AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Eylül 2013
DİL DEVRİMİNİN 81. YILDÖNÜMÜ
(81. DİL BAYRAMI KONUŞMASI)

      81. Dil Bayramında ulusumuzu ve Türkçeyi özgürleştiren Mustafa Kemal’i, Türk Devrimine emek veren bütün devrimcileri saygıyla anıyoruz!
      Bu yıl da Dil bayramını buruk bir coşkuyla kutluyoruz.
      Hak ve özgürlüklere, geleceğine sahip çıkmak; ağacını, toprağını, ulusal ve evrensel değerleri korumak için gençlerin canından olduğu bu karanlık günlerde, kuşkusuz başımız hoş değil. Ancak ne yaşarsak yaşayalım; iktidar, cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Türk Devrimini karalamak için ne yaparsa yapsın; biz, ne Atatürk’ten ne devrimlerden geçeriz!
      2013 yazına bambaşka duygularla girdik. Çoklarının umudu kestiği, çoğumuzun da bir avuç sandığı gençlik birden “Biz buradayız!” dedi. Ses vermekle kalmadı can verdi, gözünü verdi, yaralandı, zindanlara tıkıldı; ama özgürlüğe, bağımsızlığa olan aşkını vermedi. “Diren Türkiye!” diye haykırdı.
      Korkusuz Devrimci Uğur Mumcu şöyle seslenmişti:
            “Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık…
            Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık sustu.
            Bağımsızlık, Mustafa Kemal´den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. Mezar taşlarımıza basa basa devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek (…) istediler… sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
            Vurulduk ey halkım unutma bizi!”

      Gazla, mermiyle, tekmeyle öldürülen gençlerimiz, “özgürlüğe adanmış bir top çiçek” gibiydi… Tıpkı Uğur Mumcular, Bahriye Üçoklar, Ahmet Taner Kışlalılar gibi onların gömütlerinde de bir gün devrim gülleri açacak. Ne onları unutacağız, ne bağımsızlığı bize armağan eden Mustafa Kemalleri…
      Atatürkçü düşünce için, Türk Devrimi için, adalet ve demokrasi için, yurtta ve dünyada barış için, laik eğitimle çağdaş yaşam için, bilim ve sanat için, kirli oyunlarla toplum dışına itilen kızlarımız için, dinsel ve ırksal tutuculukla geçmişin karanlıklarına sürüklenen oğullarımız, sürekli kandırılan halkımız için direneceğiz! Dil Bayramında üzgünüz, öfkeliyiz; ancak baskıyla, zulümle karşıdevrimi kabullenecek değiliz. Direneceğiz!
      12 Eylülcüler Atatürk’ün Türk Dil Kurumu’nu kapatınca bilim ve sanat düşmanı gericiler, zil takıp oynadılar. 12 Eylülle yoğunlaşan Atatürk ve cumhuriyet düşmanlığı, Kenan Evrengillerin becerebileceği işler değildi. İşe, Atatürk kurumlarını kapatarak dilden başlanması da rastlantı değildi.
      Zamanla neler olacağını 30 yıl önce de söyledik; “Cumhuriyetle, devrimlerle hesaplaşılıyor” seslenişimiz tepki de aldı. Tepki verenler Türk Devriminin yıkılamayacağına inananlardı. On yıl içinde gördük ki inanmak yetmiyor; Mustafa Kemaller gibi devrimci olmak gerekiyor!
      12 Eylülle okullar imam hatipleşmeye başlamıştı; 4+4+4’lük karartmayla ulusal eğitim yok edildi; “”ulema maifeti”yle bütün okullara yeşil bayrak asıldı; 12 Eylülün bir bölümünü yeşile boyadığı üniversite bugün yeşilin ötesine geçti, karardı. Evrengiller isteyince “devrim”i, “katlanma, çevrilme, bükülme” diye tanımlayan, devrimin sözcüklerini yasaklatan TDK, bugün Osmanlılığa ve dine sarılan iktidar ağzıyla “çapulculuk” yapıyor. 30 yıldır Atatürk’ün kalıtını talan ederek Türk Devrimini silip 90 yıllık düzeni bozmak isteyen iktidarın kör kuyusuna su taşıyor.
      12 Eylülcüler cumhuriyet kurumlarını “tasfiye” işine üniversite ve Atatürk kurumlarından başlamıştı. Üniversite susarsa Türk Devrimiyle hesaplaşma kolaylaşacak, Dil Devrimi durursa yurttaşın ortak dille düşünme bilinci silinecekti. Bugün ulusal sınırlar içinde demokratlığını bibergazıyla, zindanları doldurarak gösteren, komşuya demokrasi getirmek için savaşı bile göze alanlarla aynı dili konuşuyor; ama anlaşamıyoruz. Bedeli de gençler ve kandırılan halk ödüyor.
      81. Dil Bayramında, usun öncülüğüne ve bilime inancımızla gerçekleri bir kez daha anlatmayı, siyasa kurumunu uyarmayı görev biliyoruz:
      1) Yüzyıllardır bu coğrafyanın adı Türkiye’dir. Türkler Anadolu’yu yurt edinince “Rum diyarı”na geldiklerini düşünüp kurdukları devlete Rum Selçukileri derken Avrupalılar, gelenlerin Türk olduğunu, Türkçe konuştuğunu görmüş, burayı Türkmenlerin ülkesi anlamında Türkiye (Turchia) diye adlandırmıştır. Atatürk ve arkadaşları da her türlü iletişim ve belgede “Türk, Türkiye” adını kullanmış, kurdukları devlet de Türkiye Cumhuriyeti adıyla tarihe yazılmıştır.
      2) Türkçe sesçil olan, matematiksel dizgesiyle kolay öğrenilen bir dildir; bu özelliğiyle yüzyıllardır bu coğrafyadaki her inanç ve kökenden insanın ortak iletişim aracı olmuş; dahası yüzyıllar önce İtalyanlar gibi ticaret için gelenler bile Türkçe öğrenmiştir.
      3)Türkçe, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu çoğunluğunun dili olduğu için devletin dilidir. Türkçenin devletin dili olması, kimi yurttaşların “ikidilli” olmasına, anadilini öğrenmesine engel değildir; bunun yasal koşulları, siyasal çıkarlara göre değil, bilimsel veriler göz önüne alınarak hazırlanır.
      4) Kimi siyasacıların bilgi yoksunluğu ve siyasa gereği “ikidilli” eğitimi, “iki resmi dil”i savunması bölünme isteğinin örtülü biçimde dillendirilmesidir. Ayrıca hak ararken çoğunluğun dilini ve 90 yıllık birikimini karalamak bilimsel ve siyasal ahlakla bağdaşmaz.
      İşte bu koşullarda 81. Dil Bayramını kutluyoruz. Kesinlikle Atatürkçü düşünceden, devrimlerden vazgeçmiş değiliz! Bunca olumsuzluğa karşın bilim ve sanat insanları durmuyor! Öyküler, romanlar, oyunlar, şiirler yazılıyor!
      Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Ödülünü kazanan Berat Alanyalı ile Dil Derneği Kerim Afşar Ödülünü kazanan Mustafa Balbay’ı kutluyoruz. Her iki ödülü de yaşatan Aksoy ve Afşar Ailelerine; seçici kurullarımıza, ödüle aday olan yazarlara, ilgisini esirgemeyen yayınevlerine teşekkür ederiz.
      Bilime, sanata, düşün yaşamına emek veren aydınlara gönül borcumuz sonsuz; her bayram bir avuç aydına anmalık sunuyoruz; kuşkusuz kapısı önünde yatılacak yüzlerce aydınımız var. Geçen bayramda da söyledim; bu ödüllere salt eleştirel gözle bakmak, özellikle bu karanlık dönemde doğru değil. Atatürk’e, laik cumhuriyete, TC kısaltmasına bile düşmanlık yapılırken her birimiz önce durduğumuz yeri sağlamlaştıracağız. Dilin yenileşmesi, Türkçe sözcüklerin çoğalıp yaygınlaşması; düşüncenin yenileşmesi, varsıllaşması ve yaygınlaşması demektir. Aydınların düşüncesini Türkçe sözcüklerle yansıtması, toplumun aydınlanmasını, gerçekleri bir an önce görmesini sağlayacaktır. Aydınlardan beklentimiz budur.
      Bu duygularla Onur Ödülümüzü kabul eden aydınlarımızı kutluyoruz.
      26 yıldır kapısının ipini çektiğimiz Çankaya Belediyesine, dünkü başkanlarına ve Başkan Bülent Tanık’a, belediyemizin tüm emekçilerine; Cumhuriyet gazetesine, Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer’e, Yazar Işık Kansu’ya ve gazetenin emekçilerine, Halk TV ve Kanal B'ye teşekkür ederiz!
      81. Dil Bayramına katkı veren derneklere, vakıflara, tüm kuruluşlara; koşup gelen sizlere gönül borcumuz sonsuz! Her zaman el ele olacak, karşıdevrime birlikte direneceğiz!
      Türkçenin müziğini dinleterek kulaklarımızdaki pası silen Elçin Temel’e teşekkür yeter mi? Sağ olsun!
      Sizlerin ve ulusun Dil Bayramını kutluyorum. Hepiniz sağ olun!

SEVGİ ÖZEL

 
BAŞYAZI
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ
Haziran 2017 - 352. Sayı
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter