AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Kasım 2011
GERÇEKTEN GÜZEL MİDİR KİRLENMEK?

      Pek çoğumuz ürün, işyeri, konut adlarının yabancılaşmasından hoşnut değiliz. Kimle konuşsak yakınıyor; ama pek az yurttaş, örneğin sabun, yiyecek, giyecek alırken adını sorguluyor. Adını bırakın, kimi ürünlerin içinde ne var ne yok, çoğumuz bunları da bilmiyor, sorgulamıyoruz.
      Bebekler için sunulan ürünlerin adında bebeğimiz, “baby” oldu; ee, bebeğin mamaya gereksinimi var, birçok mama görüyoruz “hiper, süper market”lerde. Üstünde “Cicibebe” yazan da var; daha ilk sözünü biçimlendirip söyleyememiş bebemize, “Gogly, Hero Baby” diye sunulan ürün de var. Daha bebeklikten başlıyoruz çocuklarımızın kulağına başka dillerin sözcüklerini üflemeye… Çünkü bebekler ve çocuklar için üretilen, satılan her şeyin üstüne sıklıkla “baby, child” sözcükleri yazılıyor. Eskiden bebeğimiz “Baş baş” desin diye, dil bilinciyle güzelleşen başımızı gösterirdik; şimdi “bye bye” dedirtmek için sırıtan bir kelle gösteriyoruz. Çocuklarımız, dahası erişkin yurttaşlarımız sevindiklerinde, beğendikleri bir şeyi elde ettiklerinde “Yaşasın… Çok güzel… Çok iyi… Ne güzel…” gibi söz ya da söz öbekleriyle sevinemiyor; “Süperrr!” diye çığlık atıyor. Çocuklarımız, dahası erişkin yurttaşlarımız kendilerinden bir şey istendiğinde, bir şey yapmaları beklendiğinde “Olur… Peki… Yaparım… Alırım…” gibi kullanabilecekleri onlarca sözcük varken “Okey!” diyerek tek sözcükle kısıtlıyor kendini.
      Neye el atsanız İngilizce adlandırma çıkıyor karşınıza… Düşünün, anasının babasının dili dönmeyen sözcüklerle kuşatılıyor bebelerimiz daha doğmadan... Doğuyor sonra. Doyuracaksınız, giydireceksiniz, temizleyeceksiniz… Bebek ya da çocuk, tek durur mu? Yıkar paklar, mis gibi çıkarırsınız ortaya, beş dakikaya kalmaz, doldurur altına sardığınız bezi ya da kirletir üstünü başını. Altına sardığınız bezden sırtına geçirdiğiniz giysiye, eline verdiğiniz yiyeceğe, oyuncağa dek adı Türkçe olan ürün bulmakta zorlanırsınız.
      Çoğumuz, gerçekte düşüncenin kirlenmesi demek olan bu yabancı adlandırma hastalığını “dil kirlenmesi” olarak görüyoruz. Bakın, çocuklar için bir ürün tanıtımı var, bir kurum yıllardır TV’lerde “Kirlenmek güzeldir” diye bas bas bağırıyor. Kirlenmenin güzel olduğuna o denli inanmışlar ki, bebekler için ürettikleri toz arıtıcıya da “Omo Baby” diyorlar.
      Bu tanıtım biçimini bulan kişi ya da kişileri tanımıyoruz; kişi ya da kurumlarla kişisel bir derdimiz yok. Bir tanıtımın, bir başka deyişle reklamın, herkesin usunda kalıcı, çarpıcı, etkileyici iz bırakması için yaratıcılarının çok çabaladığını biliyoruz. Ne ki bizim reklam yaratıcılarından kimisinin dil kullanımında pek özenli olmadığını, reklamı yaptıran kurumun da bu özensiz buluşları kullanarak dilin kirlenmesine çanak tuttuklarını uzun zamandır görüyor ve izliyoruz. Dilin kirlenmesinde sakınca görmeyen bir anlayışın, çocuklar için yapılan bir reklamda “Kirlenmek güzeldir” demesini pek yadırgamıyoruz.
      “Omo” adlı arıtıcı (deterjan) bizim üreticilerimizin yarattığı bir ürün değil; adıyla birlikte satın aldığımız yabancı bir ürün. Dahası bunun gibi birçok ürün var evlerimize giren. Kendimizi, çamaşırlarımızı, bulaşıklarımızı, banyomuzu, yerleri, camları bunlarla arıtıyoruz. Birkaç da yerli ürün var; onlar da yabancı olana gösterilen ilgiyi bildikleri için yabancı ya da yabancıya benzer ad koymayı beceri sanıyor, ürünlerini böyle adlandırıyorlar. Sözün özü, arkamızı temizlerken en önemli yanımızın, dilimizin kirlendiğini göremiyoruz. Tüketime zorlanan, üretken olmayan bir toplum olduğumuzdan, başkasının ürettiğini bağrımıza basmak zorunda kalıyoruz. Düşünüyoruz; bizim de her alanda yetişmiş insanımız, birçok üründe kullanabileceğimiz hammaddemiz var. Peki, biz neden kirlenmenin güzel olduğuna inandırılıyoruz?
      Bizim dilimizde “kirlenmek” sözcüğünü, “güzel”le yan yana getirmek, dilin mantığı açısından doğru değil. “Kirlenmek güzeldir” diyerek dil mantığı zorlanıyor, dahası bozuluyor. Acaba bu kalıbı başka dillerden mi çevirdi yaratıcıları? Kendi buluşlarıysa bu saçmalık, ne demeli buna bir ad veremiyoruz.
      Türkçede “kirlenmek” şu anlamları içerir: “1. Kirli duruma gelmek, pislenmek: Havlu kirlendi; Elim kirlendi; Giysim kirli...2.mec. Onuru lekelenmek: Ailemizin adı kirlendi. 3. (Kadın için) Irzına geçilmek, iffeti bozulmak, lekelenmek. 4. (Kadın) Aybaşı olmak. 5.mec. Bozulmak, istenmeyen duruma gelmek: Önce çevre ardından dil ve düşünce kirlendi.
      Görüldüğü üzere bu sözcüğü “güzel”le buluşturmak, dil mantığı açısından güzelleştirmek olanaksız gibi… Ancak bu reklamı yapan ve yaptıranlar, “kirlenmenin güzel” olduğuna inanmış bir kez. Omo’nun bilgisunar sayfalarında “2001 yılında OMO, ‘Modern Ebeveynlik’ kavramıyla farklılaşma yolunda ilk adımı atarak, ‘Çamaşırdır kirlenir, çocuklar böyle öğrenir’ diyerek kirlenme olgusuna yepyeni bir bakış açısı” getirdiklerine ilişkin bir açıklama var. Demek “Çamaşırdır kirlenir, çocuklar böyle öğrenir" reklamı, bu ürünü daha çok satmak isteyenleri kesmemiş.
      Yine bilgisunarda, Omo sayfalarında şöyle bir açıklama daha var:
      “2004 yılında tüm dünyada başlattığı ‘Kirlenmek Güzeldir’ kampanyası ile hem kendi tarihinde, hem de deterjan sektöründe bir devrim yaratarak bambaşka, cesur, farklı, pozitif, topluma faydalı bir iletişim platformunu benimsedi. Kampanya kapsamında gerçekleştirdiği iletişim platformu ‘SporOMO Çocuk Şenliği’ ile Türkiye'nin dört bir yanını il il gezerek, 7'den 70'e herkese ‘Kirlenmenin güzelliği’ni yaşattı.
      ‘Kirlenmek Güzeldir’ felsefesi ile 2004 yılından bu yana tüketicisiyle duygusal bağını güçlendiren OMO, 2008 yılı itibariyle hayata geçirdiği ‘Her Çocuğun Çocuk Olmaya Hakkı Vardır’ kampanyasıyla çocuk dünyasına ışık tutuyor ve günümüz çocuklarının ‘yaşayarak öğrenme’ yoksunluklarına dikkat çekiyor.
      OMO 2008 yılında ‘Kirlenmek Güzeldir’ stratejisini derinleştirdiği ‘Her Çocuğun Çocuk Olmaya Hakkı Vardır’ kampanyası ile özellikle şehir hayatında gelişen yaşam biçimleri ve annelerin çocukları üzerindeki değişen tutumlarına ışık tutmayı amaçladı.”

      Görüldüğü gibi Omo, kirlenmenin güzel olduğunu belirten kampanyasını dünyaya taşımış; bu kampanyanın “hem kendi tarihinde, hem de deterjan sektöründe bir devrim yaratarak bambaşka, cesur, farklı, pozitif, topluma faydalı bir iletişim platformu” olduğunu sanıyor. Dahası “Kirlenmek güzeldir felsefesi ile 2004 yılından bu yana tüketicisiyle duygusal bağını” güçlendirdiğine, kirlenme kampanyasının olumlu bir “felsefe, strateji” olduğuna inanıyor. Bu açıklamalar şunu gösteriyor: Yeter ki ürün çok satsın; dil mantığı zedelenmiş, çocukların ve toplumun dil bilinci yaralanmış, düş dünyası kirlenmiş; kimin umurunda?
      Adı temiz olmayan bir ürünle bebesini, halkını doyuran, arıtıp aklayan, eğlendiren, konaklatan, avutan kaç ülke vardır?
      Daha temiz bir yaşam istediğimiz, daha temiz bir ülkede, daha temiz bir dünyada yaşamak için çabaladığımız düşünülürse kirlenmek nasıl güzel olur?
      Yeter ki ürün çok satsın; bir ulusun en önemli iletişim aracı olan, düşüncenin aynası olması gereken dilin kirlenmesinin hiç mi hiç önemi yok…
      Yabancı adlandırma salgını, ne yazık ki birçok üreticiyi, yüzlerce kurumu sarmış durumda… Bir bu salgına bilerek yakalananlar, bir de önünü sonunu düşünmeden kapılanlar var. Ürününün, otelinin, lokantasının adı yabancı olursa ilginin, dolayısıyla gelirinin çoğalacağına inanan ya da inandırılan saftiriklerle yabancı hayranlığı gözünü gönlünü karartanlar, Omo adlı arıtıcıyı pazarlayanlar gibi, doğrudan ya da dolaylı olarak kirlenmenin güzelliğine çanak tutuyorlar.
      Kirlenmek güzel değildir; tersine tehlikelidir, kötüdür, yanlıştır, ayıptır; üzer, yorar, suçluluk duygusu yaşatır; suça yöneltir… Usunuza gelecek onlarca olumsuz, kötü şey, durum, olay, olgu, oluşum vb. kirlenmeyi çağrıştırır; kirlenmeye yol açar. Niçin temiz toplum istiyoruz? Niçin temiz eller istiyoruz?
      “Kirlenmek güzeldir!” diyenler, Türkçeyi kirletmenin yanı sıra Türkçenin onurunu da zedelemektedir. Uyarıyor ve kınıyoruz…

SEVGİ ÖZEL

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter