AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
TÜYAP 32. İstanbul Kitap Fuarı: "Dil"li Gençler

      TÜYAP 32. İstanbul Kitap Fuarında 2 Kasım 2013'te Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Cumhuriyet Kitapları ile birlikte düzenlediğimiz "Dil"li Gençler başlıklı oturumda gençlerimizin dile ilişkin görüşlerini, düşüncelerini dinledik. Dil Derneği Genel Yazmanı Hülya Küçükaras'ın yönettiği oturuma Darüşşafaka Lisesi öğrencisi Nurhan Suna Yüce,  ÇYDD Gençlik Birimi üyeleri Özge Akman ile Ufuk Nokay, OdaTV Haber Müdürü Barış Terkoğlu konuşmacı olarak katıldılar.


Özge Akman, Ufuk Nokay, Hülya Küçükaras, Nurhan Suna Yüce, Barış Terkoğlu

      Lise öğrencisi Nurhan Suna Yüce konuşmasında şu soruların yanıtlarını arıyordu: ""Her ortamın ayrı “dil”i var mı? Dili yönlendiren kurumların işlevleri, görevleri ve beklentilerimiz nelerdir?" Konuşmasına "Ne ölçüde farkındayız bilemiyorum; ama iletişimin olduğu yerde dil vardır" diye başlayan Nurhan, dilin okulda, ailede, arkadaşlar arasındaki kullanımına değinerek şunları söyledi: "Dilin en kirli kullanıldığı ortam arkadaş ortamıdır. Öykünmeciyiz ve günü kurtarmaya çalışıyoruz.

      Kendime soruyorum: Türkçe söylediğimde utanır mıyım? Batı'dan Arapçadan gelen sözcüklerle bilgili gibi görünmeye çalışıyoruz, Anadolu'nun tüm bireylerine de haksızlık ediyoruz. Oysa ailemizle, yemek masasında başka bir dil kullanıyoruz. Sözel davranışlar dile ilişkindir ve biz yabancı etkilerle kültürümüzü değiştirip kendimizden uzaklaşıyoruz. Ben, her ortamda kendi dilimi kullanmaya çabalıyorum ve mağazalarına, yapılarına Türkçe adlar koymayanları kınıyorum."

      Dünya'daki gençlerin ortak bir dile gereksinimleri olup olmadığını irdeleyen Marmara Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğrencisi Özge Akman "Küreselleşen Dil" başlıklı konuşmasında dili üç ayrı etmen üzerinden değerlendirdi: Eğitimde dil, ekonomide dil ve kürselleşen dil. (Konuşmanın tümü için tıklayınız.)

      Barış Terkoğlu, kitle iletişim araçlarının dilinin gelecek kuşakların varoluşundaki etkisi, sorumluluğunu şu sözlerle dile getirdi: "Dil sürekli yaşıyor. Hangi uygarlığın sırtındaysa ona göre biçimleniyor. Dildeki yozlaşmanın uygarlığımızın bozulmasıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Yalıtılmış yaşasaydık dil gerekmeyecekti... Biz kitle iletişim araçlarında hangi dili yazıp konuşursak sokaktaki çocuk da onu kullanacak. Sözcükleri belirli bir amaçla, bir hedefe uygun olarak seçip kullanıyoruz. Kendi değerlerimiz üzerinden bir dil kuruyoruz; dil seçimimiz üzerinde oturduğumuz değerlerle ilintili.

      Ben dili dört açıdan ele alıyorum: 1-Türkçe bilmiyoruz. Sözcüklerini, yazım kurallarını bilmiyoruz, öğrenmiyoruz, öğrenmek istemiyoruz. 2-Ulusal duygular. Dilin ulusal duygularla iç içeliğini kavrayamıyoruz. Türkçe kullanmayı ayıp sayıyoruz. 3-Dil Devrimi. Bir devrim, toplumun diğer alanlarından bağımsız olamaz. Sömürgeleşmiş bir toplumda onların dili baskın oluyor. 4-Aşağılık duygusu. Bu duygudan yakamızı kurtaramıyoruz.

      Sonuç olarak yaşanan tüm bozulmalardan kurtulmanın, arınmanın yolunun yeniden Dil Devrimi, yeniden Kültür Devrimi olduğunu düşünüyorum."
      Son konuşmacı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi Ufuk Nokay ise Dil Devrimi ve dil bilincini gençler üzerinden değerlendirerek deneyimlerini paylaştı:

      "Bizler Dil Devrimini ya hiç bilmiyoruz, ya yanlış yorumluyoruz. Dolayısıyla dil bilincini neredeyse hiç oluşturamamışız. Ben, bize dayatılanların ne denli yanlış olduğunu bu oturuma hazırlanırken anladım. Her şeyi kalıplaştırarak öğrenme eğilimdeyiz. Çoktan seçmeli sınavlara öylesine alışmışız ki dil kullanımını gerektiren yorum sorularını yanıtlayamıyor, başarısız oluyoruz. 80 sonrasında yok edilen değerlerimizi düşününce dil bilincinin başlarda yer aldığını şimdi görüyorum."


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter