AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
25 Mart 2011
YABANCI ÖĞRETMENLERLE "ULUSAL DİL SİYASASI" OLUŞTURULACAKMIŞ!
     Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ''Yabancı Dil Öğretiminin Geliştirilmesi” için bir “proje” hazırlamış; bu yolla “ulusal bir dil politikası” oluşturacakmış. Yurtdışından anadili İngilizce olan öğretmenler getirilecek, okullarda “English cafe”ler açılacak, TV’lerde “popüler” çizgi film ve programlar altyazılı yayımlanacak, okulöncesini de kapsayacak bir dizi uygulama başlayacakmış. “Yabancı dil mevzuatının yenilenmesi, eylem planı hazırlanması, İngilizce öğretiminde kullanılan program ve materyallerin standartlara uygun olarak yenilenmesi, yabancı dil öğretmeni istihdam kriterlerinin yeniden belirlenmesi, proje tamamlanıncaya kadar (4 yıl içinde) her yıl 10 bin olmak üzere toplam 40 bin yabancı öğretmen alınması, tatillerde yabancı ve Türk öğretmenlerin birlikte çalışması, ders saatleri dışında birlikte etkinlikler düzenlemesi” öngörülüyormuş.
      Görülüyor ki ulusal eğitimi beceremeyenlere, yabancı dille öğretim de yetmemektedir.
      Birçok okulda uzun zamandır yabancı dille öğretim yapılmaktadır. Bu uygulama bağımsız bir ülkede ulusal eğitim siyasası değil, yayılmacı anlayışın dayatmasıdır. Bilimciler, sağduyulu aydınlar, yabancı dil öğretiminin doğru, yabancı dille öğretimin yanlış olduğunu yıllardır bilimsel verilerle dile getirmektedir. MEB tüm uyarılara ve ülkenin bilimsel birikimine arkasını dönerek ulusal eğitimden, ulusal eğitimi besleyecek evrensel bilgi ve uygulamalardan uzaklaşmış, eğitim ilkokuldan üniversiteye dek her aşamada siyasallaştırılmıştır.
      *40 bin yabancı öğretmenle 40 bin okulda, binlerce çocuk ve genci İngiliz ya da Amerikalı gibi konuşturabilirsiniz; ama kendi diliyle düşünmeyi değil, önce o dille düşünmeyi öğretirsiniz.
      * Bilimsel verileri, bilimcileri yok sayarak “iki dilde” eğitim tartışmaları sürerken ülke topluca İngilizceyle düşünmeye koşullandırılmaktadır. Bu durum çok yakında Türkçenin ve ülkemizde konuşulan dillerin üzerine kalın bir perde çekecektir.
      *Okullarda MEB eliyle “English cafe”ler açılacak olması övünülecek değil utanç duyulacak bir uygulama olacaktır!
      Yabancı dille öğretim, yiyecek, giyecek, konaklama, eğlenme yeri, radyo ve TV adlarındaki, konuşma ve yazı dilindeki yabancı sözcük saldırısı sürerken MEB’ye sormak istiyoruz:
      *Siz bu ülkeyi ve bilincimizi kirleten görüntüden hoşnut musunuz?
      *Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına Türkçeyi niçin öğretemiyorsunuz?
      *Türkçe öğretmenlerini niçin iyi yetiştiremiyorsunuz? Öğretmenler niçin pırıl pırıl konuşup yazamıyor? Niçin çocuk ve gençlerin dil bilincini pekiştiremiyorsunuz?
      *Öğretmen, profesör gibi sanı olan bakan ve milletvekilleri, eğitimli sayılan yurttaşlar niçin doğru konuşamıyor?
      *Yabancı dille öğretimi yaygınlaştırarak eğitim kurumlarının çoğunu yayılmacı anlayışa sunmuştunuz; şimdi eğitim kurumlarının tümünü yayılmacı anlayışa altın tepside sunmuyor musunuz?
      *Gelişmiş ülkelerde bağımsızlığın simgesi, sağlıklı öğretmeyi başardığı, sağlıklı eğitim verdiği dilidir. Soruyoruz: Nedir bu aymazlık; “işgal” altında mıyız, sömürge miyiz?
      *Bu uygulama 1950’lerin “barış gönüllüleri”ni anımsatmıyor mu?
      *İngilizce öğretmenlerinin iyi yetişmesi, öğretecekleri dile egemen olmaları için olanaklar yaratmak yerine, niçin yayılmacı anlayışa ödün verme yolunu seçiyorsunuz?
      Eğitimi yönlendirenlere sesleniyoruz: Seçtiğiniz yol karanlıktır; ülkeyi nereye çıkaracağı bellidir. Ülkesini, çocuk ve gençlerin geleceğini her şeyden çok önemseyen aydınlar olarak sizleri uyarıyoruz! Türkçeyi doğru öğretmeye bakın; yabancı dille öğretimden vazgeçin, herkes için yabancı dil öğretimi ve tüm öğretmenlerin iyi yetişmesi için Atatürk’ün “manevi” kalıtı akılcı olana ve bilime tutunun!
      Bütün yurtseverlere, bilim ve sanat insanlarına sesleniyoruz: MEB’nin iç ve dış siyasadaki kargaşa ortamında araya sıkıştırılıverdiği bu yanlış uygulama, bütün ulusun sorunudur! Aydınların, özellikle bilim ve sanat insanlarının suskun kalması, açılacak derin yaraya tuz basmak olur!
      Saygılarımızla.
                                                                                                                       Dil Derneği Yönetim Kurulu adına
                                                                                                                                       Sevgi Özel
 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter