AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Mayıs 2010
GENÇLERİN, ÇOCUKLARIN TÜRKÇE GÜNLERİ…

22 Nisanda derneğimizin 23 kuruluş yıldönümünü Ankara ve İzmir’de coşkuyla kutladık. Dil Derneği Genel Yazmanı Hülya Küçükaras bunların haberini, görüntülerini bilgisunar sayfamıza özenle aktardı; Yayın ve Tanıtma Kolu Başkanı İbrahim Dizman da Çağdaş Türk Dili’ne taşıdı. Ankara ve İzmir’deki törenlerimize emek veren bütün arkadaşlarımıza, coşkumuzu çoğaltan bütün dilseverlere içtenlikle teşekkür ederim.

Her ders yılında, özellikle bahar gelince dernekteki arkadaşlarım ve ben, okullardan sık sık çağrı alırız. Çocuk ve gençlerin etkinliklerine koşarak gideriz. Bilindiği gibi bugün her aşamadaki birçok okulda Türkçe Topluluğu var. Bu toplulukların olması hem geleceğe ilişkin umutlarımızı tazeliyor; hem de üzüntümüzü… Üzüntümüz şundan: Türkçe için ilköğretimdeki çocuklar bile kaygılanıyorsa, gerçekten sorun büyük. Çocuk ve gençlerin bir sorun olduğunu bilip bu sorunu gidermek için çalışmalarını görmek, kuşkusuz sevindirici...

Düşünün MEB’nin, merkezi yönetimin, basın yayının, dahası kimi eğitimcilerin, yazarların bile böyle bir derdi yok… Türkçenin eğitim ve öğretimi, öğretmenlerin sorunları, yabancı dille öğretim, yabancı adlandırma, kitle iletişim araçlarının aymazlığı, toplumun gözü önündeki insanların Türkçe sevgisizliği, yalan yanlış konuşmaları… Sayfalar dolduracak kadar çok, hepsi birbiriyle iç içe bir dolu sıkıntı...

Çocuklar, her olumsuzluğun ayrımında; topluluklar oluşturmuş, bilinçli öğretmenleriyle, ana babalarıyla sokaklardalar. “Türkçesi varken…” çağrısı yapıyorlar. İmza topluyorlar. Yaptıklarını anlatırken gözyaşı döküyorlar. Karşılıklı ağladığımız bile oluyor.

Okullarda, üniversitelerde düzenlenen Türkçe Günlerine birçok saygın yazar, bilimci, türlü alanların sanatçıları çağrılıyor; kimi önce “Gelirim” diyor; son anda gelmiyor. Çocuk ve gençlerin duyuruları deliniyor; coşkuları yara alıyor. Yaşamsal bir nedeni yoksa koca koca insanlar niçin bu çocukları yarı yolda bırakır ki? Anlamak zor.

Özellikle gençlerimiz, böyle durumlarda büyük düş kırıklığı yaşıyor. Çünkü onların gözünde bir yazar, bir sanatçı, bir bilimci verdiği sözü tutan, özveride bulunabilen kişidir. Aydındır; aydın kimseyi yanıltmaz, kandırmaz. Biraz daha yol alınca aydınla aydınımsı arasındaki ayrımı anlayacaklar; çocukları şimdiden karamsarlığa itmek de yanlış.

Gençlere düş kırıklığı yaşatan başka olumsuzluklar da duydum. Birileri, deveye hendek atlatarak etkinlik yapmaya çalışan gençlerden “telif” istiyormuş. “Ben kitap yazacağım zamanı size harcayacağım, bunun bir bedeli olmalı” diyormuş. Bunu duyunca içimden, “Hay senin yazacağın kitabın da zamanının da…” dedim. Üniversitelerin çoğu Türkçe Topluluğu konuğunun yol ve konaklama giderlerini karşılıyor. Konuğun varsa kitapları getirtiliyor; konuk, etkinlik sonrası ağırlanıyor; genç yüzlerdeki sımsıcak gülücüklerle de uğurlanıyor. Ne ki kimi dostlara bu yetmiyor. “Telif ücretini aranızda toplayın” önerisi yapılıyor; “Bu olmazsa en yüz kitabım satılacak, yoksa gelmem” deniyormuş. Çok yıldızlı otellerde uyumak isteyenler de varmış… İnsanın kendi yıldızı olmayınca… Yüreğinin yıldızı sönmüşleri nerden bilsin gençler!

Bunları gençlerden duydum. Yakınmak için söylemiyorlardı; bu yüklüce istekleri karşılayabilmek için didiniyor, deneyimlerimizden yararlanarak yine de bu kişileri nasıl okulumuza getiririz diye çabalıyorlardı. Emeğe saygılıydılar. Biz de saygılıyız; ama gençlerin emeğini de yabana atmamak gerek.

Şimdi diyeceksiniz ki kimmiş bunlar; birileri deyip durma, yaz adlarını...

Olmaz; yazamam. Yazarsam, gençlere de etkinliklerine de okullarına da zararım dokunur. Burnu Kafdağında olan da olmayan da bizim insanımız, bizim yazarımız. En azından ortak noktalarda buluştuğumuzu bilerek, bireysel zayıflıkları duymazdan geleceğiz; ülkemiz ve Türkçemiz için güçbirliği yapacağız. Şimdilik bu kişilerin adını sanını yazamam. Öyle bir dönemden geçiyoruz ki küçük noktalardan büyük alanlar oluşturmak aydın sorumluluğumuz...

Biz, gençlerin etkinliklerine koşarak gidiyoruz; bireysel isteklerimiz yok; ne yıldızlı otel ne çok kitap satışı… Ancak Dil Derneği’ni ve ilkelerini doğallıkla yanımızda götürüyoruz. Çocuk ve gençlerin günlerce uğraşarak yaptıkları etkinliklerde eksikler, yanlış anlaşılmalar oluyor; kimi kez salonlar dolmuyor… Olsun… Her şeye karşın bağımsızlığımızın simgesi Türkçe için aynı anda, aynı salonda yüreklerimiz arasında sağlam köprüler kuruluyor. Sağlam dostluklara başlangıç yapılıyor. Çocuk ve gençlerimiz, öğretmenlerinin, danışmanlarının desteğiyle toplumsal yaşama kendi tuğlalarını koyuyor.

Derneğimizin öncülüğünde düzenlenen, gençlerin izlencesini yaptığı, kürsüye çıktığı Dil Bayramlarının tanıkları bilir. Olanak tanındıkça, yollarındaki engeller kaldırıldıkça gençler neler yapıyor! Onların yaratıcılığı ne denli göğsümüzü kabartıyor!

Evet, biraz dedikodu makamında bir yazı oldu bu. Ancak yazmadan da edemedim. Yaz geliyor; gençlerin etkinlikleri yeni ders yılına akacak. Belki Kafdağındaki aydınlarımızdan biri bu yazıyı bir okur da başkalarını da bilgilendirir. Yeni ders yılında çocuk ve gençlerimizi üzmeden onların uzattığı eli tutabiliriz. Tek amacım buydu; kendim için bir şey istiyorsam… Öyle işte!

SEVGİ ÖZEL

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter