AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Aralık 2011
ARAPÇA İLKÖĞRETİME GİRDİ

      Politikacılar önce “küçük Amerika” olacağız dediler, sonra “İngilizce bilmeyen kalmayacak” muştusu verdiler. Harf ve Dil Devrimlerini yadsıdılar; bu devrimler üzerinden Atatürk’ü ve Türk Devrimini eleştirdiler; eleştiriler hesaplaşmaya, giderek saldırıya dönüştü. Son yıllarda dille, yazınla ve eğitimle doğrudan ilgisi, araştırması ve ürünü olmayan çokları, ülkemizde büyük bir dil sorunu varmış gibi, bambaşka tartışmalar içindeyken ilkin yabancı dille (yaygın olarak İngilizceyle) eğitim, eğitim kurumlarının en küçük birimlerine dek indirildi.
      Ülkemizin öncelikli dil sorunu, resmi dil Türkçenin öğretilememesidir.
      Kitle iletişim araçlarında (özellikle TV’lerde), dahası TBMM’de kullanılan dil, Türkçenin eğitim ve öğretiminin ne denli yetersiz olduğunu göstermektedir. Sözcüklerin yanlış seslendirilmesinin, arka arkaya doğru, tutarlı, açık tümceler kurulamamasının, anayasal kural ve yasaların bile her konuşana (uygulayıcıya) göre değişerek yorumlanmasının, kendini yeterince anlatamayanların hırçınlaşarak demokratik öz ve kültürden uzaklaşmasının başka bir açıklaması olamaz. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına Türkçeyi öğretmekle yükümlü olan MEB bile Türkçeyi yanlış kullanmaktadır. MEB’nin “misyon”unu ve “vizyon”unu gösteren bilgisunar sayfaları, karma bir dille yazılmıştır, anlatım ve yazım yanlışıyla doludur.
      Çocuk ve gençlerimizin, yetenek ve olanakları elverdiğinde bir değil, birkaç dili öğrenmesi, kuşkusuz ülkemizin yararınadır. Ne ki Türkçeyle düşünmeyi öğretemediğimiz bireylere eğitimin her aşamasında İngilizceyi dayatan bundan önceki siyasal iktidarların yanlışını bugünkü iktidar, daha büyük bir yanlışla derinleştirme yolundadır. 4. sınıfından başlayarak bütün ilköğretimlere, Arapça dersi verilecektir.
      Önce “sosyal bilim liseleri”ne, “Osmanlı Türkçesi” adıyla Osmanlıca dersi kondu; Arap abecesine dayalı abeceye de “Osmanlı Türkçesi alfabesi” dendi. Bu uygulamaya kimi aydınlar, “arşiv”leri okuyacak “eleman”a gereksinim var diyerek destek verdi. Oysa fakültelerin hepsinde Türk dili ve edebiyatı bölümleri var; bu bölümlerde Osmanlıca ve eski yazı öğretilir; bu bölümleri bitiren onlarca genç de işsizdir.
      Şimdi de ilköğretimlere yapay gerekçelerle Arapça dersi konuyor. İlköğretimlerde Türkçe ders saati azaltılmıştır; yabancı dil dersi 4-5. sınıflara haftada 3’er, 6-7-8. sınıflara 4’er saat; TC inkılap tarihi ve Atatürkçülük dersi yalnız 8. sınıflara haftada 2 saat; vatandaşlık ve demokrasi eğitimi yine 8. sınıflara haftada 1 saat; din kültürü ve ahlak bilgisi 4. sınıftan 8. sınıfa haftada 2’şer saat okutulmaktadır. Ancak “Arapça Dersi Öğretim Programı, 4 ve 5. sınıflar için haftada 3 ders saati, 6, 7 ve 8. sınıflar için 4 saat üzerinden toplam 648 ders saati olarak yapılandırılmıştır.”
      İlköğretime Arapça dersi koyan anlayışın gerekçesi de ilginçtir:
      “Ülkemizin komşu ülkelerle gelişen ticari, ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkileri nedeniyle iletişimi sağlayacak yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyulmakta”ymış; “Esasen ülkemizde Arapça öğretimi köklü bir geleneğe sahip olmasına rağmen bir yabancı dil olarak bu dilin öğretiminde öğrenci merkezli, iletişim odaklı ve görev temelli yaklaşımlardan henüz yeterince yararlanılmış değil”miş.
      Birçok fakültede Arap dili ve edebiyatı bölümü bulunmaktadır; ayrıca imam hatip liselerinde de bu dil öğretiliyor; bu gerekçe açıkça kandırmacadır. Dahası var:
      “Bütün bu etkenler ve ihtiyaçlar, ülkemizde Arapça öğretiminin yeni bir yaklaşımla ele alınmasını zorunlu kılmış” ve “İlköğretim Arapça Dersi Öğretim Programının hazırlanmasında Avrupa Konseyi tarafından yabancı dil öğrenimi ve öğretimi için yabancı dil dersinin uygulanmasına dair, karşılaştırılabilir standartlar getiren Diller için Avrupa Ortak Başvuru Metni (OBM)’nden yararlanılmış…” Çünkü “OBM, sadece Avrupa dillerini geliştirmeye yönelik kültürel bir araç olarak görülmemeli”ymiş; “Günümüzde OBM, aralarında Türkçe, Arapça, Çince, Japonca, Korece, Rusça, Gürcüce, Ermenicenin de olduğu yaklaşık 40 dile çevrilmiş…” Bitmedi; “Gerek Avrupa’da gerekse Arap dünyasında yabancılara Arapça öğretiminde OBM standartlarına önemli bir ilgi olduğu bilinmekte”ymiş.
      İlköğretim çocuklarına Arapça öğretmek isteyen ve “vizyon”u çoktan değişen MEB’nin ilginç bir açıklaması da “Programın Vizyonu” başlığını taşıyor:
      “İlköğretim Arapça Dersi Öğretim Programının vizyonu, yabancı dil öğrenmekten zevk alan, kendi değerlerinin farkında olan ve farklı olana karşı hoşgörü gösteren, hayat boyu öğrenmeyi ilke edinen, kendine güvenli ve kendi yeteneklerinin farkında olan, başkalarıyla işbirliği yaparak birlikte öğrenen, düşünme becerilerini harekete geçirerek sorgulayan, karar veren ve sorunlara çözüm üreten bireyler yetiştirmektir.”
      “Programın Genel Amaçları” da şunlar:
      “İlköğretim Arapça Dersi Öğretim Programı, Türk millî eğitiminin genel amaçları ve temel ilkelerine uygun olarak öğrencilerin;
         • Yabancı dil öğrenmeye istekli olmalarını,
         • Arapça konuşulan coğrafyadaki çeşitli kültürleri tanımalarını,
         • Kendi kültürel değerlerini fark ederek farklı olana hoşgörü ve saygı göstermelerini,
         • Kendi kültürel değerlerini yabancılara aktarmalarını,
         • Hedef dilde dinleme, konuşma, okuma ve yazma dil becerilerini geliştirmelerini,
         • Kendini ifade etme, iletişim kurma, işbirliği yapma, eleştirel düşünme ve problem
           çözme becerilerini geliştirmelerini,
         • Seviyelerine uygun görsel, işitsel ve yazılı kaynakları takip etmelerini,
         • Bilgi teknolojilerinden yararlanarak öğrenme becerilerini geliştirmelerini,
         • Diller  İçin  Ortak  Başvuru  Metni’nde  belirlenen   ölçütlere  göre  kendilerini
           değerlendirmelerini amaçlamaktadır.”

      “Çocuklara Yabancı Dil Öğretimi” başlığıyla da çocuklara özgü birtakım özellikler anlatılıyor; isteyenler MEB’nin bilgisunar sayfasından okuyabilirler. Bizim düşüncemiz şu: Çocuklara Arapçayı öğretirken doğallıkla abecesini de öğreteceksiniz. Çocuk bu, çabuk kapar. Kuran kurslarında da çocukların bu yanından yararlanılmıyor mu?
      İlköğretim çocuklarına “içerik ve temalar” öğretilirken “Arap alfabesi, ünsüzler, uzun ünlüler, kısa ünlüler (fetha, damme, kesra), ilk okuma için yardımcı işaretler (şedde, sukûn vb.), şemsî ve kamerî harfler vb.” türü bir yığın kurallar öğreteceksiniz. Adı anılan “program”da her şey ince ince düşünülmüş. TBMM kürsüsünden “Arabın medeniyeti benim medeniyetimdir” diyenlerin ardılları, bugün çoğu bizimkiler gibi İngilizce konuşan Arap ülkelerinde Arapça konuşamamanın ezikliği içinde olmalılar ki ağacı yaşken eğmek istiyorlar. Arapça öğrenen ilköğretim çocuklarının çok “kazanım”ı olacak, bunlar tablolarla uzun uzun anlatılıyor; “tablolar” sıralanırken birden karşınıza “Atatürkçülükle ilgili Kazanımlar ve Konular” başlığı çıkıyor. “Programa” böylece “Atatürkçü eğitim” süsü de verilmiş oluyor.
      Bize göre, ilköğretimlere Arapça dersi koymak doğru değildir; “İlköğretim Arapça Dersi Öğretim Programının vizyonu”yla yazı ve eski dile kapı açılmaktadır. Büyük olasılıkla bir türlü çözüm bulunamayan Kuran kursları “bilimsel kılıf”la okullara sokularak MEB içine alınacaktır. Çoktandır çoğu imam hatip okullarına benzetilen okullarımızda bir yandan İngilizce, öte yandan Arapça öğretimle Türkçe kendine yer bulamayacak duruma düşürülmektedir. 1950’den bu yana, çoğunca Türkçeyi sevmeyen iktidarlar başımızdadır; bütün ülkeyi saran İngilizce tabelalara, yakın gelecekte Arapçaları eklenecektir.
      Yabancı dille, İngilizceyle eğitime olduğu gibi Arapçanın ilköğretimlere sokulmasına da tepkiliyiz. Tek sözcükle kınıyoruz! Bu kadarı çizmeyi aşmaktır! Ulusal eğitimi sulandırmaktır!
      MEB’nin, bu yanlıştan dönmesini ummuştuk; olmadı.
      Dileriz, aydınlanmacılar bu yanlışı umursar...

SEVGİ ÖZEL

 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter