AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Temmuz 2009
ÇOK BAYRAMLI TÜRKÇENİN BAŞINA GELENLER

Karaman’da “732. Türk Dil Bayramı” kutlandı; özellikle basından izlediğimiz bayramdaki “Türkçe özürlü” söylevler ilgimizi çekti. Bu bayram 1960’larda Demirel hükümetleriyle kutlanır olmuş; 1960 ve 1970’lerdeki Demirel hükümetlerinin Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu’nu kapatma girişimleri sırasında doğmuştu. Bayramın adının ve tarihinin, “iktidar”ların havasına göre değişmesi bir yana, törenlerin çoğunda Atatürk’ün ya dil ucuyla anılması, ya adının ve Türkçe için yaptıklarının hiç geçmemesi ilginçtir. 12 Eylül hukuksuzluğu Demirel hükümetlerinin yarım kalan kimi işlerini tamamlamış; Atatürk’ün dernek olarak kurduğu TDK, 1983’te Başbakanlığa bağlanmış, bir bakıma kapatılmıştır.

1983’ten bu yana bir devlet dairesi olan TDK, bir yandan “Atatürk’ün kurduğu kurum olduğunu” ileri sürmekte; öte yandan “Hoca Efendinin Türkçe olimpiyatları” gibi, Dil Devriminin yadsındığı her etkinliğin göbeğinde yer alıp “suya gidenin helkesi, oduna gidenin baltası” görüntüsü vermekte; resmi dili Türkçe olan bu ülkede adı Türkçe olan işyerlerine “plaket” takmak gibi, toplumu gülümseten “çok önemli” ve “çok üstün” görevler yapmaktadır.

Türkçe için kim iyi iş yaparsa; hangi kurum aklın öncülüğü ve bilimin ışığında çalışırsa, yanında oluruz. Ancak bir kültür bakanı “Hoca Efendinin Türkçe olimpiyatları”nı, Karamanoğlu Mehmet Beyden bu yana “Türkçe için yapılan en büyük” etkinlik sayarsa; TDK, TBMM çatısı altında Dil Devrimini yadsıyanların, süslü törenlerde hâlâ dedeyle torunun anlaşamadığını ileri süren bilgi eksikli politikacıların yanında durursa… Atatürk’ün başlattığı Dil Devrimini yadsıyanlar, karalayanlar devrimin ürünlerini kullanarak halkı yanıltmaya kalkarsa… Ne susarız; ne geri dururuz!

Bakınız, politikacının gölgesinde yürüyen kimi bilim adamları, Karamanoğlu Mehmet Beyin 732 yıl önceki “ferman”ını, “Türk dilinin devlet dili” olmasının belgesi sayıyorlar; Karaman’ı, “Türk Dünyası Daimi Kültür Başkenti” ilan etme girişimlerine koltuk çıkıyorlar. Olabilir; kentlerimizin çoğu gibi Karaman da gerçekten bir açık hava müzesidir; Türkçe için ilk ateşin yakıldığı görkemli bir kenttir. Ancak Karamanoğlu Mehmet Bey geri gelse, ilkin bilgisunar sayfasında “zoom in-zoom on” yaptıran; “vizyon-misyon”umuz, “Belediye personelinin performansını yükseltip, vatandaşlarımızın memnuniyetini artırmaktır” diyen; Türkçeyi kullanma “performansı”yla sınıfta kalabilecek olan Karaman Belediyesine şöyle sorar: “732 yılda gele gele bu noktaya mı geldiniz?” Kuşkusuz Karaman Dil Bayramında izlediğimiz milletvekillerine kırık dökük Türkçelerinin, profesörlere bilimi siyasallaştıran zikzaklarının; sözde aydınlara Atatürk’ün Dil Devrimini yadsımanın, karalamanın “neye hizmet olduğunu” sorar. Resmi TDK’ye Türkiye Cumhuriyeti’nin yazım birliğini niye bozduğunu, bozduklarını niye gizli gizli düzeltmeye çalıştığını; “ıslatma suyu, toparlayıcı krem” gibi gülünç tamlamalarla sözvarlığının varsıllaşamayacağının, dinsel kavramları öne çıkarırken ulusal olanları es geçmesinin Türkçeye ne katkısı olduğu sorar. Sorar ve yaklaşık 80 yıldır Atatürk’le, Dil Devrimiyle hesaplaşanların yüzüne mi tükürür, kulağını mı çeker; bunu bilemeyiz. Ancak en etkili sorgulayıcı olan tarih kuşkusuz boş durmayacaktır; çünkü Karamanoğlu Mehmet Beyin “ferman”ının yaşamı kısa olmuş; yüzyıllar önce atılan bu tohum, Mustafa Kemal’in Harf ve Dil Devrimleriyle meyve vermiş; Türkçenin yabancı dillerin boyunduruğundan kurtulması için bir devrim yapılmıştır.

Karaman Belediyesi, bundan böyle 21 – 27 Haziran arasında “Türk Dili Bayramı” etkinlikleri düzenleyecek; etkinlikler, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Kültür ve Turizm Bakanlığı, TÜRKSOY, TİKA ve Türk Dil Kurumu’nun “himayesinde” olacakmış. İşte Atatürk, bunun için Türk Dil Kurumu’nu özgürce, akılcı ve bilimsel olanla uğraşsın; kimsenin, özellikle siyasanın “himayesi” altında olmasın; kimseyi “himaye” altına alma gösterileri yapmasın diye dernek olarak kurmuş; elyazısıyla oluşturduğu “vasiyetname”siyle de gelir bırakmıştı. Yurttaşlık bilinciyle sormalıyız: Bu gelir “himaye” altına alınan ya da girilen yerlerde mi kullanılıyor acaba? Dernek olan TDK, Atatürk kalıtının hesabını açıkça verirdi; şimdi kalıtın nerelerde harcandığını bilmiyoruz.

Yüzyıllardır Türkçenin başına ne geldiyse politikacılar ve onlara koltuk değneği olan sözde aydınlar yüzünden gelmiştir; Türkçenin başına gelen en doğru, en akılcı ve bilimsel olan iş Dil Devrimidir; Türkçenin başına geçen en doğru, en akılcı, bilimden başka doğru tanımayan önder de Atatürk’tür!

Karaman’daki bayramını, içi “inkâr”la dolu olduğu için bungun; yüzü, şimdiki koşullar gereği güleç kutlayanlara, 26 Eylül 2009’da 77. kez kutlanacak olan Dil Bayramına geçmiş yıllardaki gibi “sözde ve siyasa rüzgârına göre” değil; Karamanoğlu Mehmet Beyin buyruğunun “özünü” çarpıtmadan hazırlanmalarını duyururuz!

SEVGİ ÖZEL

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter