AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
MEHMET ŞEKEROĞLU: "TESLİSÇİ AKLIN ELEŞTİRİSİ"

     Onyıllardır Almanya’da öğretmen olarak görev yapan, toplumbilim alanında kitap, inceleme yazıları yayımlayan Dr. Mehmet Şekeroğlu, her ayın son perşembesinde düzenlediğimiz "Dil-Ekin Söyleşileri"nin yirmi ikincisinde, 28 Mart 2013'te, sürdürmekte olduğu kitap çalışmasının konusunu oluşturan "Teslisçi Aklın Eleştirisi" başlıklı konuşmasıyla konuğumuz oldu.
     Şekeroğlu, Hannover Üniversitesi’nde toplumbilim yüksek lisansı yaptı (1983-86). Aynı üniversitede, siyasal bilimler alanında, “İslam Tuzağı Almanya: Türklerin, Etnik ve Dinsel Kimliklerinin Desteklenmesi ve Aşağılanması Yoluyla Negatif Entegrasyonu” konusunda doktora tezini verdi (2005). Hannover’de bir Alman lisesinde felsefe ve Türkçe öğretmeni olarak çalışmaktadır. “Alman Demokratlarına Mektuplar” (1998) adlı kitabın da yazarı olan Dr. Mehmet Şekeroğlu'nun derneğimizde yaptığı konuşma özetle şöyledir:
     “Hıristiyanlık kaynaklı olan teslisi siyasaya, toplumsal çelişkilere yönelik bir çözümleme aracı olarak düşünüyorum. Baba, oğul, kutsal ruh... Bunu insanların sıklıkla başvurduğu bir benzetmeyle, eşek simgesiyle açıklamaya çalışıyorum. Buna göre sürücü geniş yığınları dünya ölçeğinde yönlendiren, sömüren, üretim yaptıran, tehdit eden, korkutan güçtür. Sürücü egemen, diğer deyimle “baba”dır. Sürülen, yönlendirilen yığınlar “oğul”; özellikle çağdaş dünyada birçok yöntemi uygulanan sanal, erdem dışı, tüketim ve bencillik odaklı özendiriciler toplamı ise “kutsal ruh”tur.
     Özendiriciler, kitlelerin bilinçlenmesini engelleyecek biçimde sürekli olarak kitlelerin önünde tutulur. Özendiriciler para, “ahlak”, din, güç, güzellik, özgürlük, bilgi gibi sanal değerlerdir. İnsanlar sürüleşmiş bir yapıda sözkonusu özendiricilere ulaşmaya çalışırlar. Bunları mutlulukla özdeşleştirirler. Oysa sömürü konumları, koşulları hiçbir zaman değişmez. Dizge buna göre, buna dayalı biçimde düzenlenir.

     Düşünce tarihi boyunca Marks sömürü ilişkilerini yabancılaşma kavramı üzerinden de çözümlerken S. Freud, birey üzerinden bunalımı ortaya koymaya çalışmış, J. P. Sartre ise bireyi, insanlığı hedefleyen her kötülüğe karşı savaşımla sorumlu kılarak, varoluşçu düşünce yoluyla yukarıda açıklanan kısır döngüyü, sömürü ilişkisini, bilinçsizlik durumunu aşmayı önermiştir.”
     Dr. Mehmet Şekeroğlu’nun, kendi yaptığı bir maket ve yansıttığı saydam belgelerini kullanarak anlattığı sunum ilgiyle karşılandı. Etkinlik dinleyicilerin soruları ve katkılarıyla sona erdi.

  

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter