AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Mayıs 2007
NİSAN = AÇARAY

            Nisan bitti. Ne güzel söylemiş halkımız; nisana “açaray” demiş. Güller de canlanmaz mı nisanda; bir adı da gülayı nisanın. Gülay var bir de… Yalnız güller mi; doğa da silkinir dağlar, bahçeler, ovalar çillim çiçek olur.

            Nisanlar kararmıştı çoktan beri. Güller, karanfiller kendi renginde değildi; kendi kokusunu salamıyordu. Gül, karanfil toprakları kirleniyordu hızla.

            Sonunda açtık gözlerimizi… Yüreklerimizi…

            Uzun zamandır böyle gelip geçmemişti nisan; açaray olduğunu yalnızca ağaçların bile gönülsüzce açıp solan çiçeklerinde duyumsamıştık. Kimimiz karamsardık, kimimiz terk edilmişlik duygusuyla baş etmeye çalışıyorduk. Oysa nisan, ta 1920’de açaray olduğunu göstermişti bize. Ta o zaman bütün orduları dağıtılan, bütün tersanelerine girilen, toprakları yayılmacılarca paylaşılan ulusumuz, 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisinin açılışıyla bağımsızlık gülünün kokusunu duymuştu. Bağımsızlık gülü, acılı günlerin, savaşların ardından yurdun dört bir yanında açmıştı; öbek öbekti… Renk renkti… Narindi, değerliydi… Gün geldi öbekler böceklendi, küflendi; renkleri solar gibi oldu; onca gülümüz, onca karanfilimiz örselendi… Ya çocuklarımızın geleceği…

            Laik öğretimden uzaklaştıkça yüzleri gibi yürekleri de karardı çocuklarımızın, gençlerimizin.Ana babalar günü kurtarmaya bakıyor, aş iş derdiyle söylenenlerin, yapılanların yalan mı, gerçek mi olduğunu ayırt edemiyorlar. İnancı kullananlar, inancı kullanılanları kuşatmış bir kez… Halk eğitimsizleşip zayıfladıkça, kendisi de çağdaş eğitimle dargın birileri ve yakınları varsıllaşıyor. Ya her tarafa selam çakanlar, aya güne bakıp yön, yol değiştirenler… Türk Devrimiyle hesaplaşanların ekmeğine yağ sürenler…

            1923’te bütün yayılmacılara kafa tutan, kendi olanaklarıyla kazandığı bağımsızlığını korumak için kendi olanaklarıyla dipdiri ayağa kalkan bir ulus, 27 yıl önce kurulan cumhuriyetin kazanımlarını yeni yeni tadarken akıl almaz bir ihanetle karşılaştı. Türk Devrimine inanır görünenler, perde arkasından olmadık işler çeviriyordu. Daha 15 yıl önce Atatürk’ün önünde “devrimci” olup aslan gibi kükreyenler, çark etmişti. Devrimle hesaplaşma, 1950’de başlamıştı ve her geçen gün hız kazanıyordu.

            Artık bütün baharlar, bütün kışlar, yazlar kararıyor, her gün kazanımlarımızdan biri elimizden alınıyordu. Açaray güllerinin kokusuna, kan, ihanet karışıyordu. Nisan yağmurları da giderek azalıyordu. Kuruyorduk. Toprağımız gibi dilimiz, içimiz kuruyordu.         

            Dil Derneği’nin 20. yaşını bambaşka bir coşkuyla kutladık. 14 Nisanda Ankara’da toplanan yurttaşlar, laik cumhuriyetimize sahip çıkmak için bayraklarıyla görkemli bir ırmak gibi aktılar Anıtkabir’e. 29 Nisanda, İstanbul’un Çağlayanında çağladılar…

            Nisan, açaray olduğunu göstermişti bir kez.

            Halk, elinde bayraklarla sokaktaydı. Laik cumhuriyetine sahip çıkmak için.

            Doğayla birlikte uyanmış, üzerindeki yılgınlık toprağını silkivermişti on binler.

            Bu ay, seslenişimiz kısa olacak!

            Çok coşkuluyuz çünkü.

            Sözün yetmediği zamanlar olur ya, öyle işte.

            Her gecenin bir sabahı olduğunu unutmayalım!

            Hiçbir karanlık sonsuza dek sürmez. Öyle olsa, o görkemli Kurtuluş Savaşını başarabilir miydik?

            Sevgili Uğur Mumcu, her zaman iyimserdi. Ölüm tehdidi altında yaşarken bile… Halka güveniyordu yalnızca. Ona göre umut Anadolu’daydı. O Anadolu aydınları bir gün uyanacak, Anadolu aydınlanması bütün yurdu aydınlatacak dedikçe, aklın ipini koparan, her dönemin adamı birileri alay ediyor, dahası saldırganca karşı çıkıyorlardı.

            Tarih, Atatürk’ü doğruluyor sürekli. Tarih Uğur Mumcuları, Aksoyları, Üçokları, Kışlalıları doğruluyor sürekli. Sular tersine akar mı?

            Atatürk’ün manevi mirası olan aklı değil de kurnazlığı seçenler için bir süre tersine akar gibi olur belki. Daha doğrusu onlar öyle sanır.

            Önce laik cumhuriyetimize sahip çıkan, bu demokrasi ateşini büyütenleri, sonra derneğimizin 20. yılında bizi yalnız bırakmayan devrimcileri selamlıyoruz!

SEVGİ ÖZEL

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter