AnaSayfa Kuruluş: 22 Nisan 1987
Dil Derneği, Bakanlar Kurulunun 24.07.2002 tarih ve 2002-4812 sayılı kararı ile kamu yararına çalışan dernektir.
 
Yayın Yönetmeninden
 
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ - Kasım 2018

 

BAŞARININ BAŞARISI

Ertuğrul Özüaydın

Bir asker düşünün ki nice savaşlar kazanmış, ulusal direnişin öncüsü olmuş. Birliklerine cepheden cepheye önderlik etmiş. Yıkılıp yok edilmek istenen bir ulusun ayaklanmasını ve kurtuluşunu sağlamak yolunda üstün çabalar göstermiş. Beraberinde emperyalist güçleri bozguna uğratmıştır. Bir devlet adamı düşünün ki yabancı boyunduruğundan kurtardığı topraklar üstünde yurdunun yeniden kuruluşunu gerçekleştirmiş. Sonrasının nasıl olması gerektiğini bilerek, gelişme yönünde adımlar atmıştır. Değişimden, değişmekten korkmamıştır. Ulusu ve ülkesi için en uygun çözüm yollarını araştırmış, bulmuş. Bütün bu yapılanlardan sonra kimin ne söylemeye hakkı olabilir? Kim neyi yadsıyabilir? Kim küçümseyebilir? Kim ne söylüyorsa bilmediğinden değil, kafasının arkasında gizliden gizliye başka şeyler kuruyor olmasındandır.

Tarih karşısında böylesine başarılar elde eden Mustafa Kemal, geldiği bu noktada dursa ya da duracak olsaydı bu toprakların yazgısı sanırım böyle olmazdı. Yakıp yıkılmış ülkenin yoksul ve bitkin insanlarıyla yapılacak daha çok şey vardır. İşlere daha sıkı sarılmak gerektiğini biliyordur. İşte cumhuriyet, işte cumhuriyet devrimleri yenileştirme yolunda atılan dev adımların birer ayak izidir. Başarının başarısıdır.

Bir ülkenin hammaddesi kültürüdür. Yani tarih boyunca o ulusun yarattığı doğal ve toplumsal değerlerin bütünüdür. Anadili, tarihi, teknik birikimi, bilgisi, geleneği ve yarattığı düşüncenin ortak adıdır, kültür. Bu bağlamda dil ve cumhuriyet devrimleri arasında doğrudan bir bağ vardır. Çünkü cumhuriyet devrimleri bir kültür devrimi niteliği almıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan beş yıl sonra gelen Harf Devrimi bir bakıma bu devrimlerin öncü atılımı olmuştur. Çığır açmıştır. Türk insanının Türkçe düşünüp Türkçe konuşmasının olanağı yaratılmıştır. Türkler özlenen abecesiyle dünyayı anlamaya başlamış ve dünyayla yazışır, konuşur olmuştur. Bununla birlikte Osmanlı'dan gelen iki dilin yarattığı karışıklık, çelişki ve yozlaşma sona ermiştir. Harf Devrimi, çağının havasını değiştirmekle kalmamış geleceğin biçimlendirilmesini derinden etkilemiştir.

Mustafa Kemal nereye varacağı belli olmayan Cumhuriyet Devrimlerinin doğrudan izleyicisi ve uygulayıcısı olmuştur. Sözü edilen yeniliklerin hayata geçirilmesi devrimlerin kendisi kadar önemliydi. Kültürel yapıyı oluşturan toplumsal yapıyı iyi biliyordur. Bu nedenle Türk abecesini tanıtmak için yanında karatahtası baştan başa ülkeyi dolaştı. Yeni abeceyi öğrenciye, öğretmene, çiftçiye, hamala, esnafa öğretmeliydi. Amacı, ülkesini bilim ve kültür düzeyinde ileriye taşıyabilmekti. Aldığı sorumluluklar kendisine görev kılınmadı, o bütün bunları içten gelen bir duyguyla yaptı. Yeniliğin arkasını hiç bırakmamış bir devrimci düşünün ki ömrünü devrimlere adamış.

Sonraki adımları ortaokullar için “Medeni Bilgiler” (Yurttaşlık Bilgisi) kitabı ve geometri öğrenecekler için “Geometri” kitabını yazmak olmuştur. Güncelliğini yitirmemiş bu kitapları açın okuyun, Ulusal eğitimin nereden geçmesi gerektiğini bilen bir eğitmen tutumuyla yazıldığını göreceksiniz. Çıkış noktası belli, ne dediği anlaşılan, tutarlı ve sağlam yapı üzerine kurulmuş birer ders kitabı niteliğindedir. Hepsinin en önemli özellikleri bugünkü Türkçeyle boy ölçüşebilecek zenginlikte ve güçte olmasıdır.

“Geometri” kitapçığı (eski terimle hendese) tanımları, örnekleri ve açıklamalarıyla temel bilgileri içeren bütünlüktedir. Geometrinin ilgi alanına giren ve bugün de geçerliliğini koruyan, genel konularda bilgiler içerdiğini görüyoruz. Kendi içinde yarattığı bilimsel kuralları, düzeni ve yöntemleri açık seçik anlatan bütünlüktedir. Her kavram kendi içinde anlamlandırılıp örnek ve çizimlerle açıklanmıştır. Geometrinin temel ilkeleri ve genel çizgileri bir bütünlük içinde verilmiştir. Sözgelimi: “Bir dikey açı kenarları birbirine dikey olan açıdır. Dikey açı, köşesi merkez olarak çizilen çemberin dörtte birini kapsar ve ölçüsü 90 derecedir.” Bu tanım açıktır ve kolayca anlaşılır. Türkçeyle ilgisi olmayan zaviyey=i kaime: dikey açı, hat: çizgi, dılı: kenar gibi sözcükleri kullanmamıştır.

Ulusal eğitimin kültürel bağımsızlığımızla aynı çizgide tutulması tartışılmaz bir gerçektir. Dil olmadan ne kültür ne de ulusal eğitim olabilir. Olursa da öyle olur… Bu nedenledir ki Atatürk tam bağımsızlık ilkesini dil ve kültürle birlikte anar. Bu nedenle şöyle der; “Türk ulusundanım diyen insanlar her şeyden önce ve ne olursa olsun Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan, Türk kültürüne topluluğuna bağlılığını öne sürerse buna inanmak doğru olmaz.” Türkçeyi güçlendirmek, yaygınlaştırmak amacıyla konuşmalarında ve yazdığı kitaplarda anadilini kullanmaya son derece özen göstermiştir.

Yazdığı “geometri” kitabı söylediklerimize en güzel örneklerden biri sayılır. Kırk sayfalık küçük kitapta olabildiğince Türkçe kullanılmıştır. Ayrıca karşılığı bulunmayan birçok yabancı sözcük ve terime Türkçe karşılıklar bulunmuştur. “Boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesit, yay, çember, teğet, açı, taban, eğik, kırık, çekül, yatay, düşey, dikey, yöndeş, konum, üçgen, dikdörtgen, köşegen, eşkenar, yanal, yamuk, artı, eksi, çarpı, bölü, eşit, toplam, oran, orantı, türev, alan, varsayı” gibi önerdiği sözcükler bugün de kullanılmaktadır.

Şimdi geldiğimiz yerden o günlere baktığımızda birbirine bağlı ne denli önemli işlerin yapıldığını görebiliyoruz. Yeni Türk harfleriyle yetişen kuşaklar Türk yazınının ve sanatının seçkin örneklerini vermektedir. Çağdaş uygarlık değerleriyle yaratılan bu örnekler dünya edebiyatı ve sanatı içinde saygı görmüştür. Dilsel yenileşme doğrudan toplumsal gelişmenin üzerinde etkili olmuştur, diyebiliriz. Yine de tarihsel ve kültürel birikimimize dönüp baktığımızda Türkçemiz bütün bunlardan daha fazlasını hak ediyor.


 
BAŞYAZI
TÜRKÇE SÖZLÜK
YAZIM KILAVUZU
 
     
facebook twitter