AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Eylül 2007
DİL DEVRİMİNİN 75. YILINDA TÜRKÇE VE BİZ

Değerli dilseverler, 75. Dil Bayramımız kutlu olsun!

26 Eylülde 75. Dil Bayramını kutlayacağız. 26 Eylül, Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu’nun, Dolmabahçe Sarayında topladığı ilk Türk Dili Kurultayı’nın 75. yıldönümüdür.

Bu yıl, Dil Devriminin 75. yıldönümüdür, kutlu olsun!

Atatürk, ulusun tarih ve dil bilincini kökleştirmek için 1931’de Türk Tarih Kurumu’nu, 12 Temmuz 1932’de de Türk Dil Kurumu’nu kurmuştur. Türk Dil Kurumu’nun kurulmasındaki amaç, dilin kendi olanaklarını, kendi kaynaklarını kullanarak Türkçeyi bilim ve sanat dili olarak geliştirmektir. Türkçe, bu doğrultuda gelişmeye açık bir dildir. Ne ki yüzyıllarca yabancı dillerin boyunduruğu altında kalmış, özellikle Arapça ve Farsçadan yalnız sözcük almamış, Türkçeyle hiçbir benzerliği olmayan bu dillerin kimi kurallarından da etkilenmiştir. Şimdi de ses/ biçim ve anlam özellikleri açısından Türkçeyle hiçbir benzerliği olmayan İngilizceye benzetilme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bir başka deyişle dilimiz yine tehdit altındadır.

75. Dil Bayramını hem coşkulu, hem kaygılı, Atatürk’ün kurumunun yokluğunda kutluyoruz! Her şeye, tüm engellere karşın sonsuza dek kutlayacağız!

Bayramımız kutlu olsun!

Önce bir konuya açıklık getirmek istiyorum; gerçekte bu düşüncelerimizi yüzlerce kez dillendirdik, kitaplaştırdık. Okuyan, dinleyen kim? Bağışlayın, dinleme ve okuma özürlüler, yazık ki aklın öncülüğünden başka doğru tanımayan, bilimsel ve sanatsal verilerle toplum önüne çıkanları duymuyor, anlamak istemiyorlar. 2007 Türkiyesinde bilgisunarda, kimi gazete ve dergilerde, TV’lerde, kitaplarda ancak “cahil ataklığı” ile söylenebilecek savlar ileri sürülüyor. Çok sorduk, bir kez daha devrimden ürkenlere soralım:

Türkçeyi niçin sevmiyorsunuz; Türkçeye niçin güvenmiyorsunuz?

Niçin akıp giden devrimin başarısını görmüyorsunuz?

Aslında sorunların dilden değil, bu dili sevmeyen, doğru kullanmayı, korumayı, emek vermeyi bir yana iten sığ, belgesiz, dayanaksız sözlere inanan önyargılı kişi ve kurumlardan kaynaklandığını niçin hâlâ anlamıyorsunuz?

75 yıl önce başlayan Dil Devrimiyle kazandığımız onca sözcüğü gün oldu yasakladınız, gün oldu karaladınız; kullananlara çamur attınız, şimdi hepiniz şıkır şıkır bu sözcükleri kullanırken, niçin hâlâ kendi dilimizin sözcüklerine üvey evlat gözüyle bakıyorsunuz? Durum böyleyken, çoğunuz gittikçe artan düşünce, dolayısıyla dil kirlenmesinden niçin yakınıyorsunuz?

Sorun dilde değil, bizde…

Biz derken, siz/biz ayrımcılığı yapmadığımızı vurgulamak istiyorum.

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları inançları, kökenleri, dünya görüşleri ayrı da olsa, birbirini doğru anlamak, kendi düşüncesini doğru anlatmak zorundadır. Bunun için de ortak bir dil kullanmak zorunluluktur; bu dil bizim için Türkçedir! Şu anda içine itildiğimiz en büyük tehlike, dilden başlayarak birçok açıdan “siz/biz” ayrışmasına itilmemizdir!

Türkçeye güvenen, seven her yurttaş bütün dilleri sever; insanı kuşatan her şeyi sever, kendine de karşısındakilere de güvenir.

Sevgi duymak, duyarlı olmak, anlamaya çalışmak, dinlemek yeter! Yurt ve dil sevgisini birlikte büyütmek yeter!

Mustafa Kemal’in Türk Devriminin önemini kavramak yeter!

Harf Devrimiyle birlikte yaklaşık 80 yıllık bir dil deneyimimiz var; yüzyıllarca kullanılan yazının ve dilin kısa zamanda değişip yenileşmesi, dünyanın övgüsünü alırken nedense hâlâ kendi içimizde yergiyle karşılanmaktadır. Bunu anlamak gerçekten zor. Bizler de anlayamıyoruz, bizden öncekiler de anlamadı; anlamaya çalışma çabalarımızsa hep sağır duvarlara çarpıyor.

 İlkin 1928’deki Harf Devrimiyle Türkçenin üstündeki kalın perde kaldırılmıştır. Atatürk, Harf Devrimini bir yasayla uygulamaya koymuştur. Bu bilinçli bir eylemdir; çünkü Arap abecesine dayalı eski yazıya “dinsel” anlam yüklenmiş, bu yazıyı kullanabilenler bu anlamdan yararlanmış, bu yazıyı öğrenemeyenler de bu anlamla korkutulup uyutulmuştur. Harf Devriminden dört yıl sonra gelen Dil Devrimiyle Türkçenin, doğallıkla bu dili kullananların özgürleşmesi söz konusudur.

Dil Devrimi, devrim karşıtlarının belirttiği gibi salt Türkçeleştirme eylemi değildir! İnsan düşünür, düşüncesini sözcüklerle aktarır; sözcüklerin yenileşmesi, zenginleşmesi, kavramların doğru algılanması, düşüncenin de yenileşmesi, zenginleşmesi demektir! Kendi diliyle düşünme becerisi kazanan uluslar, yaratıcığını açığa çıkarır, bilimde, sanatta, uygulayımbilimde kendi terimlerini, kendi sözcüklerini yaratır!

Mustafa Kemal Dil Devrimini başlatarak ulusuna bu yolu açmıştır!

Dil Devrimi, düşüncenin yenileşmesi, özgürleşmesi için atılan büyük bir adımdır!

Dil Devrimi, ulusumuzun bilimde, sanatta, uygulayımbilimde yaratıcı ve başarılı olması için açılan görkemli bir kapıdır!

Dil Devrimi, cumhuriyetle gelen değerlerin, laik öğretimin doğru anlaşılması ve doğru uygulanması için ulusumuza verilen büyük bir fırsattır!

1932’den bu yana akıp gelmektedir; laik cumhuriyetimizle birlikte geleceğe akacaktır!

Evet, Atatürk’ün kurumları kapatılmış, Türkçenin yara almasına devlet eliyle göz yumulmuş; sözcükler, Türk Devrimi yandaşları karalanmış; bir yığın ipe sapa gelmez gerekçelerle yasaklar konmuş; Atatürkçü düşünceyi silmek için sözde aydınlar olmadık yalanlar söylemiş, dahası bilimsel ahlak çiğnenmiş; ama kimsenin, hiçbir kişi ve kurumun gücü, devrimin akışını engelleyememiştir!

Böyledir işte; devrimin ve Türkçenin gücü yasak tanımıyor! Tanımaz! Akılcı, bilimsel, sanatsal olmayanı aşıp geçiyor! Aşar!

Bu nedenle Atatürk’ün kalıtı ve kurumları üstündeki hukuk lekesi sürse de devrim karşıtları akıl ve bilimdışı savlarıyla geçici saltanatın şatafatıyla sarhoş olsa da umutsuz ve karamsar değiliz! Olmayacağız!

Tüm sıkıntılara, engellere karşın gençlik ses bayrağımızı yükseltiyor; ilköğretim çocukları bile ayakta; rektörler, öğretim üyesi ve görevlileri, öğretmenler, aydınlar pes etmiyor!

26 Eylül sabahı, saat 10.00’da Anıtkabir’de olacağız! Biz, birbirimizden gözlerimizi kaçırmadan, ikiyüzlülük yapmadan Atamıza saygı sunacak, bize kazandırdığı her şey için gönül borcumuzu dillendireceğiz.

75. Dil Bayramı, Atatürk’ün kurduğu fakültenin, DTCF’nin çatısı altında, onlarca üniversitenin, kitle örgütünün ve yerel yönetimlerin desteğiyle, Dil Derneği’nin çabalarıyla kutlanacak! Saat 11.00’de başlayacak törene yalnız gelmeyin; çocuklarınızla gelin!

Bu törende Türkçeye ve ülkeye emek veren aydınlanmacılara, ulusumuz adına onur ödülleri sunacağız! İyi ki onlar var; iyi onlar hep vardı! Düşünceleriyle hep de olacaklar!

Bu 75 yıllık zaman diliminde Türkçenin öyküsüne hüzün katan, yalanla dolanla Türkçeye emek verenlerin önünü kesen, Türk Dil Kurumu’nun kapatılması için uğraşan ve Atatürk’ün vasiyetnamesini çiğneyenleri de tarih en kara sayfalarına yazmıştır! Onlar teker teker unutulacak, Türk Devrimine ihanetleri unutulmayacaktır!

Ulu önderimiz Mustafa Kemal başta olmak üzere, onun tüm devrimci arkadaşlarını, 12 Temmuz 1932’de Türk Dil Kurumu’nun kurulması için çalışan Samih Rıfat’ı, Ruşen Eşref Ünaydın’ı, Celal Sahir Erozan’ı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nu, TDK’ye emeğini ve yüreğini adayan onlarca bilim ve sanat insanını saygıyla anıyoruz!

Türkçenin bayramı kutlu olsun!

SEVGİ ÖZEL

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter