AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Doğan Hızlan'a Başkanımızdan Mektup

Dernek başkanı Sevgi Özel, Doğan Hızlan'ın "İki Sözlük Arasında Kaldım" başlıklı köşe yazısına yanıt gönderdi.

Dernek başkanı Sevgi Özel, Doğan Hızlan'ın Hürriyet gazetesindeki 14 Temmuz 2006 tarihli köşe yazısını yanıtladı. Doğan Hızlan'ın köşe yazısını ve Sevgi Özel'in gönderdiği mektubu aşağıda yayımlıyoruz.


İKİ SÖZLÜK ARASINDA KALDIM
DOĞAN HIZLAN,
Hürriyet, 14 Temmuz 2006

ŞEHRİBAN OĞHAN'ın On-line mı, onlayn mı haberini okurken (Hürriyet, 13 Temmuz 2006) sonuçsuz dil tartışmalarından birini daha yaşamış oldum.

Bu konuda o kadar çok konuşuldu, yazıldı ki, bilenler, hiçbir zaman sonuca varılmadığını anımsayacaklardır.

Haberi özetleyelim.

TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, on-line, check-up gibi sözcüklerin özgün biçimde yazılmasını savunuyor.

Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel de yabancı kelimelerin okunduğu gibi, yani onlayn, çekap, çet gibi yazılmasından yana.

Doğrusu iki sözlük, iki anlayış arasında kaldım. İki taraftan birini de bütünüyle benimseyemedim.

Öyle kelimeler kullanıyoruz ki, bazen özgün dilindeki gibi telaffuz ediyor ve yazıyoruz, bazen de Türkçe'ye uydurarak.

Örneği Wolfgang Amadeus Mozart'tan verelim .

Kimimiz Mozar, kimimiz Mozart, kimimiz Motzart diye okuyor, bildikleri dile göre farklı bir okuma ama yazılış aynı.

Mesela Kiril alfabesi ile yazılanlar için hangi yöntemi uygulayacağız, kural koyabilecek miyiz?

* * *

TÜRKÇE'de yayımlanan kitapların kapağının bazısında Anton Çehof, bazısında Anton Çekof diye yazılmıştır.

Bugün hepimiz William Shakespeare'i özgün imlasıyla yazıyor Şekspir diye okuyoruz. Yıllar önce Cenap Şahabettin'in kitabının adı ise Wilyem Şekispiyer'di. Zamanın okuması öyleydi. Okumalar döneme göre de değişiyor çünkü.

Çoğu zaman da yazılışı ile okunuşu arasındaki fark reklamlarda bile belirtilir.

Galleria'da Le Printemps mağazası açıldığında, Prentan okunur diye uyarı notu vardı.

Aynı anlayış, Ytong için de kullanıldı, gazete reklamlarında İtong okunur sözü konuldu.

Telaffuz karışıklığı olmasın diye Fransız Danone (Danon okunması gerekir) Türkiye'de Danone diye ürünlerini sattı ve bizleri bu ikilemden kurtardı.

Hele Rus adlarının okunması konusunda rahmetli Hasan Âli Ediz, bizi epeyce bilgilendirdi.

Herkes kendi imlasına göre yazıp okuyor, İngilizce yayınlarda Elif Şafak'ın adı Elif Shafak diye yazılmıştı.

Aslı sökreter olarak okunan kelime bizde sekreter oldu mesela.

Fransızca'nın Bonne chance'ı (İyi şanslar'ı) da Türkçe'de bol şans biçiminde kullanıldı.

Örnekleri çoğaltmak kararsızlığımı artıracak.

* * *

HER ikisi de haklı. Dil meselesi böyledir, çoğu zaman haklı olan taraf halktır, dilciler değil.

* * * * *  

BAŞKAN SEVGİ ÖZEL’İN DOĞAN HIZLAN’A MEKTUBU

Sevgili Ustam,

14 Temmuz günlü, "İki Sözlük Arasında Kaldım" başlıklı yazınızla, yine Hürriyet'te çıkan haberde, sanki ben, "bütün yabancı sözcükler okunduğu gibi dilimize buyursun" düşüncesini savunuyormuşum gibi bir hava oluştu. Kimi bilgisunar (internet) sayfalarında, özellikle "reklam"cı dostların, hem bana hem de Dil Derneği'ne verip veriştirdiklerine tanık oldum. Ne yazık ki "reklame" sözcüğü de dilimize "reklam" olarak girmemiş mi?

TDK Başkanı Sayın Akalın, TV'lerde, gazetelerde "onlayn, çekap, çet" gibi üç beş sözcüğü diline doladı, Türkçeden deyim atma çabasının ve bozup hurdaya çevirdikleri Türkçe Sözlük'e tepkilerin yönünü değiştirmek istiyor sanki.

Sayın Akalın "online" yazmayı doğru buluyorsa, resmi TDK'nin sözlüğünde okunuşlarıyla yer alan, "ambiyans, ambulans, konvansiyon, konsolidasyon, konservatör, konsept, konsensüs, konsorsiyum, konteyner, kreatör, kruvasan, polijini, provizyon, prüriten, pürizm, pürist, tradisyon, traksiyon, trias, triyas..." gibi yüzlerce sözcük ne geziyor?  Bu tür sözcüklerin çoğu Dil Derneği'nin Türkçe Sözlük'ünde yoktur.

Dahası şöyle gariplikler de var: Resmi TDK full-time sözcüğünün özgün biçimi,  parttaym sözcüğünün okunuşunu almış.

"Medya" sözcüğünün okunuşunu almakla kalmamış, bir de bundan yeni sözcük ve söz öbekleri yapmış, maddebaşına da kondurmuş; ki bunları ilk kez resmi TDK'nin sözlüğünde görüyoruz, buyurun: "Medyacı, medyacılık, medya maydanozu, medya starı" gibi.  "Ünlü, tanınmış, bilindik, bilinen" gibi, gerektiğinde birçok Türkçe karşılığını kullanabileceğimiz "medyatik" de okunuşuyla yerleşmiş.

Dahası "okeylemek" eylemi türetilmiş, "start almak, start vermek, sahne almak..." gibi çeviri yanlışları da eksik kalmamış.

Bizi yabancı sözcüklere kapı açmakla suçlayanlara şunu söylemek isterim. Eğer Dil Devriminin önüne "milliyetçi muhafazakârlar"ımız dikilmeseydi, Türkçeleştirme eylemine bir zamanlar sözde aydınlar, sözde dilciler alaysamayla, suçlamayla yaklaşmasaydı, Türkçe sözlüklerimiz doğunun batının sözleri, kavramlarıyla tıka basa dolmayacaktı.

Ben de başkanı olduğum dernek de yabancı sözcükleri ne okunuşuyla, ne özgün biçimiyle, hiçbir biçimde sevmiyoruz. Ama sözcükler, kimseyi dinlemez, elimizi çabuk tutup Türkçesini bulamazsak, bu konuda ortak akıl üretemezsek, kimseye sormadan Türkçe söyleyişe ayak uydurur, dile doluşurlar. Yıllardır olan da budur.

Dil Derneği'nin koşulları belli, yine de bu sözcüklerin Türkçesini bulmak için çabalıyoruz; Türkçesi varken diye çırpınıyoruz. Belli ki bizi uzaktan eleştirenler, ne Dil Derneği'ni, ne resmi TDK'yi, ne de 1983 öncesindeki Atatürk'ün kurduğu TDK'yi, hiçbirimizi yeterince izlememiş, yaptıklarımızı irdelememişler.

Resmi TDK, maddebaşına "bira bardağı, viski bardağı, ahir zaman peygamberi, ıslatma suyu, namaz seccadesi" gibi tuhaf tamlamaları yerleştirerek,  sözcüklerin kimisini öyle, kimisini böyle yazarak tam bir tutarsızlık sergilemiştir.

"Özleştirmecilik"i "tasfiyecilik"  ya da "devrim"i "katlanma, çevrilme, bükülme" olarak tanımlayan "yaşayan Türkçeci" bir anlayıştan başka ne beklenirdi ki?

Yaşadığımız sıkıntılar şunu gösteriyor: Aklın öncülüğüyle bilimsel verilere dayanarak dile sahip çıkmak. Artık Atatürk'ün ne denli haklı olduğunu tartışmasız kabullenmek.

Çünkü bugün ülke ne durumdaysa, Türkçe de aynı durumda. 

Değerli ustam, bence iki sözlük arasında kalmadınız. En içten sevgi ve saygılarımla.

Sevgi Özel

 


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter