AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
27 Aralık 2011
SON ATAMALARLA TÜRK TARİH VE DİL KURUMLARINA,
1983'TE SÜRÜLEN HUKUK LEKESİ DERİNLEŞMİŞTİR!
      Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na yapılan atamalar nedeniyle doğan tartışmaları üzüntüyle izliyoruz; atamalar, kimilerince ilginç ve şaşırtıcı, kimilerince doğru bulunmuştur. Şaşırtıcı olmayan, atamaların Atatürk’e, Atatürkçü düşünceye, Atatürk’ün kurduğu Türk Tarih ve Dil Kurumlarına yeni bir saldırı fırsatı yaratmış olmasıdır. Dil Derneği olarak tek yanlı ya da kulaktan dolma bilgilerle fırsatçılık yapanları kınıyoruz!
      Atatürk, yüzyıllarca “ümmi ümmet kul” olan halkı, aklın öncülüğündeki bilimin ve sanatın ışığıyla aydınlatmayı, “aklı ve vicdanı özgür” yurttaşlar yapmayı amaçlayan Türk Devrimiyle bağnazlığın bataklığından çıkarmıştır. Atatürkçü düşüncenin özü ve tanımı Türk Devriminin her aşamasıyla kazandıklarımızdır. Devrimlerin en önemli ve en gerekli iki dayanağı Harf ve Dil Devrimleridir.
      Atatürk, ulusun tarih ve dil bilincini pekiştirmek için Türk Tarih (1931) ve Türk Dil Kurumu’nun (1932) kurulmasını sağlamış; “yazı ile din”i ilişkilendiren anlayışın sürmemesi için Harf Devrimini yasayla yapmış; tarih ve dil işlerini devlet kurumlarına bırakmamıştır. Yazı ve dil ile DİN arasındaki köprüyü kaldırmıştır; Atatürkçü düşünceyi besleyen Harf ve Dil Devrimlerine yönelen öfkenin asıl nedeni budur.
      Atatürk, tarih ve dil işlerine devlet kurumlarını karıştırmamıştır. Devlet dil ve tarih işlerine, 1950’den sonra MEB genelgeleriyle karışmaya başlamış; el altından devlet kurumlarına giren Türk İslam sentezi 12 Eylülle eğitim-kültür siyasası olmuş; Türk İslam sentezine direnecek bütün kurumların özerkliği yok edilmiştir.
      Türk Tarih ve Dil Kurumları, birer DERNEK idi. Atatürk, siyasal baskılardan ve etkilerden uzak kalmaları için bu iki derneğe, eliyle yazarak 5 Eylül 1938’de Beyoğlu 6. Noterine verdiği, ölümünden sonra Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesince açılan, “Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleri ile Çankaya’daki menkul ve gayri menkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisine âtideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum” dediği “vasiyetnamesi”nin son maddesinde, “Her sene nemadan mütebaki mikdar yarı yarıya Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsil edilecektir” diyerek gelir bırakmıştır.
      Kenan Evren takımı, Atatürk’ün dernek olarak kurduğu Türk Tarih ve Dil Kurumlarını 1982 Anayasasının 134. maddesine dayanarak yasa zoruyla devlet dairesi yapmış; kurumların adına, malvarlığına el koymuştur. 12 Eylülcüler, Atatürk’ün “vasiyetnamesi”ni çiğnemiştir. Bu “vasiyetname” Sayın Gül’ün değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ündür. 
      Gerçek aydın, çiğnenen “vasiyetname” kimin olursa olsun; bu hukuksuzluğa tepki verir. Hukukun üstün olduğu yerde, insan haklarının en eskisi olan “miras bırakma” yasa zoruyla yok edilemez! Oysa sözde aydınlar, 1983’ten bu yana Kenan Evren’in Atatürk’ün kalıtını çiğneyerek oluşturduğu, bugünkü iktidarın KHK ile hukuk lekesini derinleştirdiği Türk Tarih ve Dil Kurumlarında güle oynaya görev alıyorlar. Gerçek aydın, hukuk ayıbı taşıyan bir yapıya atanmayı içine sindiremez, kabul etmez! Sözde aydınlar, yabancı dille (İngilizceyle) öğretime, sosyalbilim liselerine Osmanlıca, ilköğretime Arapça dersi konmasına, yabancı adlandırmanın ülkeyi kirletmesine çanak tutuyor; Atatürkçü düşünceyi içselleştirme aracımız olan ve Dil Devrimiyle yenileşen Türkçeye saldırıyorlar. Dünyanın neresinde gerçek aydın, kendi diline, dile emek verenlere düşman olur?
      Atatürkçü düşünce, ulusal ve evrensel değerleri aklın öncülüğüyle, bilimsel sanatsal verilerle harmanlamayı öngörür. Atatürkçü düşünce, bireyin laik eğitimle özgürce oluşturacağı kendi düşüncesi ve bilgisine, hukukun üstünlüğüne güvenmesidir. Atatürkçülük, emek verdiği ya da vereceğine inandığı koltuğu hak ettiğini, bir başka deyişle haddini bilmektir. İnanıyormuş gibi yaparak Atatürkçü düşüncenin anlamını değiştirmeye, içini boşatmaya çalışmak, bu düşünceyi savunmak değil, göz boyamaktır!
      Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na yapılan atamalarla doğan tartışmalar, dil ve tarih konularının siyasaya nasıl araç yapıldığını; sözde aydınların da bu oyundaki rollerini göstermiştir. 12 Eylülle hesaplaşacağını söyleyen iktidara, bu söylemi destekleyen sözde aydınlara anımsatmak istiyoruz:
      Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün özgür istenciyle iki derneğe bıraktığı kalıtını ve kurumlarını yok eden hukuk lekesini silmemek ileri demokrasi midir? 
      
                                                                                                    Dil Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
                                                                                                                       Sevgi Özel
 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter