AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
11 Ocak 2008
“TEŞKİLAT-I ESASİYE”NİN, “ANAYASA” OLUŞUNUN 63. YILDÖNÜMÜNÜ KUTLUYORUZ!

         Bundan 63 yıl önce, “Teşkilat-ı Esasiye”, “Anayasa” olarak Türkçeleştirilmiştir. TBMM’ce onaylanan 4695 Sayılı Yasanın 11 Ocak 1945’te Resmi Gazetede yayımlanmasıyla “Teşkilat-ı Esasiye” o günden sonra “Anayasa” olmuştur.

1924’te kabul edilen  “Teşkilat-ı Esasiye” doğal olarak koyu bir Osmanlıca ile yazılmıştı; çünkü o dönemde daha Harf Devrimi ve Dil Devrimi yapılmamıştı. Buna karşın Atatürk ve arkadaşlarının, Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş uygarlıklarla yarışır olması için harcadığı çabaların, yaptıkları devrimlerin yolunu açan, egemenliğin ulusa ait olduğunu vurgulayan ilk temel yasamız “Teşkilat-ı Esasiye”nin, 11 Ocak 1945’te “Anayasa” olması, Türk Devrimiyle edindiğimiz dil bilincinin kanıtıdır. Ancak o dönemde de Türkçenin yolunu açan Harf ve Dil Devrimlerini karalayarak yadsıyan anlayış, bunu, “Teşkilat-ı Esasiye kanunu öz Türkçe denilen bir lisana tercüme edildi!” diyerek küçümsemiştir.

1950’de iktidar olan Demokrat Parti, 1932 Şubatıyla 1950 Haziranı arasında 18 yıl Türkçe okunan ezanı Arapçaya çevirerek, Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu’nu kapatmaya çalışarak, 1952’de “Anayasa”yı yeniden “Teşkilat-ı Esasiye” yaparak ve benzeri eylemleriyle Türk Devrimini yaralamış,  geriye gidişin yolunu açarak karşıdevrim girişimlerini cesaretlendirmiştir.

Demokrat Partinin bütün çabalarına karşın, 1945 ile 1952 arasında geçen kısacık sürede bile “Reisi Cumhur” yerine Cumhurbaşkanı, “intihap” yerine seçim, “Divan-ı Muhasebat” yerine Sayıştay, “Şûra-yı Devlet” yerineDanıştay, “Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi” yerine Genelkurmay Başkanı, “hâkimiyet” yerine egemenlik ve bunlar gibi yüzlerce Türkçe sözcük dilimize yerleşmiş olduğundan, Demokrat Parti dilde geriye dönüş eylemini istediği gibi gerçekleştirememiştir. Ancak “Anayasa”yı “Teşkilat-ı Esasiye” yapan anlayışla hız kazanan devrim düşmanlığı, yazık ki 1980’lerde “Türk İslam sentezi”yle biçimlenerek devletin eğitim-kültür siyasası olmuştur.

Bugün “Anayasa”yı “Teşkilat-ı Esasiye” yapan anlayışın ardıllarını TBMM’de görmekten büyük üzüntü duyuyoruz. Atatürk’ün vasiyetnamesini bile çiğneyen yasanın 25 yıldır Anayasadan güç alması, TBMM çatısı altında Atatürk’ün kurduğu Türk Tarih ve Dil Kurumlarını kapatan hukuk ayıbının savunulması, Türkçeleştirme eyleminin “uydurukça, aşırılık, tasfiyecilik” olarak nitelenmesi, bir Anayasa değişikliğinin tartışıldığı bugünlerde kaygılarımızı derinleştirmektedir.

“Teşkilat-ı Esasiye”yi “Anayasa” yapan bilincin ve Dil Devrimi ışığının yok olmadığını TBMM’deki bütün milletvekillerine ve kamuoyuna duyurmayı görev biliyor; eskiyen “Teşkilat-ı Esasiye” mantığıyla “çağdaş” bir “Anayasa” yapılamayacağını; yapılırsa bunun, ulusu kandırmaktan öte gitmeyeceğini anımsatmak istiyoruz.

                                                                                              Dil Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
                                                                                                                Sevgi Özel


 
BAŞYAZI
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ
Haziran 2017 - 352. Sayı
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter