AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Sık Sorulan Sorular
Dilseverlerin Türkçenin kullanımına ilişkin soruları derneğimizin yetkin dilbilimcileri tarafından yanıtlanmaktadır.

Sık Sorulan Sorular ve Yanıtları

Soru: Büyük harf kullanımı konusunda birkaç sorum olacak. “Dönemin Cumhurbaşkanı İnönü” mü, “Dönemin cumhurbaşkanı İnönü” mü yazmalıyız? “Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Ali Veli” mi, “Ankara Üniversitesi Öğretim üyesi Ali Veli” mi? “İş Bankası Genel Müdürü….” diye yazıyoruz. Tamlama belirtili olunca nasıl yazacağız? İş Bankası’nın Genel Müdürü” mü, “İş Bankası’nın genel müdürü” mü? “Ali Bey, Ayşe Hanım" mı? "Ali bey, Ayşe hanım" mı?
Yanıt: Büyük harflerin kullanımı için size derneğimizin kılavuzunu önereceğiz. “Dönemin Cumhurbaşkanı İnönü, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Ali Veli, İş Bankası Genel Müdürü, Ali Bey, Ayşe Hanım …” biçimleri doğrudur.

Soru: ÖSYM'nin hazırladığı sorular Dil Derneği’nin mi yoksa TDK'nin mi yazım kılavuzuna göre hazırlanıyor? Mesela birleşik kelimelerin yazımında bu iki kılavuz arasında tutarsızlıklar var. Hangisini doğru kabul etmeliyiz? Bir de neden bu ayrımlar var? Neden ortak bir paydamız yok? Teşekkür ediyorum.
Yanıt: Tam 20 yıldır bu konuda birçok yazı yazdık, konuştuk, yetkili kişi ve kurumlara ulaşmaya çalıştık; uyarılarda bulunduk. Bilindiği gibi resmi TDK, 20 yıl önce “Yazım Kılavuzu”nu “İmlâ Kılavuzu” yapmış; yüzlerce bileşik sözcüğü ayırmış; düzeltme, kesme imlerini savurmuş; gördüğü tepki üzerine yanlışlarının bir bölümünü düzeltmiştir. 2005’te çıkardığı sözlük ve kılavuzla, bir yıl önceki arasında büyük fark vardır. Bu durumu YÖK’e, ÖSYM Başkanlığına ve MEB’ye bildirdik, yanıt alamadık. Bakınız, 10 Haziran 2007 günü yapılan OKS’de ortaöğretim, sıcakkanlı, alçakgönüllü, uluslararası… gibi sözcüklerin yazımında MEB ile TDK arasında çelişki vardır. Ana babalar, çocuklarının hakkını arayamıyor. Yanlış yazımlar, çocuk ve gençlerin soruyu doğru anlamasına engeldir.

Bizim tepkimiz, bilimsellikle çelişen, yerleşmiş kuralları bozan anlayışadır. Bilgisunar sayfamızdaki “Resmi TDK’nin Yazım Kılavuzu ve Türkçe Sözlük'ünün Türkçenin eğitim ve öğretimi için başvuru kaynağı sayılması sakıncalıdır!” duyurusu içindeki bilgileri incelemenizi öneririz. Akıl ve bilimle çelişen uygulamalarda ortak payda nasıl bulunur?

Soru: Yardımlarınızı bekliyorum. Bugüne kadar bize öğretilen özel isimlerde yapım eki aldıktan sonra çekim eki gelirse, gelen çekim ekini kesme işareti ile ayırmalıyız. Fakat bazı kelimelere baktığımda bu çok kafamı kurcalıyor. Mesela: "Türkçenin." Ben bu kelimenin yazılışını yıllardır "Türkçe'nin" olarak bilirdim. Fakat sizin sitenizde de "Türkçenin" olarak kullanılmıştır. Bunun nedenini merak ediyorum. 
Yanıt:
Kesme imi ( ‘ ) özel adlardan sonra gelen ekleri ayırmak için kullanılıyordu. Sonraları önemsenen her sözcükten sonra gelen ekler bu imle ayrılır oldu. Bu nedenle bu imin tutumlu, çok gerektiği durumlarda kullanılması düşünüldü. Zamanla dil adlarından sonra gelen ekleri ayırmada kullanılmadığı görüldü; bu tutumda, daktilo ya da bilgisayarda yazmayı kolaylaştırmanın da bir payı olabilir. (Ayrıntılı bilgi için: YAZIM KILAVUZU, Dil Derneği, 2005, s. 86-89.)

Soru: Unvan ve görev adlarına gelen kesme işaretleri hakkında bilgi istiyorum. Ahmet Paşaya nasıl yazılır?
Yanıt: San adlarına gelen eklerde kesme imi kullanmak gerekmiyor. Sizin yazdığınız biçim doğrudur.

Soru: Türkçe yazıldığı gibi okunan, okunduğu gibi yazılan bir dil midir?
Yanıt:
Hayır, Türkçe büyük ölçüde yazıldığı gibi okunan bir dildir. Bütün dillerde yazı ve konuşma dili ayrımı vardır, Türkçede de yazı ve konuşma dili aynı değildir. Ancak Türkçede yazı ve konuşma dilleri arasındaki ayrım, öteki dillere göre daha azdır. Türkçede söylenişte ve yazıda elbette kuraldışı örnekler de vardır; ama biz, yıllardır dilimize giren yabancı öğelerle daha çok uğraştığımız, gözle ve kulakla dili iyi öğretemediğimiz, dilcileri çok ciddiye almadığımız için “Türkçe yazıldığı gibi okunur” gibi yanlış bir savın arkasına takılıyoruz. Örneğin /ğ/nin konuşma ve yazıdaki değişimlerini çokları bilmiyor. Dilimizde hâlâ kullanılmakta olan yabancı sözcüklerin söylenişi kişiden kişiye değişiyor. Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dil olsaydı bu sorunlar büyür müydü? Dilcilerin ve uygulayımbilimin (teknolojinin) desteğiyle bir an önce ses işlikleri (laboratuvarları) kurmak ve okullara konuşma dersi koymak zorundayız. Ancak MEB’nin ve üniversitelerin böyle bir çabası yıllardır yok, dille ilgili kurumların, örneğin Dil Derneği’nin de deneyim ve birikimi var; ama parasal gücü yok.

Soru: Türkçede yeradlarına gelen 'dağ, deniz göl,ova...gibi adların ilk harfi büyük mü yazılır?
Yanıt:Türkçede büyük harflerin nerede kullanılacağı Dil Derneği’nin Yazım Kılavuzu’nda ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Bu yapıtı edinerek bilgi edinebilirsiniz. “Coğrafya adları” tamlama biçimindeyse, bileşip kalıplaşmamışsa her sözcüğü büyük harfle başlayarak yazılır: Ağrı Dağı, Belgrat Ormanı, Tuz Gölü, Konya Ovası… gibi.

Soru: "Devlet Eski Bakanı" tamlaması doğru mudur; yoksa "Eski Devlet Bakanı" biçiminde mi olmalıdır?
Yanıt:
“Eski Devlet Bakanı…………, eski TRT Genel Müdürü………….” kullanımları doğrudur. Bilindiği gibi üst düzey görevlere atanan ya da seçilen kişiler, bu görevden ayrıldıktan sonra da bu sanlarla yaşıyorlar. “Eski” önünde kullanıldığı sanla birlikte anlam bütünlüğü olan bir tamlamadır. “Eski” sözcüğü yerine “yeni, iyi, şişman, zayıf, dürüst…” gibi başka önadları (sıfatları) da kullanabiliriz. “Toplantıya katılan yeni Devlet Bakanı….” gibi. Bu sanları taşıyan kişileri başka önadlarla tanımlama, tanıtma yolunu da seçebiliriz.

Soru: Bazı yeradlarına gelen ekler nasıl kullanılır? Örneğin İnciraltı'ya-İnciraltı'na ya da Kemeraltı'ya-Kemeraltı'na kullanımlarından hangisi doğrudur?
Yanıt:
Yeradı olan bileşik sözcükler ek aldıklarında, “İnciraltı’na gidiyorum; İnciraltı’ndan geliyorum; İnciraltı’nı gördün mü?” ya da “Kemeraltı’nda buluşalım; Kemeraltı’na gideceğim; Kemeraltı’nın yeni halini gördün mü?” gibi kullanılır.

Soru: Düzeltme imi [ ^ ] nerelerde kullanılır?
Yanıt: Derneğimizin yayımladığı Yazım Kılavuzu’nda (Eylül 2006, 6. baskı), bu im şöyle anlatılmıştır:

  1. Arapça, Farsça kaynaklı sözcüklerde /k/,/g/ ünsüzlerinden sonra gelen /a/, /u/ ünlüleri üzerine düzeltme imi konur: dükkân, kâğıt, mekân, sükûn; dergâh, gâh, rüzgâr, yadigâr..
  2. Yazımları aynı, anlamları ve okunuşları ayrı olan kimi yabancı sözcüklerde de düzeltme imi kullanılır: adet, âdet; alem, âlem; Ali, âli; aşık, âşık; kar, kâr; nar, nâr; mani, mâni…
  3. Arapça, Farsça ve batı kaynaklı sözcüklerde /l/ ünsüzünden sonra gelen /a/, /u/ ünlüleri üzerine düzeltme imi konmaz: billur, klakson, lakin, lazım, reklam, selam, üslup...
  4. Yazımı devlet kuruluşlarınca benimsenmiş olan yeradları ve özel adların yazımında bu imin konması zorunludur: Balâ, Emirâlem, Felâhiye, Islâhiye, Lâpseki; Leylâ, Lâmia...
  5. Nispet eki olan “i”lerin (Ar. Önad eki) üzerine düzeltme imi konmaz: hukuki, iktisadi, insani, milli, siyasi...
  6. Yabancı sözcüklerdeki uzun ünlüleri gösteren harflerin üzerine de düzeltme imi konmaz: adalet, ahlak, badem, evlat, idare, ilaç, ilah, imla, rica, şair, vali...
Soru: Türkçede "Ben bir çay alabilir miyim?", "Ne alırdınız? Çay, kahve?" biçiminde kullanımlar doğru mudur?
Yanıt:
“Çay, kahve alır mısınız?” sorusu da yanlış, “alırım” diye yanıt vermek de yanlıştır. İçilecek şeyleri “almak” Türkçenin mantığına aykırıdır. Türkçede çay, kahve, çorba içilir. Çeviri yoluyla dilimize giren ve dilimizin mantığını zorlayan kullanımlardan bir an önce vazgeçmeli, çevremizi de uyarmalıyız.

Soru: "Toplantıya neden gelmemezlik yaptın?" yerine "gelmezlik" de kullanılabilir mi?
Yanıt: Bir yargı oluşturulurken (tümce içinde), anlatımın gereği olarak “gelmemezlik, yapmamazlık…” gibi sözcüklerle “gelmezlik, bilmezlik,” gibi sözcükler de kullanılmaktadır. Ancak bu tür sözcüklerin “Ben yokken eve barka bakmamazlık yapma!” örneğinde olduğu gibi kimi kez “-mamazlık” biçimi, kimi kez “Hadi, bilmezlikten gelme!” gibi “-mezlik” biçimi anlatımı daha anlamlı kılmaktadır.

Soru: Bir sözcükte tekrarlanan hece varsa bu teke indirgenir mi? Örnek: gerekli/liği=gerekliği; sorumlu/luğunu=sorumluğu.
Yanıt: Derneğimizin Yazım Kılavuzunda "gereklilik-gerekliliği", "sorumluluk-sorumluluğu" gibi sözcüklerin ek almış biçimleri yer almıyor. Sözcüklerin ek almış bütün biçimleri gösterilirse kılavuzun kullanımı zorlaşacaktır. Sözcüklerin "gerekliliği", "sorumluluğu" biçimleri doğrudur.

Soru: "Duyarlık" mı, "duyarlılık" mı doğrudur?
Yanıt: Her ikisi de doğrudur; ikisi de kullanılabilir.


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter