AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
ASLAN KAVLAK'LA "NÂZIM HİKMET'İN AZERBAYCAN'DAKİ İZLERİ"

      Her ayın son perşembesinde derneğimizde düzenlediğimiz "Dil-Ekin Söyleşileri"nin altıncısında, 27 Ocak 2011'de Yazar Aslan Kavlak konuğumuz oldu. Aslan Kavlak güç olan yöntemi yeğleyerek, yoğun bir belge çalışması sonucunda yazdığı “Bakü’ye Gidiyorum Ay Balam” Nâzım Hikmet’in Azerbaycan’daki İzleri (1921–1963) adlı yapıtıyla, insanlığın büyük ve ölümsüz şairi Nâzım Hikmet’in pek bilinmeyen Azerbaycan dönemine, Azerbaycanlı yazarlarla, sanatçılarla, Azerbaycan halkıyla ilişkileri; o ülkenin ekin ile yazın yaşamına olan etkileri üzerine çok özgün bilgiler verir. Birçok belge, mektup, fotoğraf, yazı, inceleme, anı, Kavlak’ın yapıtıyla gün ışığına çıkar.
      Aslan Kavlak, dilseverlerin ilgiyle izlediği yararlı konuşmasında özetle şunları söyledi:

      “Nâzım’la Azerilerin ilişkileri 1920’lerin başlarında, Moskova yolculuğu sırasında başlar; ikinci yarısında en üst düzeye ulaşır, 1930’lu yılların başında birdenbire kesilir. Bu kesinti, dünya kamuoyunun 1950’de Nâzım’ın tutukluluğuna tepki göstermesine değin sürer. 1950’den sonra ise Azerilerin (genel olarak Sovyet basınının) Nâzım’a olan ilgisi en üst düzeye ulaşır. Bu nedenle Nâzım’ın Azerilerle, Azerilerin Nâzım’la ilişkilerini, daha doğrusu Nâzım Hikmet ve Azerbaycan konusunu, üç dönemde ele alıp incelemek gerekir: 1920’li yıllar, 1950’den sonrası ve ölümünden sonra.
      Nâzım’ın Azerbaycan’a ilk gidişi 1922 baharındadır. Arkadaşlarıyla Sovyetler Birliği’ne gitmektedirler. Amaçları öğrenim görmek, komünizmi öğrenmek, Sovyetler Birliği’ni tanımaktır. Nâzım kimi arkadaşlarıyla birlikte, Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’ni (KUTV) bitirir.
      Bolu’dan Vala Nurettin’le yola çıkarlar. Batum’a varmalarından bir süre sonra Ahmet Cevat’ın başkanlığında bir sosyal aile oluştururlar. Bu "sosyal aile"ye daha sonra Şevket Süreyya ve eşi Leman Hanım da katılır.Ahmet Cevat'a Doğu Halkları Komünist Üniversitesi (KUTV)'nde ders verilmesi önerilmiştir. Ahmet Cevat, bu öneriyi birlikte olduğu gençlerin üniversiteye alınmaları koşuluyla kabul eder. Hep birlikte Moskova'ya doğru yola çıkarlar. Moskova'ya giderken de Bakü'den geçerler.
Nâzım Hikmet, Moskova'da Taninci Muhiddin (Birgen)'in baldızı Nüzhet hanımla evlenir. Moskova'da rahatsızlanan Nüzhet hanım, Bakü'de bulunan eniştesi Muhiddin Birgen'in yanına döner. Nâzım, ikinci kez 1923 yılında eşini görmek için Bakü'ye gelir.
      1927 - Azeri Edebiyatına Bir Yıldırım Gibi Düşen Nâzım Hikmet / Nâzım’ın Azerbaycan’a Üçüncü Kez Gelişi: 1927 yılında Azerbaycan Yazıcılar Birliği'nin yayın organı "Maarif ve Medeniyet" dergisinin her sayısında ardı ardına Nâzım'ın şiirleri yayımlanır. Adına düzenlenen Edebiyat Gecesine katılan Nâzım şiirlerini okur. Nâzım, Azerbaycan şiirini güçlü biçimde etkilemeye başlar. Ali Nâzım, şairimizin etkisini dile getirdiği yazılar yayımlar. Nâzım sevgisi dalga dalga yayılırken Süleyman Rüstem Nâzım’ı Bakü’ye davet eder. Dört günlük tren yolculuğu sırasında Nefte Doğru şiirini yazar; Bakü izlenimlerini ise Neftin Cevabı şiirinde dillendirir. İki şiir o yıl Maarif ve Medeniyet dergisinde yayımlanır. Bakü’de bayram havası vardır. Herkes Nâzım’ı bağrına basar. Kızıl Kalem Cemiyeti öncülük eder, Edebiyat Gecesi düzenlenir. Gece ertesi gün yinelenir. Edebiyat Gecesi dergilerde değerlendirilir, yazılır. Gençlerin önünde serbest şiirin geniş olanaklarını açar. Büyük etki yaratır. Nazımla ilgili ilk bağımsız yazıyı Süleyman Rüstem yazar. Nâzım’a adanmış ilk şiiri Ali Nâzımı, İstanbul’da, İstanbul Türkçesiyle yazar, Bakü’de yayımlar. Ayrıca Nâzım’ın etkisinin belirgin olduğu ve Nâzım’a adanan, Mikail Refili’nin Kızıl Turnalar şiiri yayımlanır.
      1928: Yılın ikinci yarısında Türkiye’ye döner, Hopa’da tutuklanır. Nâzım’ın ilk şiir kitabı “Güneşi İçenlerin Türküsü” Nisanda, Bakü’de yayımlanır. Kitabın hazırlayıcısı Süleyman Rüstem’dir. Mustafa Kuluyev ve diğer yazarlar Nâzım üzerine yazarlar. Şiirleri 1927’deki kadar olmasa da sıklıkla yayımlanır. Nâzım, Bahri Hazer şiirini yazar, yayımlar. Ali Nâzım, Bahri Hazer üzerine yazı kaleme alır.

 

      1929: Nâzım’ın etkisiyle, serbest şiir Azerbaycan’da iyice benimsenir. Mikail Refili serbest şiiri destekleyen, Nâzım’ın şiirini konu eden yazılar yazar; ancak beklenmedik şekilde baskıyla karşılaşır. Şiiri bu yüzden bırakır. Karşısına çıkarılan bin bir güçlüğü aşarak profesör olur. Bu dönemden sonra ağır bir sansür uygulaması yıllarca sürer.

      1930:Samed Vurgun’un Nâzım’a adadığı Hareket şiiri dergide ve ilk kitabı "Şairin Andı"nda yayımlanır. Vurgun, proleter şairlerin sınıfsal konumlarını, açmazlarını belirten bir eleştiri yazar. C. Efendizade ise Nâzım’ın şiirini odağa alan Azeri yazın-şiir tarihi incelemesi yayımlar. Nâzım ve serbest şiir etkisi Bakü’yle sınırlı kalmaz, Gence’ye de yansır.
      1931 - Azerbaycan’da Nâzım’ın İpi Çekiliyor: Nâzım’a şiir adayan; birlikte konuşmalara, yolculuklara, bilgi şölenlerine katılan Ali Nâzım nedense Nâzım Hikmet’e karşı bir yazı yazar ve Nâzım’ın Sovyetler’de ve Azerbaycan’da yirmi yıl gözden düşmesine, TKP’den burjuva yaftasıyla dışlanmasına yol açar. Serbest şiiri benimseyenler bir anda burjuvalıkla suçlanır, devrim karşıtı sayılırlar. Şairler bu suçlamayla kurşuna dizilir. Hanefi Zeynallı, Mustafa Kuluyev,C. Efendizade kurşuna dizilen aydınlardan, şairlerden bazılarıdır.
      1950: 1930’lu, 40’lı yıllarda Azeri basını, Sovyet basını Nâzım’a kapalıdır. Nâzımcı olanlar cezalandırılır. Bu durum 1950’de Nâzım’ın cezaevinde açlık grevine başlamasına dek sürer. Dünya ölçeğinde yürütülen “Nâzım’a Özgürlük” kampanyasının gerisinde kalmak istemeyen Sovyet basını kapılarını Nâzım Hikmet’e açar; yıllardır Nâzım hakkında sessiz kalan Sovyet şair ve yazarlarından yirmi ikisi Nisan 1950’de bir bildiri yayımlayarak Nâzım’ın özgürlüğüne kavuşturulması yolunda tepkilerini ortaya koyarlar. Bildiriyi imzalayanlardan biri de Azeri şairi Samed Vurgun’dur. Bu bildirinin yayımlanmasından sonra, Nâzım Hikmet, Sovyet basınının, daha doğrusu Azeri basınının ana haber konularından birisi durumuna gelecektir. Bundan sonra SİTA’nın (TASS Ajansı) verdiği haberler üst üste gazetelerde yayımlanacaktır. Verilen haberlerin tamamı SİTA kaynaklıdır.
      1952: Azerbaycan’da Nâzım’a ilgi daha da artar. Birçok şiir ve yazı yayımlanır; çeviriler yapılır. Örneğin, Yunan Şair Aleksis Parnis’in Nâzım’a adadığı Yunanistan’dan Mektup; Manelas Lüdemis’in Nâzım’a adadığı Cehennemden Mektup adlı şiirleri çevrilerek yayımlanır. Nâzım’ın "Güneşi İçenlerin Türküsü"nden 24 yıl sonra Azerbaycan’daki ikinci kitabı "Seçilmiş Eserleri" adıyla, Azerbaycan Devlet Neşriyatı olarak yayımlanır.

  

      1957 - Otuz Yıl Önce, Otuz Yıl Sonra:
      Önemli bir yıldır. Yıl sonuna doğru Nâzım uzun zaman sonra Azerbaycan’a gider. 1927’nin ardından otuz yıl geçmiştir. Büyük, coşkulu bir buluşma olur; sonsuz heyecan vardır. Geçtiği yerlerde sevinçle karşılanır, bağırlara basılır. Onca yıldır gidememiş olsa da özüne en yakın Azerbaycan’ı görmüş; yerleşmeyi, kalmayı düşünmüş; bunu gönülden istemiştir.
      Yolda, 11 Ekim 1957'de şu şiiri yazar:

      Moskova’dan yola çıktım bu akşam,/ Vagonumun kapıları aynalı./ Bakü’ye gidiyorum ay balam,/ Bakü Aslı, ben Kerem./ Bakü gençliğim demek:/ Dost eline emanet ettiğim yürek,/ İliç’in bulağından içtiğim su,/ Kardeş sofrasında kestiğim ekmek./ Damda yarin yüzünde yıldızların uykusu;/ Bakü gençliğim demek./ Bakü’ye gidiyorum ay balam,/ Bakü Aslı, ben Kerem.
      Nâzım, Bakü izlenimlerini ise Otuz Yıl Sonra adlı şiirinde dillendirir. Kasım ayının ortalarında Bakü'den Moskova'ya döner.
      1958: Nâzım, dostu Mikail Refili’nin ölümünü Prag’da öğrenir. Birlikte geçirdikleri son geceyi anımsayarak Mikail Refili’ye Ağıt şiirini 5 Haziran 1958’de yazar. Nâzım, Taşkent'te yapılacak olan Asya-Afrika Yazarlar Konferansı'na giderken Hazer’deki deniz yolculuğu sırasında ikinci Hazer şiirini, Kapalı Deniz’i kaleme alır. Nâzım, Taşkent'ten dönüşünde, Bakü'de yapılan Azerbaycan Yazıcılar Birliği Kurultayı'na katılır.
      1963 - Nâzım Hikmet’i Yitirdik:"Seçilmiş Eserler"in ikinci cildi, "Oyunlar" adıyla yayımlanır. Kitabın sonuna Nâzım bir yazı yazar. Nâzım’ın insan sevgisiyle, yurt özlemiyle dolu yüreği3 Haziran 1963’te durur.
      Nâzım Hikmet hakkında, Azerbaycan basınında yazı yazmak, yazıyı yayımlatmak her babayiğidin harcı değildir. Bunun için ‘tepedekilerin, karar vericilerin’ icazeti gereklidir; onların denetiminden geçmemiş, olurunu almamış bir yazının yayımlanması olanaksızdır. Bu yazı, dünya çapında ünlü, komünizme gönül vermiş, ona yaşamını adamış bir şairin ölümü nedeniyle de olsa…”
      Aslan Kavlak’ın bu güçlü, yetkin yapıtı, Nâzım Hikmet’in diğer yerlerdeki dönemleri ve izleri için de örnek oluşturmaktadır. Yazılar, mektuplar, konuşmalar, anılar araştırılmayı, gün ışığına çıkarılmayı bekliyor...
      Türkçemizin sevdalısı büyük şairimiz Nâzım Hikmet’i saygıyla, sevgiyle anıyoruz.


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter