AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
NACİ ASLAN: "YARATICI DRAMA VE DİL EĞİTİMİ"

     Oluşum Drama Enstitüsü'nün kurucusu, ülkemizde drama eğitiminde pek çok ilke imza atan Naci Aslan, her ayın son perşembesinde düzenlediğimiz "Dil-Ekin Söyleşileri"nin yirmi birincisinde, 28 Şubat 2013'te  "Yaratıcı Drama ve Dil Eğitimi" başlıklı konuşmasıyla konuğumuz oldu. 1988'de ilk drama işliğini (atölyesini) kuran Naci Aslan, dinleyicilerin hem drama eğitimi hem de eğitimde dramaya ilişkin görüş ve sorularıyla renklenen söyleşimizde, drama sözcüğünün kökeni ve drama tarihimize de değindi. Aslan'ın derneğimizde yaptığı konuşma aşağıda, ayrıntılar için Oluşum Drama Enstitüsü'nün bilgisunar sayfasına bağlantılar verilerek özetlenmiştir:
     "Drama sözcüğü dramatik sanatlar olan tiyatroyla, sinemayla karıştırılıyor. ‘Drama’ kısaca ‘bir şey yapmak’ anlamını taşıyor; ama belli bir kimsenin katılanlarca anlamı olan bir şey yapması... Sözcüğün kökeni, Anadolu’nun Persophone söylencesine dek gidiyor ve eski Yunan’da Eleusis gizem dininde Persophone öyküsünün canlandırıldığı törenlere dayanıyor. (Ayrıntılı bilgi için tıklayınız: Drama)
      Drama yoluyla öğrenilenler anımsanıyor, kalıcı oluyor. Dramacılar, var olanın, doğal olanın içine girer; dramayı içsel bir yolculuk olarak yorumlayabiliriz. Drama, katılımcıyı merkeze alır; canlandırmayı insan üzerinden yapmayı amaçlar.
      Çocuk eğitiminde dramanın özel bir önemi vardır. Oynama içgüdüsü doğuştan başlayarak her dönemde etkilidir. Oyun, çevreyi öğrenmek, deneyimlemek için gereklidir. Çocuk oyun oynayarak daha kolay öğrenir; öğrendiğini anımsar.
İLK DRAMACIMIZ: ISMAYIL HAKKI BALTACIOĞLU
      Oyunla öğrenme düşüncesi, 13. yüzyıldan başlayarak Arap-İslam bilimcilerince dillendiriliyor; örneğin Gazzali’nin bu yönde görüşleri olduğunu biliyoruz. Batı’da Rönesans döneminde düşünce düzeyinde dile getiriliyor. 1789 Fransız Devriminin ardından ‘İnsan Yapar’ anlayışının filizlenmesinin ardından dramayla öğrenmenin kuramsal gelişimi de başlıyor. İngiltere, 1870’lerin başında dramanın beşiği oluyor. Bizde ise 1908’den sonra Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu dramayla öğrenmeye önderlik ediyor. Oyuncu olmasından ötürü kendisini ‘meydancı’ olarak tanıtan Baltacıoğlu, Batı’daki çağdaşları çocukları bir metne sadık kalarak oynatma eğilimindeyken onlardan çok daha ileri bir anlayışla şöyle diyor: ‘Ezber, kafa kireçlenmesine yol açar. Çocuk metni kavrayıp kendi yaratıcılığıyla canlandırmalı.’ Eğitim tarihimizde dramayla eğitim hep olmuş; etkinlikler ise kimi kez mektep temsili kimi kez tarihi temsil diye adlandırılmış. İngiltere’de daha çok dil eğitiminde yararlanılan drama, bizde çoğunlukla tarih eğitiminde kullanılmış. Baltacıoğlu, 1924’te Mektep Temsilleri Yönetmeliğini hazırlıyor. Günümüzde Sanat Etkinlikleri adıyla bilinen bu yönetmeliğin özü hiç değişmemiş. (Ayrıntılı bilgi için tıklayınız: Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu)
DİL EĞİTİMİNDE DRAMA
     Drama, okul öncesi 3-6 yaş döneminde eğitim için kullanılarak bugüne dek bir yöntem olarak gelmiş. Bizde, 1980’den sonra Batı ile eşgüdüm içinde; ama yerel özelliklerimiz de gözetilerek eğitimin bir bileşeni olmayı sürdürdü.

  

     Dramayla eğitim düşüncesinin anası Dorothy Heatcote. (Ayrıntılı bilgi için tıklayınız: Dorothy Heatcote) Dramayla eğitimde iki yöntem 1990’lardan bu yana birlikte kullanılıyor: 1) Bir içeriği canlandırarak anlatmak ve aktarmak; 2) Çocuğun bireyselliğini ve kişiliğini geliştirmek için drama dersi almasını sağlamak.
     Dramanın dil eğitimine katkıları ise şöyle sıralanabilir:

1- Sözel becerinin artması, sözle anlatma (ifade) yetilerinin gelişmesi.
2- Sözcük dağarcığının varsıllaşması.
3- Konuşma sırasındaki tonlama, durma, vurgulama gibi ses kullanımı yoluyla dilbilgisine katkısı.
4- Edebiyat ve okuma sevgisi.
5- Konuşma becerisisin, söyleme biçimi (diksiyon) ve soluk kullanmayı öğrenerek gelişmesi.
6- Dinleme, anlama, kavrama ve yanıt verebilme becerilerinin edinilmesi.
7- Toplumsal ilişki, bağ kurma, iletişimi başlatma,bitirme becerilerinin kazanılması.
8- Olaylara eleştirel bakabilme.
9- Çözüm üretme, sorun çözme yetilerinin edinilmesi.
      Drama aracılığıyla verilen dil eğitimi, okul öncesinden başlayarak doğru konuşma alışkanlığının gelişmesine yol açıyor. Düşüncelerini açıkça dillendirebilen çocuk, tanımlama ve tartışma becerisini artırırken özgüven de kazanıyor.
      Dramanın dil edinimine de katkısı var. Biz bugüne dek dramayla eğitimin 3 yaşında başlamasını savunuyorduk; ama Batı’daki uzmanlar 1-2 yaşında da bu eğitimin başlayabileceği kanısında. Ağlamanın agulamaya, agulamanın mırıldanmaya, mırıldanmanın konuşmaya dönüşmesi dönemlerinde de dramadan yararlanılabileceği; böylece konuşmaya geçisin hızlanacağı öne sürülüyor.
DRAMAYLA DEĞER KAZANIMI
      John Somers dramayı şöyle tanımlıyor: ‘Yaşamın modelini çıkarttığımız ve onun içindeki yerimizi daha iyi anlamımız sağlayan işlevsel bir araçtır.’ Gerçekten de bir uygulama alanı olan drama, hem kendimizi hem de başkalarını anlayıp tanımak için önemli bir araç. Adalet duygusu, farklılıklara saygı gibi değerlerin küçük yaşlardan başlayarak edinilmesinde özel bir yeri var. Bencillikten kurtulmak, başkalarının düşünceleriyle de yola çıkılabileceğini kavramakta katkısı büyük.
      Dramanın geleneksel ereklerine bakıldığında dil, yaratıcılık, iletişim ve empati başta geliyor. Empatiyi, ‘başkalarının duyguları ve düşüncelerini doğru anlayarak geribildirimde bulunmak; yaratıcılığı ise yeni bir ürün, bağlantı, çözüm ortaya koymak diye tanımlıyoruz. Dramayla yaptığımız sürekli doğaçlama... 12-13 yaşından önce soyutlama yapılamıyor; çocuk olayları alt metni anlayarak kavrayamıyor; dolayısıyla küçük yaşlardan başlayarak verilen dramayla eğitim çocuğa doğallığını ve insanca değerleri kazandırmada büyük yarar sağlıyor.
      Drama, sanat yapıtlarını kullanır, sanatın her alnından yararlanır. Örneğin drama yoluyla yazın (edebiyat) ve resim gibi sanatlarla bağ kuran bireyde güzelduyu (estetik) değerleri de gelişir.


DRAMAYLA EĞLENEREK ÖĞRENME
      Öğrenmenin en büyük engeli gerilimdir (strestir). Oysa dramayla amaçlanan gerilimden kurtulmak, eğlenerek öğrenmektir. Kalıcı öğrenme eğlenceyle olur; drama da eğlendiricidir. Öte yandan eylemde bulunmak hızlı ve kalıcı öğrenme için başat yöntemdir; bedenin işin içine girdiği öğrenme biçimleri çok daha etkilidir. Drama, bu açıdan da önemli bir öğrenme aracıdır.
      Dramada, tiyatro ve sinemanın teknikleri kullanılır. Ancak dramada tiyatroda olduğu gibi seyirci yoktur. Dramada insan kendisi için oynar. Kendisinin ne duyumsadığı önem taşır. Tiyatro bir sanat alanı olarak kusursuzluğu (mükemmeli) arar; dramada kusursuzluk yoktur, drama beğeniye bağlı değildir. Tiyatroda ürün önemlidir; oysa dramada süreç önem taşır. Dramada yaratıcılık, sorun çözmedir."

 

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter