!

         Dil Derneği Yönetim Kurulu

 

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter