AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Bilişim Ürünlerinde Türkçenin Sahibi Kim?

     Bilişim ürünlerinde, şimdilerde de tablet bilgisayarlarda abecemizdeki tüm harflerin yazılıp görüntülenmesinde sorunlar yaşıyoruz. Gerçekte bu ürünlerin Türkiye'de satışa sunulmasının temel koşulu, yalnızca abecemizin değil, Türkçenin tüm kurallarının eksiksiz kapsanmasıdır.
     Bu gerçeği vurgulamak, yürürlükteki yasal düzenlemeleri ve yaptırımları öğrenmek üzere 26 Ağustos 2013'te TC Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na yazı gönderdik. TC Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TC Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası, Türkiye Bilişim Derneği, Tüketici Hakları Derneği'ne de dağıtımını yaptığımız bu yazı ile birlikte bir üyemizin bu konudaki düşüncelerini dile getirdiği iletisini aşağıda yayımlıyoruz.


Dil Derneği'nin Gönderdiği Yazı

Bir Dilsever Sesleniyor: Mümtaz Gökçebağ'ın İletisi

     Komşumuzun on yaşındaki oğlu sevinçle yanıma geldi. Annesi ona tablet bilgisayar armağan etmiş. Yanıma oturdu, uzun uzun bu teknoloji harikasının özelliklerini anlattı. Müzik dinlemek için kulaklığı nasıl takacağını, film izlerken yüksek çözünürlüğe nasıl geçeceğini gösterdi. Son olarak da arkadaşlarına mektup yazdığından söz etti ve bir örnek verdi. İşte o zaman fark ettim ki çocuğun elindeki tablet Türkçe karakterleri yazamıyordu.
     Türkçe yazıda (ş,ü,ö,ğ,ı) kullanılmazsa ne olur? Onların yerine en yakın başta biçimler kullanamaz mıyız? Örneğin ÜZÜM yazmak yerine UZUM yazmanın ne sakıncası olabilir?
     “Sıcak güneşin altında bağdan üzüm topladım” tümcesini “Sicak gunesin altinda bagdan uzum topladim” biçimde yazarsak ne yitiririz?
     Ne yitireceğimizi görmek için örnek tümcemizin beynimizde nasıl oluştuğuna yakından bakalım. “Sıcak güneşin altında bağ” tümceciği beynimizde bir resim oluşmasına yol açar. Parlak güneşte bir bağ düşünürüz ve onun resmini görürüz. Çoğu kez bu resim, daha önce tanık olduğumuz görüntülerden biridir. Üzüm toplamak ise yine benzer şekilde daha önceden belleğimize yerleştirdiğimiz üzüm ve toplamak resimlerini çağrıştırır. Böylece tümcenin bütününü okuduğumuzda beynimizde üzüm toplayan insanlar resmi görünür ve anlam kazanır.
     Peki, “Sicak gunes altinda bagdan uzum topladim” yazdığınızda ne olur? Beyin anında görüntüye geçemez! Çünkü bu sözcüklere ilişkin resimler orada yoktur ve bir tür çeviri işlemi gerçekleşir: Sicak=sıcak, gunesin=güneşin, altinda=altında, bagdan=bağdan, uzum=üzüm, topladim=topladım.
     Beyin, bu çeviriyi yerli yerine koyarak önceki bölümcede (paragrafta) anlatılanlara uygun olarak tümceyi resmeder ve siz yazılanı anlarsınız.
     Dolayısıyla bu iki yazım biçimi arasında inanılmaz ölçüde fark vardır. Birincisinde anlamlar doğrudan beyninizde oluşurken ikincisinde ara işlemden geçmek zorunda kalır ki bu da konunun anlaşılmasını çok zorlaştırır. Derken okuma işlemi, giderek daha zevksiz bir eyleme dönüşür; okumaya çalıştıkça ondan vazgeçme eğiliminiz artar. Her ne kadar işlemler ışık hızında yapılıyorsa da beynimizin çalışma gücü neredeyse yarı yarıya azalır.
     Eğer on yaşında, okuma-yazmayı yeni öğrenmiş bir çocuğa bunu yaparsanız o beyin, kültür ve edebiyattan giderek uzaklaşacaktır. Çünkü okuma ve yazma işlemi artık iki kat daha çok enerji gerektirmektedir.
     Son gelişen öykü ve şiir tekniklerine baktınız mı? Üç satırlık öyküler, yazım (imla) adına en küçük işaret taşımayan şiirler...
     Beni tanıyanlar bilir, yıllarca Türkçe karakterler için âdeta savaş verdim; ama bu son olayda yenildiğimi hissediyorum!..
     Batı dünyası, teknolojiyi kullanarak Anadolu’da Türk kültürünü tümüyle yok etmeye yönelik hamlelerini kolayca gerçekleştirirken buna karşı çıkması gereken çevrelerin sessizliği, yok oluşu kabullenmenin en önemli kanıtı gibi duruyor. Eğer edebiyatınız, şiiriniz yoksa kültürünüz de yok olur. Ya da kültürünü yitiren toplum, ulus olma özelliğini de yitirir. Zaten günümüzde olan da bu!
                                             Mümtaz Gökçebağ (İzmir, Karaburun-Küçükbahçe)


 
BAŞYAZI
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ
Haziran 2017 - 352. Sayı
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter