AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Atatürk ve Yazım

A. Dilâçar 

Atatürk 1928 yılı Eylülünde İstanbul’dan ayrılarak arka arkaya Samsun, Amasya, Sivas ve Kayseri kentlerinde halk arasında Latin alfabesi konusunda araştırmalarda bulunmuş ve 21 Eylülde Ankara’ya dönmüştür. 26 Eylülde de “Vekâlet” Müsteşarları, yani Türk yazısı konusunu görüşmek üzere “Maarif Vekâletinde” toplanmışlar ve 3 Kasımda “Yeni Türk Harflerinin Kabulü” konusundaki 1353 sayılı yasa “Resmi Gazete”de yayımlanmıştır.

1 Aralık 1928’de gazete ve sokak levhaları yeni harflerle yazılmaya başlanmış, 12 Aralık 1928’de de Dil Encümeni tarafından (eski ve yeni harflerle) düzenlenen çift sütunlu XVII+371 sayfalık “İmlâ Lûgati” yayımlanmıştır. Bu encümenin üyeleri Ahmet Cevat, Ahmet Rasim, Celâl Sahir, Falih Rıfkı, Fazıl Ahmet, İbrahim Necmi, İbrahim Osman, İsmail Hikmet, Mehmet Baha, Mehmet Emin, Mehmet İhsan, Ragıp Hulûsi, Ruşen Eşref ve Yakup Kadri idiler. Bundan önce her hafta 5 formalık fasiküller halinde yayımlanan ve 25.000 sözcüğü kapsayan bir “İmlâ Kılavuzu” 29 Ekim ile 12 Aralık 1928 arasında tamamlanmıştır.

Bu ilk “İmlâ Lûgati”nde açık olarak belirtildiği gibi “kelimelerin yazılışının mümkün olduğu kadar fonetik olması”na çalışılmıştı. Buna göre (b, d, g, v, c, z, j gibi) “yumuşak” (titreşimli) ve (p, t, k, f, ç, s, ş gibi) “sert (titreşimsiz) denilen ündeş (samit) gruplar arasındaki “benzeşme” olayına yazıda da yer verilmiş ve örneğin eski harflerle yokdur biçiminde yazılanı yoktur; çiftci’yi çiftçi; esdi’yi esti; rafdan’ı raftan;asdırmak’ı astırmak; ictima’içtima; ıztırab sözcüğünü de ıstırap biçimine dönüştürmüşlerdir.

Ayrıca sözcük sonundaki “yumuşak”lar da “sert”e çevrilmiştir. Kab yerine kap, and yerine ant, özel adlarda Mehmed yerine Mehmet gibi. Yabancı asıllı sözcüklerde, genel olarak, Türk sesbilgisine uymayan kimi okunuş ve yazım hakları tanınmış ve örneğin harfın yerine harfin, ictimayı yerine ictimai ve içtimai biçimlerine yer verilmiştir. Çekimde, sesli uyuşmazları ve değişimleri yazımda da gösterilmiştir. gelmeyor yerine gelmiyor gibi. Kimi sözcüklerin yazımı da söylenişe uyularak kısaltılmıştır. Örneğin eczahane yerine eczane gibi ya da bütünüyle değiştirilmiştir, örneğin mutbak yerine mutfak, “İmlâ Lûgati” anlam birimi gösteren bileşik sözcüklerin bitişik yazılmasını istemiştir, örneğin tavukgöksü, demiryolu, başkâtip, kırkayak, kalınkafa, kaybolmak, zannetmek gibi.

Dil Encümeni, okunuş bakımından, uzun sözcüklerin hecelenmesini, kolaylaştırmak amacıyla “bağlama” denilen bir işaret, yani sözcüğün son hecesini ayırt eden kısa bir çizgi kabul etmişti, gelmiş-tir de olduğu gibi. Kısa bir deneme süresinden sonra Atatürk bir genelge ile yazımla ilgili 4 değişiklik yapmıştır: 1. Soru takısı olan mi, mı; mü, mu genellikle ayrı yazılır, fakat kendinden sonra başka ekler varsa onlarla bitişerek yazılmalıdır, geldi mi? ve geliyor musunuz?, ben miydim? gibi; 2. Bağlantı ilgeci olan ki “ve dahi” anlamına olan de, da özerk sözcük olarak ayrı ayrı yazılır, örneğin gördüm ki geliyor, sen de gel, o da gelsin gibi; 3. “Bağlama işareti” denen çizgi kalkmıştır. Örneğin, eskiden demir-dir, Ahmet-le, gelir-ken, mert-çe, yarın-ki yerine demirdir, Ahmetle, gelirken, mertçe, yarınki; 4. Farsça asıllı sözcüklerdeki bağlama çizgisi de kalkmıştır; bileşim seslisi ilk sözcüğün sonuna bitişir, örneğin hüsn-ü nazar yerine hüsnü nazar gibi.

Yine aynı Encümen, Arap ve Fars asıllı sözcüklerin yazımında da “tecvid”e kaçmamış yazımı yüklü bir duruma getiren (^), (’) imlerin kullanılmasında önemli bir kısıntı yapmıştır. Örneğin, Dil Heyetinin çıkardığı “Gramer”de îman, dârülfunûn, âli, ta’mir, tâma, te’min mebde’ yazımıyla geçen sözcükleri “Lûgat”te iman, darülfünun, âli, tamir, tama/tamah, temin, mebde biçimlerine çevirmiştir. “Lûgat”in “düzeltme” bölümünde kimi yazım biçimleri daha sadeleştirilmiştir, âza yerine aza gibi; hükûmet, hükümet’e çevrilmeyerek olduğu gibi bırakılmış, tespit sözcüğü tesbit’e; makpuz yazımı makbuz’a; mefküre, mefkûre’ye; münderecat, mündericat’a; şura (meclis) de şûra’ya çevrilmiştir.

Ayrıca yeni Türk alfabesinin kabulü günlerinde ince k gösteren kh bileşik harfi de az sonra yalınlaşmıştır. Örneğin: vekhâlet vekâlet olmuş, vakhit vakit, müstakhil müstakil, şevkh şevk, sevkh de sevk.

Bu “İmlâ Lûgati” 1941’e dek dairelerde ve okullarda 13 yıl kullanılmıştır.

İngilizcenin yazımında bir bölüm sözcükler sesçil yazıma, bir bölümü ise geleneksel yazıma uygun biçimde yazıya aktarılır. Bu niteliğiyle İngilizcenin yazımı kolay sayılamaz, kimi dilcilerce çok eleştirilir.

Hollanda dilinin yazımında da sesçil yöntem uygulanmamaktadır.

Bu kısa açıklamamız, yazım konusunun yalnız dilimiz bakımından değil, genel olarak her dil için önemini, doğurduğu sorunları küçük ölçüde de olsa yansıtmaktadır, kanısındayız. Hemen hepimiz, kimi sözcüklerin yazımında zaman zaman duraksama geçirmekte, ya Yazım Kılavuzuna bakmakta ya da kendimizce bir yol izlemekteyiz. Durum böyle olunca aynı sözcük ya da sözcük öbeği değişik yerlerde başka başka biçimlerde karşımıza çıkmakta, bir kargaşalık doğurmaktadır. Buna bir de kültür ve öğrenim eksikliğinden, dile saygı eksikliğinden doğan özensizlik eklenince durum daha kötü bir görünüm gösteriyor.

Bugüne değin ve bugün harcanan çabalar, işte bu durumun düzeltilmesine yönelmiştir. Dergide yer alan öteki yazılarda, bu çabalar üzerinde durulmaktadır.

Kimi aksaklıklara ve ters yöndeki tutumlara karşın Türkçenin yazımının 49 yılda önemli gelişmeler geçirdiğini, birçok dilde rastlananın tersine, kısa bir süre içinde bir yazım birliğine doğru olumlu adımlar atıldığını söyleyebiliriz. Türk Dil Kurumunun bu konudaki katkısını kimse yadsıyamayacaktır. Bugün de gözden uzak tutmamamız gereken aşağıdaki noktaları yinelemek istiyoruz:

Yazım sorunu, dile saygının, dile özen göstermenin bir parçasıdır.

İleri ülkelerin düzeyine erişme ve savaşı içinde olması gereken, her alanda öğrenim görmüş yeni yeni kuşaklar yetiştirmek zorunda bulunan ulusumuz, yazım konusunda titiz davranmaya alışmalı, kesin bir yazım birliğinin sağlanmasına yardımcı olmalıdır.
 

Türk Dili, XXXV, sayı:307, 1977

 
 


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter