AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
ADNAN BİNYAZAR'A SAYGI GECESİ


Mustafa Balbay, Cevat Geray, Işık Kansu, Aydın Köksal, Sevgi Özel, Necdet Adabağ, Adnan Binyazar,
Sedat Sever, Özcan Atalay, Emin Özdemir, Şerafettin Turan, Hülya Küçükaras
 

15 Aralık 2008’de Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde gerçekleştirdiğimiz "Türkçenin Ustalarına Saygı" gecelerimizin dördüncüsünde “masalını yazıda bulan dev” diye seslendiğimiz Adnan Binyazar’la buluştuk.

Işık Kansu, İbrahim Dizman ve Nermin Küçükceylan’ın hazırladığı saygı gecemizin açış konuşmasını Dil Derneği Astbaşkanı Prof. Dr. Necdet Adabağ yaptı. Adabağ, konuşmasında şöyle diyordu:

“Sanatsız bir dünya, yazınsız bir dünya düşünülemez. Özellikle salt akçaya dayalı küresel bir dünya düzeni içinde insanları ayakta tutabilecek olan sanattır, yazındır. İnsanoğlu sanatçısına, yazın adamına çok şey borçludur. Sanatçıların, yazarların üretimlerinin hiçbir karşılığı olamaz! Beklentileri, tinsel mutluluktan öteye gitmez. Çünkü sanatçılar, uğraşlarının özdeksel karşılığını hiçbir zaman bulamamışlardır. Unutmuşlardır. Bu bağlamda ‘Ustalara Saygı’ etkinlikleri çok önemli. Salt güncel açısından değil, gelecek kuşaklara yönelik olarak da önemli.

Dil Derneği, karınca kararınca bir işe koyuldu. Yazın ustalarına, dil ustalarına, bilimcilerimize, ‘yüzümüzün akı’ insanlarımıza boyun borcumuz olan teşekkürlerimizi, saygılarımızı sunmak için…”

Derneğimizin etkinliklerine ev sahipliği yapan Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinin Müdürü Ömer Türkoğlu da gecemizin açış konuşmasını yapmasını beklediğimiz, ancak iş yoğunluğundan ötürü aramızda olamayan Çankaya Belediye Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Eryılmaz’ın dilseverlere ve Adnan Binyazar’a iletisini okudu.

Masalını Yitiren Dev: Adnan Binyazar

2000 yılında yayımladığı yaşamöyküsel romanına “Masalını Yitiren Dev” adını verdi Adnan Binyazar. Bizse, Ustalara Saygı gecemizde onun yaşamöyküsünü hem kendi sözcükleriyle hem de dostlarının dilinden aktardık dilseverlere.

1934’te Diyarbakır’da başlar Adnan Binyazar’ın yaşam yolculuğu. Sonra İstanbul’da, ardından Elazığ-Ağın’da sürer. Nüfus kâğıdı, ekmek karnesi olmadan geçer çocukluğu. Ağın’da ilkokula başladığında 14 yaşındadır. Diyarbakır'a döndüğünde Halkevinin, Orduevinin kitaplıklarını; kitapların büyülü dünyasını keşfeder. 1950'de başladığı Dicle Köy Enstitüsü’ndeki günlerini şöyle anlatıyor yazar:

“Köy Enstitüsü kitap demekti. Okula daha yeni girmiş, köyünde kâğıt görmemiş çocukların elinde dünya klasikleri dolaşırdı. Ben de beş bine yakın kitabın yer aldığı kitaplıkta buldum kendimi. Hayatı emeğimizle kurduk; inşa ettiğimiz yapıların içinde uyuduk, yedik, içtik, eğlendik…”

Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünde öğrenimini sürdürürken tiyatroları, dinletileri, operaları tutkuyla izler. Önce Çorum’da, ardından Maraş’ta öğretmenlik yaptığı yıllarda kültür, yazın, dil, eğitim sorunlarını ele aldığı deneme, inceleme, değerlendirmeleri çeşitli dergilerde yayımlanır.

Binyazar’ın yaşamı Emin Özdemir’den aldığı çağrıyla değişir. Hacettepe Üniversitesi Temel Bilimler Yüksekokulunda öğretim görevlisi olur. Ankara’da çeşitli okullarda öğretmenlik yaparken bir yandan da kitaplar üretir; halk anlatılarına, halk edebiyatı ve diline ilgisini kitaplarıyla yansıtır.

1978’de Ecevit Hükümetinin Kültür Bakanlığını yapan Ahmet Taner Kışlalı’nın çağrısıyla Kültür Bakanlığı Tanıtma ve Yayınlar Dairesinin başkanlığını üstlenir; Kışlalı’nın müsteşarı Şerafettin Turan’la el ele verir, dergiler, kitaplar yayımlarlar. Bu dönemde Türk Dil Kurumu’nun Yayın Kolu Başkanı olur ve bütün saldırılara direnerek Türk Dili dergisini başarıyla yönetir.

Berlin Eğitim Senatosu’nun çağrısıyla 1981’de Berlin’e giden Binyazar, Almanya, Hollanda, İsveç, İsviçre gibi ülkelerde öğretmen yetiştirilmesi amacıyla çalışmalar yapar. Almanya’dan emeklilik günlerini geçirdiği İstanbul’a döner. Binyazar, emeklilik ve yazarlık yaşamını şöyle özetliyor: “Şimdi emekliyim; ‘zaman’a egemenlik bende! Yazmaya er   sabahta da koyulabilirim, gün batarken de. Yazar, sınırlanmamış zamanların adamıdır; zaman tüketen değil, zamana ‘zaman’ ekleyendir.”

Ekinimize Bin Işık

Binyazar’ın Ağın günlerini çocukluk arkadaşı Zafer Gençaydın, başkentteki öğretmenlik yıllarını arkadaşı Özcan Atalay’dan dinlediğimiz geceye, Prof. Dr. Şerafettin Turan Kültür Bakanlığında birlikte yürüttükleri çalışmaları, yakın dostu Emin Özdemir de “can yoldaşı Adnan”ı anlatarak katıldılar. Biz de Haldun Karabudak’ın bağlamasıyla seslendirdiği, ustamızın pek sevdiği Fırat ve Anadolu’nun türküleriyle; Türk Dil Kurumu’ndaki çalışma arkadaşı, başkanımız Sevgi Özel’in elinden sunduğumuz anmalıkla teşekkür ettik kendisine.

 

Gecenin sonunda katılımcılara seslenen  Adnan Binyazar duygularını şu sözcüklere dile  getiriyordu: “Onur veren, onurlandırdığından daha yüce  onur taşır. Buna layık olduysam ne mutlu bana!  Yüreğini kim ifade etmiş ki ben edebileyim? Ettiğim  ve etmediklerimle kabul edin beni…”

 

Salonu dolduran dilseverler, Binyazar’ın arkadaşları, dostları, yazarlarımız dakikalarca alkışladı değerli ustamızı. Bu alkışlarla, astbaşkanımız Necdet Adabağ’ın açış konuşmasında söylediği gibi “ekinimize bin ışık yaktığı için” teşekkür ettik, saygılarımızı sunduk, nice güzellikler diledik Adnan Binyazar’a.
 


 Sevgi Özel, Necdet Adabağ, Adnan Binyazar, Özcan Atalay, Emin Özdemir, Şerafettin Turan, Hülya Küçükaras, İbrahim Dizman, Nermin Küçükceylan, Zafer Gençaydın, Sema Batırbek.

 

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter