AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Ocak 2009
TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN OKULLARI
“SKOOOL” MU OLACAK?

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bilgisunar sayfasına girdiğinizde “Türkçe”yi tıklarsanız ülkemizin adı Türkiye olarak çıkar, başka dilleri tıklarsanız “Turkey, Türkei…” vb. Bir ülke kendi adını uluslararası tanıtımlarında bile doğru yazamıyorsa ne demeli? Daha dün, Frankfurt Kitap Fuarı için hazırlanan “logo”da da ülkemizin adı, “Turkey” idi; bundan kimse rahatsız olmadı; bu konuda ne ses çıktı, ne yazı!

Ulaştırma Bakanlığı’nın bilgisunar sayfasına girin, dil kullanımı açısından farklı bir anlayış görmeyeceksiniz. Türk Hava Yolları yıllardır “Sky Life” adlı bir dergi çıkarıyor; Devlet Demiryolları eksik kalır mı, o da “Rail Life”ı çıkardı. THY, “business class” tanıtımları yapıyor; ama “1. sınıf uçuş deneyimine hazır mısınız?” diye de soruyor. Öyleyse “Niçin business class?” Dahası artık “first class” hizmet de sunacakmış; ayrıca “Air TV” de deneme yayınlarına başlamış. Dil bilincini, bu denli yitirenlere “hayırlı” olsun!

En acısı ve utanç verici olanı da havaalanlarının alınlarına asılan “Atatürk Airport- Esenboğa Airport…” gibi tabelalardır. Dünyanın hangi ülkesi, havaalanını başka bir dille adlandırır? “Airport” yazılmazsa yerli yolcu mu şaşırır, yabancı yolcu mu? “Atatürk”ün yanına “Airport”u hangi anlayış yakıştırır? Ayıp değil mi?

Gelelim Milli Eğitim Bakanlığı’na… Ulusal eğitimi biçimlendirmesi, yönlendirmesi, bunun için Türkçenin, çağdaş eğitim-öğretim izlencelerinin, uygulayımbilimin (teknolojinin) bütün olanaklarını kullanması gereken Milli Eğitim Bakanlığı, ne yazık ki Türkçenin kullanımında hiç özenli değildir; eğitim başta olmak üzere hiçbir kuruma örnek olamamaktadır.

MEB’nin bilgisunar sayfasında “egitim.gov.tr”yi tıkladığınızda “skoool.tr”yi bulacaksınız; “think.com” ile İngilizce öğreten MEB uzmanlarının İngilizceden önce Türkçeyi iyi öğrenmelerini; bütün bakanlıklara öncülük etmesini beklerdik. “Skoool” hangi dilin sözcüğüdür; hangi üstün zekânın ürünüdür? MEB’nin etkinliklerini anlatan tüm sayfalar dil ve yazım yanlışıyla doludur. Özellikle çocuklara karma ve bozuk bir dille aktarılan bilgiler, “Örnek Öğrenme Nesneleri”ndeki gibi kötü çeviriler, MEB’nin dil kullanımındaki özensizliğinin kanıtlarıdır. Bunca dil yanlışı, “Okullar olmasa…” diyen anlayışın, bugün “Şu okullar skoool” olsa biçimine dönüştüğünü gösteriyor.

Bu üç bakanlık dışındakilerin bilgisunar sayfalarına baktığımızda da içimiz acıyor. MEB, ölçünlü dil ve yazım birliğini bozan resmi TDK’nin Yazım Kılavuzu’nu öneriyor; ama başta MEB olmak üzere, hiçbir bakanlık bu kılavuzun kurallarına uyamıyor. Bileşik sözcük kullanımındaki tutarsızlığı, kesme, düzeltme ve başka yazım imlerinin yanlış kullanılmasını, bütün bakanlıkların bilgisunar sayfalarında bulabilirsiniz. Bakanlıklarımız, yabancı sözcük hayranlığıyla bizi değilse kimi bilgilendiriyorlar?

Başta MEB olmak üzere, dil kullanımında bu denli özensiz olan, yabancı sözcük hayranlığını saçmalığa vardıran, görev ve etkinliklerini “vizyon ve misyon”a sıkıştıran, aklı sıra “first class” hizmet sunduğunu sanan, özel ve resmi bütün kurumları ve yetkililerini kınıyoruz.

*

Bu duyarsızlığın; dünya görüşü, kökeni, inancı ayrı da olsa, ölçünlü ortak dille eğitim alması, bilgilendirilmesi gereken Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının dayanma noktasını zorladığını görüyoruz. Bugün ayrıca geleceğe ilişkin başka kaygılarımız da var.

Devletin en üst kurumlarında gözlediğimiz Türkçe sevgisizliği, sırf Atatürk'ün başlattığı Dil Devrimine tepki olsun diye ya da siyasal çıkar sağlama amacıyla ölçünlü ortak dile karşı girişilen ve iyi niyet içermeyen bütün siyasal gösterilere karşıyız. Yineliyoruz; günümüzde yaşanan siyasal gösteri amaçlı dil çalkantıları dünya görüşü, kökeni, inancı ayrı da olsa, hiçbir yurttaşın yararına değildir. Geçmişin sömürgeleri de içinde olmak üzere, bugün hangi ülke, hangi AB ülkesi “ortak” dilini tartışmaya açıyor? Hangisi ulusal sınırları içinde yaşayan ve köken ayrılığı olan bölgelerinde ortak dille eğitimden ödün veriyor? Önemli olan ortak dille eğitim, sağlık ve adalet hizmetleri verirken, ortak dil dışında kalan dilleri de köken ayrılıklarını körüklemeden korumaktır. Bunun yolu da ortak dil dışında kalan dillerin bilimsel ve sanatsal etkinliklerini yapmalarına, geliştirmelerine olanak tanıyacak kurumlar açılmasını sağlamaktır. Devlet, nasıl bütün kurumlarını denetliyorsa, çağdaş bir bakış açısıyla bu kurumları da denetleyebilir.

Dün ülkemizdeki hiçbir anadilin yok olmamasını ilkin biz savunduk; bugün de savunuyoruz. Bir dönem ülkenin belli köşelerine devletin bir kurumdan gönderilen sözde uzmanların, bu ülkede konuşulan bir dili çağdışı, gülünç savlarla yok saymasına da ilk tepkiyi biz verdik. Bugün de veririz.

Ancak hep birlikte tartışmamız gereken en önemli konu, MEB’nin “eğitim” anlayışıdır; devletin ortak dile ya da ortak dil dışında kalanlara, günü kurtarma çabasındaki bakışıdır; kurum adlarına, yazışmalarına, işyerlerine, ürünlerine hiç çekinmeden yabancı sözcük dolduran bilinçsizliktir.

Görünen şudur: Devlet, Türkçeden ve ülkemizde konuşulan öteki dillerden daha çok İngilizceyi sevmektedir.
SEVGİ ÖZEL

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter