AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Ekim 2007
TÜRKÇENİN YARALANMASI, ÜLKENİN YARALANMASIDIR!

Dil Devriminin 75. yılını kutladığımız bir dönemde, Atatürk’ün öncülüğüyle kazandığımız 75 yıllık birikimimiz göz ardı edilmekte, Türkçe yara üstüne yara almaktadır.

Bilim ve sanat insanlarının, bütün kişi ve kurumların düşüncelerini özgürce dile getirmesi, bireylerin doğruya ulaşmak için her şeyi sorgulaması; toplumun her kesiminin birbirini doğru anlaması, Dil Devrimiyle kazandığımız bilincin kısa tanımıdır. Ancak Türkçenin geliştirilmesi ve korunmasıyla görevli olan devlet kurumları bile Dil Devrimini tanımamakta, bilim dışı yollarla dille oynamakta ya da suskun kalmayı yeğleyerek dilin bozulmasına çanak tutmaktadırlar.

* Atatürk’ün Türk Dil Kurumu’nun adına, malvarlığına el konularak 12 Eylülcülerin hukuk tanımazlığıyla oluşturulan ve bir hukuk ayıbı üstüne konuşlandırıldığı için toplumun güvenini kazanamayan Başbakanlığa bağlı Türk Dil Kurumu (resmi TDK), yasal görevlerini bile yapamamakta, dilin yozlaştırılmasını önleyememekte, ölçünlü dil ve yazım birliğini bozarak dilde ayrımcılık yapmayı sürdürmektedir. Askeri ve sivil bütün okullara giren yanlışlarla dolu, Türk Devrimini tanımayan TDK’yi ve yapıtlarını bunca yanlışıyla öncü sayan kişi ve kurumlara sesleniyoruz: Resmi TDK’nin Türkçe Sözlük’ü ve Yazım Kılavuzu günümüzdeki kargaşanın nedenidir; düzeltilmeden kullanılmamalıdır!

* Milli Eğitim Bakanlığı, resmi TDK’nin dil anlayışını temel almakta ancak bilgisunar (internet) sitesinde, ders kitaplarında, sınavlarda kullandığı dilde görüleceği gibi, kendisi de resmi TDK’nin bilimsel değil, bireysel olan ve sıklıkla değişen kurullarına uymamaktadır. Türk Devriminin en önemli dayanağı olması gereken Dil Devrimini Türkçenin eğitim ve öğretimine yansıtamayan, yabancı dille öğretimi sürdüren ve “dilsiz” bir gençlik yaratılmasına neden olan MEB’ye sesleniyoruz: Dilimiz ulusal kimliğimizdir; Dil Devrimi ve dil siyasaya araç yapılamaz! Yapanlar, Atatürkçülükten söz edemez!

* Yasanın, “Türkçenin; özellikleri ve kuralları bozulmadan konuşma dili olarak kullanılması” görevini verdiği RTÜK, radyo ve televizyonlardaki dilin perişanlığını görmezden gelmektedir. Radyo ve TV’lerde adı yabancı izlencelerin artması, Türkçe ve yabancı kökenli sözcüklerin sıklıkla “yanlış” kullanılması, yerel kullanımların (ağız özelliklerinin) yaygınlaşması toplumu rahatsız etmektedir. Yerli dizilerde bebekler “bye bye”la esenleşmekte, büyükler karma dille saçmalamakta; eğlence ve magazin izlencelerinin çoğunda “gız anam, get lan”lı konuşanlar izleyicileri de aşağılayan “berbat” bir dil kullanmaktadır. Uygulamalarından çıkardığımız sonuçla, umutsuzca da olsa RTÜK’ü sesleniyoruz: Baskıcı, sansürcü ve yanlı davranmadan Türkçeye sahip çıkınız!

* Türkçede seslenmek, esenleşmek, iyi dilek belirtmek vb. için pek çok sözcük varken laik cumhuriyeti temsil edenlerin her sözü “inşallah, hayırlara vesile olmak…” gibi kavramlarla başlayıp bitirmesi, yabancı ya da eski sözcükleri yeğlemesi, eğitim alanı daraltılan toplumu derinden etkilemektedir. Dikkat edilirse, özellikle TV’lerdeki eğlence, yarışma izlencelerinde bile dinsel kavramlar öne çıkar, ulusal kavramlara abuk sabuk açıklamalar yapılır olmuştur. Bütün politikacılara, toplumun gözü önünde olan ve uluorta, özensiz konuşan herkese sesleniyoruz: Dünya görüşümüz, inancımız, kökenimiz ayrı da olsa Türkçe ile anlaşmak zorunda olduğumuzu unutmayın!

            * Biz sömürge değiliz; dilimizden ve ülkemizden utanmıyor, ülkesine ve diline güvenmeyenlerin yaptığı yanlışın utancını da taşımak istemiyoruz. Kendi emeğine, ürününe, yapılarına, işyerlerine Türkçe ad vermeyen işadamlarına, girişimci ve işyeri sahiplerine sesleniyoruz: Çocuklarımızın geleceğini karartan yanlıştan dönün artık!

* İlgililere, yetkililere dilin de bilimi olduğunu anımsatıyor; ülkenin ve Türkçenin sorunlarına duyarlı olan yurttaşların Dil Derneği’nin çabalarına destek olmasını bekliyoruz! Unutmayalım; Türkçenin yaralanması, ülkenin yaralanmasıdır! Siyasal ve kültürel bağımsızlığımız tehdit ve tehlike altındadır. Bundan daha kötüsünü beklemek ve yakınmak, Türk Devrimine inanan bizlere yakışmaz. Tüm iletişim araçlarımızı kullanarak dili bozanları daha sık uyaralım. Adı ve tadı yabancı ürün kullanmazsak ne açıkta kalır, ne açlıktan ölürüz; bize yabancı olan her şeye uzak durarak Türkçeyi ve bizi küçük düşürenlere yurttaşlık bilinciyle daha yoğun tepki verelim! Kamu yararına çalışan bir dernek olarak duyarlı yurttaşların bütün uyarı ve tepkilerini yaygınlaştırmaya, bu doğrultuda her türlü zorluğu göğüslemeye, dün olduğu gibi bugün de hazırız!

Saygılarımızla.

                                                                                         Dil Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
                                                                                                                       Sevgi Özel


 
BAŞYAZI
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ
Haziran 2017 - 352. Sayı
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter